Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ağustos '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
371
 

Can boğazdan gelirrr ve gider

Can boğazdan gelirrr ve gider
 

Erkenin de uyanmak hoşuma gidiyor pazar sabahlarının. Kış olsa sarıl yorgana uyu, tadını çıkar uykunun ve sıcaklığın. Sabahın seher vaktinde, yollara düştüğün anları düşünerek tadına var değil mi ama?
Şimdi mevsim yaz olunca zınk diye açılıyor gözler. Kalkıyorum şöyle bir sessizliği dinliyorum. Tüm pencereler açık, yaseminler doldurmuş bir odamı tüm kokusu ile.
Dışarı çıkıp greyfurt ağacı altında ki sandalyeme oturuyorum. Greyfurt'un dalları saçlarım da. Bir yakınlaşma var bu yapraklarla, bir onlar biliyor bu duygumu, bir ben.

Komşu bahçede Şengül hanım erkenden uyanmış. İşe gider gelir iken tanışıp konuşmuştuk. Bahçe çitine kadar gidiyorum. Tavuklar gut gut gut diye sesler çıkarıp göz ucu ile beni süzüp, telaşla yerdeki yemleri didikliyor. Pazar kahvaltıları bir avuç darı ve kocaman bir bahçede bir çok yeşil bitki.

Şengül hanımın görmediği anlarda dalıyorlar bahçeye...
İşaret ediyorum "geleyim mi "diye
Şengül'e gülümsüyor "erkencisin haydi gel" diyor.
Sevinerek kapıyı kilitleyip yan bahçeye geçiyorum. Köpekler var iki tane, beni görünce hiç yabancılamıyorlar. Halbuki bir çok kez üzerime atlamasınlar diye korkutma amaçlı küçük taşlar atmıştım. Korkuyorum biraz, hani hatırlarlar diye birbirlerine bakıyorlar;"bırakalım geçsin" ekmeğini yemeğini yedik, az da olsa dercesine.

Fasulye sırıklarını sökmüş Şengül hanım bakmış altlarında fasulyeler kalmış onları ayıklar iken bana da sesleniverdi. Benim bulduklarım bana, senin buldukların sana...İşte o an nasıl da gayrete geliveriyorum. Bir yemeklik fasulyem oluveriyor bir anda.
Börülceler de gel beni topla diyor adeta. Nasıl da severim dalından sebze meyve toplamayı. Çocukluğumuzdan beri hep yazın köylerine giden çocuklara ne çok özenmişimdir. Bizim hiç köyümüz olmadı ama...
Güneş tüm sıcaklığı ile tam tepemde. Bir haşlamalık börülce topluyorum ama hani bir söz vardır "can boğazdan gelir, boğazdan da gider" diye.

İki kilo sebze toplama uğruna gidiyorum a dostlar... Kuyu suyu ile dolmuş kaptan başıma suları boca ediyorum. İlk anda verdiği serinlik sonra derin bir sıcağa dönüşüyor anında.
Yine gözüm aç, birkaç domates(valla iki kilo kadar) biraz biber toplayıp kahvaltı için sözleşip evin yolunu tutuyorum.
Kendimi duşa suyun o serin kollarına teslim ediyorum. Korku dağları bekler, tansiyon tehlikeli bir rahatsızlık. Ne diyordu radyo dan anons yapan spiker öğlen sıcağın da çocuklar ve yaşlılar! tansiyon ve kalp damar rahatsızlığı olanlar sakınsın kendini diye...
Efendim? bana mı demiştir dersiniz...

Allah korusun iki kilo sebze uğruna öbür tarafa gitmek...aman aman bir daha mı tövbe...Sonra o malum taşa yarı kilo fasulye ve bir pişirimlik börülce uğruna uzanıverdi toprağa diyecekler…
Kahvaltı mı? Üzümlerden oluşmuş gölgeliğin altında duvarda rengarenk çiçekler mis kokulu fesleğenler arasında müthişti...
Sevgi ile kalın efendim... Amman dikkat, son sıcaklar son saatler olmasın efendim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Konfiçyüs der ki; “Bir saat mutlu olmak istiyorsan, içki iç, bir yıl mutlu olmak istiyorsan evlen, bir ömür boyu mutlu olmak istiyorsan koprakla uğraş” ....

KEMAL AYAYDIN 
 13.11.2011 22:20
 

Uzun zamandır blog yazılarını okuyamıyordum, az önce okuduğum yine her kelimesi ile hayat dolu -az biraz hastalanma telaşı var- yaşamın içindeki küçük mucizeleri görebilmek , işte sen bunu iyi gören gözlerden birisin ve her zaman görebilmen ve gülümsemen dileğimle. Sevgiler.

nilgun 
 10.09.2008 14:49
Cevap :
Sevgili Nilgüncüm; ne oldu bize böyle uzaklaştık buralardan. Geçmişler olsun can arkadaşım. balıkların bana bakıyor tam karşımda. o bir saatlik bile olsa birlikte sohbetimiz unutulmazdı inan... sevgiler umarım bundan böyle daha çok gelirim.  27.09.2008 21:51
 

sebzeyi, meyveyi dalından toplamak , benim de hiç köyüm olmadı, bu güzelliklerden mahrumuz İstanbul'un göbeğinde, öyle güzel yazıyorsunuz ki, sanki o toprağın, üzüm asmalarının kokusunu hissediyor insan, sevgiler

Dilek Fuçucı 
 08.09.2008 9:54
Cevap :
:)) şimdi limonlar ve mandalinler ve hatta greyfurtlar dalda...zeytinler dalda kuruyor dokunmuyor sahipleri...ne zevk? epeydir zaman bulamıyordum artık kaçırdığım tüm yazıları okuyacağım inşallah sevgiler  27.09.2008 21:52
 

Bende sebze ve meyvayı -özellikle meyvayı- dalından koparmayı pek severim. Depremden sonra Yalova'nın Kazimiye köyünde 2 yıl kaldık. Bu süre zarfında köydeki evimizin bahçesinde yetiştirebildiğimiz her sebzeyi yetiştirdik. Gerçekten hem toplamanın hem de yemenin tadına doyulmuyor... Sevgiler,selamlar...

Melek Koç 
 01.09.2008 12:46
Cevap :
Gözümde canlandı...Ben tam bir toprak insanıyım...ah birde belim izin verse...iki ot yolsam ağrıyor...ne etsem nerelere gitsem bilemedim.)sevgiler  03.09.2008 23:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 292
Toplam yorum
: 1601
Toplam mesaj
: 220
Ort. okunma sayısı
: 931
Kayıt tarihi
: 08.03.07
 
 

Yazmaktan hoşlanan... Kelimeleri renklendiren bir sihirbazım ben.. Bodrum'da yaşamaktayım.. Sev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster