Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '18

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
351
 

Can Çekişen, Son Nefesini Vermek Üzere Olan Dünyamızı Hepten Yokedip Küle Çevirecekler!..

Can Çekişen, Son Nefesini Vermek Üzere Olan Dünyamızı Hepten Yokedip Küle Çevirecekler!..
 

Dünyamızın yüzeyinin güzelliği yani tabiatı, 2 bin yıl önceki tabiat değil. Toprak, su, hava ve ağaçlar ile bitki örtüsü azalmakta, kalanlar ise sağlığa zarar verecek haldedir.

Orman yangınları her yıl artarak devam etmektedir…

Kürelik ısınma sonucu buzullar erimekte, yeni bakteriler, mikroplar oluşmaktadır… Mevcut hastalıklar için bulunmuş aşılar da tedavi edici olma vasfını yitirmiştir…

İnsanlık bütünüyle temiz toprağa, suya ve havaya hasret haldedir…

İncik-boncuktan tutun da, çoraptan, motorlu taşıtlara kadar varolan daha çok üretim merakı ve o oranda da artarak devam eden tüketim, dünyamızı, büyük bir çöp alanına döndürmüştür… Bir çift ayakkabı üretimi ve boyası için sarfolunan su ve enerji bile had safhadadır. İHA, kaynaklı Milliyet Gazetesi’nin haberi: “Bir çift ayakkabı üretimi için sekiz bin litre su harcanıyor.”(09 Eylül 2015)

Dünyamızı mahveden baş etkenler: Üretim, tüketim ve israf!..

Başka bir neden de ateş gücü yüksek silahları ve buna bağlı olarak değerli(!) paraları olan devletlerin, mazlum devletlerin servetlerine konmak için, basit bahanelerle bu ülkelere savaş açması…

Bizim Kıbrıs’ımız ile Akdeniz’imizin içinde, çevresinde, her bir yerinde ne muazzam servet (Doğalgaz, petrol ve kolay deniz ulaşımı) var ki, şimdi kıyametin (3. Dünya Savaşı’nın) kopacağı yer tam da burası… Tamamı bizim coğrafyamız; Osmanlı Coğrafyası, dost ve kardeş ülkeler coğrafyası… Ne yazık ki kardeş, dost ve komşu ülkelerle, şer güçlerinin tuzağına düşerek düşman hale de geldik…

Dünyamızın can çekişmesine ve buna bağlı olarak savaş-lar-la veya büyük bir savaşla küle döndürülmesine engel olabilecek tek bir ‘güçlü’ devlet dahi yok!..  Mesela İngiltere, mesela Japonya, mesela İsviçre, mesela devleşme yolunda hızla ilerleyen Çin; dünyamızdaki her yanlışa ‘dur’ deseler  ne iyi olur, değil mi?!.. Yok!.. Hiçbiri demiyor… Çin ne yapacak, bu zamana kadarki sömürgenlerin yaptığını yapacak…

Dünyamız yeni bir paylaşımın arefesinde…

“Hâsılı kimse aldanmasın…Savaş hayâtın merkezinde..1990 sonrasında Yalta Sistemi çöktü…Tıpkı Viyana ve Paris Anlaşmaları gibi târihin derinliklerine gömüldü. Savaş ihtimâli Merkez Dünyâyı da içine alan bir ihtimâl olarak tırmanıyor. Yeni Dünyâ Düzeni , yeni bir paylaşım olmadan kurulamayacak. Formül işliyor…Krizler ve paylaşım iştihaları birlikte yürüyor.. Ne diyelim; bizden söylemesi… O.Wilde’ın dediği gibi “Yaşayan görür”….”(Süleyman Seyfi Öğün,15.11.2018)

Yeni bir paylaşım olacak, bu da büyük bir savaşla olacak, tabi bu kadar atom bombasına, nükleer bombalara dünyamız dayanır da ayakta kalabilirse, paylaşacaklar…

Bazı Avrupa devletleri ile ilgili güzel, övücü haberler çıkıyor basınımızda: Dünyanın en mutlu ülkesi Finlandiya!.. Norveç böyle, İsviçre şöyle, Hollanda böyle… O ülkelerden gelen aklı başında bilim insanlarıyla konuştuğumuzda da acı gerçek ortaya çıkıyor… Her biri ya Rothschildlere  ya da Rockefellere bağlı…  Aklamalar da var… Kısacası bağımsız değiller… Uzağa gitmeye de gerek yok, Ergün Diler (Takvim Gazetesi) okumak yeterli. Diler, o kadar çok isim, o kadar çok  Çok Uluslu Şirket ismi zikrediyor ki şaşırıp kalıyor insan…

Dünyamız can çekişiyorsa, insanlık da can çekişiyor…

Ahlaken bitiyor…

Aile bitiyor; anne ve baba olmanın erdemi ortadan kalkıyor…

Evlatlar şaşkın, çaresiz, dertli, korumasız!..

Sadece bir günde kaç uçak yere konuyor ve kaç uçak havaya kalkıyor?!.. Her uçak, inişinde kaç dert bırakıyor; kalkarken kaç dert ile kalkıyor… Uçaklar, dert taşıyor; hem de yüksek hızla…

Tek çare Türkiye…

Çare ulu ve dualı Türk Milleti’nde…

İki büyük iyilik hareketini başarmamız hayrımıza olacaktır ve bizi güçlü edecektir:

Birincisi dünyanın en dertli, en çilekeş insanları olan Arakan Müslümanlarını ülkemize getirmeliyiz, gönüllü olabilecek her haneye dağıtmalıyız… Öz kardeşimiz gibi bağrımıza basmalıyız onları… Duaları bize yeter… Ülkemiz ve kendileri için çok çalışırlar, bize tahminlerin ötesinde faydaları olur… Dertli insanların başarıları çok büyük olur…

İkincisi Yemenlileri savaştan, açlıktan, ölümlerden kurtarma adımları atmalıyız…

Diğeri de: Milli bir seferberlik başlatmalıyız…

On yıllar da sürse, ülkemiz dünyanın en kalkınmış ülkesi oluncaya kadar, az gelirle ve ama yorulmak bilmez bir çalışmayla çok çalışıp seferber olmalıyız…

Bizim de, insanlığın da geleceği Türklerin elinde…

Bor da var, toryum da var, bereketli topraklar da var; vatansever, devletsever, milletsever cevher de oldu mu, gerisi çorap söküğü gibi gelir…

Ve Türkiye: Savaşları önleyen devlet olmalı, bir yandan da büyük savaşa en hazırlıklı devlet olmalı… Dünyamızın yokedilip küle çevrilmesini önleyecek olan da biziz…

“Allah'ın devlet güneşini Türk burçlarında doğdurduğunu, bütün feleklerin onların toprakları üzerinde dönmekte olduğunu gördüm.

Allah onlara Türk adını verdi ve onları yeryüzüne hâkim kıldı. Zamanımızın hükümdarlarını onlardan çıkardı; dünya milletlerinin idare iplerini onların ellerine verdi; onları herkese üstün eyledi; kendilerini hak üzerine kuvvetlendirdi. Onlarla birlikte çalışanı, onlardan yana olanı yüceltti ve Türkler dolayısıyla onları her isteğine eriştirdi; bu kimseleri kötülerin kötülüklerinden korudu. Oklarının isabetinden korunabilmek için, aklı olana düşen iş, bu insanların tuttuğu yolu tutmak oldu. Derdini dinletebilmek ve Türklerin gönlünü almak için onların dilleriyle konuşmaktan başka çıkar yol yoktur. Bir kimse kendi cemiyetinden ayrılıp da Türklere sığınacak olursa o cemiyetin korkusundan kurtulur; Türklere onunla birlikte başkaları da sığınabilir.

Ant içerek söylüyorum, ben, Buhara'nın sözüne güvenilir imamlarının birinden ve ayrıca Nişaburlu bir imamdan işittim. İkisi de senetleriyle bildiriyorlar ki peygamberimiz kıyamet alâmetlerini, ahir zaman karışıklıklarını ve Oğuz Türklerinin ortaya çıkacaklarını söylediği sırada 'Türk dilini öğreniniz; çünkü onların uzun sürecek egemenlikleri vardır.' buyurmuştur. Bu hadis doğruysa -sorumlulukları kendilerinin üzerine- Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iş olur; yok, bu söz doğru değilse akla göre gereklidir." (Mahmud-ı Kaşgarî, çev. Prof. Dr. Mustafa Kaçalin). (Arslan TEKİN,15.11.2018)

Dünya bitiyor ve Hawking ne diyor:

“HAWKİNG: İNSANLIĞIN DÜNYA'YI TERK ETMESİ GEREKTİĞİNE İNANIYORUM

Bilim insanı Stephen Hawking, uzay programlarından öncü olan ülkelerin astronotlarını 2020 yılına kadar yeniden Ay'a göndermeleri gerektiğini söyledi.(…)

'DAHA ÖNCE KİMSENİN GİTMEDİĞİ YERLERE GİTMEKTEN BAŞKA ÇAREMİZ YOK'

Ünlü İngiliz fizik teorisyeni ve uzay bilimci Hawking, uzun dönemde insanın Dünya'da bir geleceği olmadığını, kalırsa, ya Güneş'in etkileri sonucu ya da yeniden bir meteor çarpması ile türün ortadan kalkacağını da söyledi.

Hawking, uzak dünyalara seyahatin artık bilim kurgu olmadığını söyleyerek, bunun insanlığı ileri taşıyacağı görüşünü de açıkladı: "İnsanlık, Ay'a iniş örneğinde olduğu gibi ne zaman bir büyük adım atsa, bu insanları ve ulusları bir araya getirerek, yeni keşiflerin ve teknolojilerin doğumuna itici güç oluyor. Eğer insanlığın bir milyon yıl daha devam etmesini istiyorsak kimsenin daha önce gitmediği yerlere gitmekten başka yolumuz yok".

Hawking sözlerini, "En iyisini umuyorum. Başka çaremiz yok" diyerek sonlandırdı.”( Pallab Ghosh, BBC Bilim Muhabiri, 21 Haziran 2017)

Gündemimiz de neler var, birkaç yazı:
Nihal Bengisu Karaca: Dindarların "yeni Kemalist dalga" ile imtihanı (16.11.2018)
Hakan Albayrak: Yükselen “Atatürkçülük” ve Emine Şahin (16.11.2018 Cuma)
Burhan Bozgeyik: Kriz miriz yok!..  Çok iyiyiz, çok!.. (16.11.2018)
Reşat Nuri Erol: Krizler bir yana, ‘Sosyal Tufan’ geliyor...(16.11.2018)
Burhanettin Duran: Kaşıkçı’nın katillerini kim yargılayacak? (16 Kasım 2018, Cuma)
Ali Karahasanoğlu: Bak Başbuğ paşa, imam hatipler neden artıyor!..(16 Kasım 2018 Cuma)
Abdurrahman Dilipak: “Oyuna gelmeyelim” derken (16 Kasım 2018 Cuma)
Emre Kongar: Anti-Atatürkçülük: İki emperyalizm (16.11.2018)
Yalçın Akdoğan: İttifak, kutuplaşma ve milletin basireti (16 Kasım 2018 Cuma)
Beril Dedeoğlu: Avrupa Ordusu, kime yarar? (16 Kasım 2018 Cuma)
Fatih Duman: Fitne bir ateştir ki herkesi yakar(16.11.2018)
Murat Çabas: Atatürk’ün Allah inancı (16.11.2018)
İbrahim Karagül: * Beş kişiyi idam et, kurtul! Yok öyle, Prens’i bu işten kurtarmanız çok zor olacak.. * İki veliaht gitmezse, bölgesel savaş çıkacak * Gizli pazarlıklar duyulursa Arap sokağında infial olur…(16.11.2018)
Yusuf Kaplan: Hava, kurşun gibi ağır!.. Basîret şimdi lazım bize!.. (16 Kas 2018, Cuma)
Fatma Barbarosoğlu: Aylaklığın saltanatı: Kafe medeniyeti (16 Kasım 2018, Cuma)
Ahmet Takan: Ses kaydı Meclis'e gel(e)medi... (16 Kasım 2018)
Arslan Tekin: Yolsuzlukların üzerine gidilebilir mi?!.. (16 Kasım 2018)
Murat Muratoğlu: Kes ağlamayı satarım bağlamayı (16.11.2018)
Rahmi Turan: 8 milyon böbrek hastası (16.11.2018)

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 315
Toplam yorum
: 576
Toplam mesaj
: 319
Ort. okunma sayısı
: 1999
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster