Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ocak '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
284
 

Can durmuyor

Can durmuyor
 

Büyük bir şehrin kıyılarına sarkmış semtte bir alışveriş merkezi açılıyor.

Dev binanın cephesi bayraklar ve renk, renk balonlarla süslenmiş. Merkezin etrafında mahşeri bir kalabalık var. Alabildiğine kıyamet koparan müziğin ritmi coşkuya aç insanları kıpırdatmaya yetmiş. Ortaya çıkan manzara bir açılıştan öteye yediden yetmişe herkesi kucaklayan bir şenliğe dönüşmüş adeta.

Fotoğraf makinemle bu anı en güzel açıdan çekmem gerekiyor. Kalabalığın arasında iyi bir yükseltisi ve açı arıyorum. Ve istediğim yeri bulup arka arkaya basıyorum deklanşöre.

Tam istediğim görüntüler yüklediğim sırada bir kare düştü dijital ekrana. Yaşlıca bir adam kalabalığın arka planında ki kaldırımda üç tekerlekli hurda arabasını iteliyordu. Takibe koyuldum. Kağıt, karton, plastik artıkları ve kirli, paslı metal hurda ile dolu arabasını sağlama aldı yaşlı adam. Sonra ince, çelimsiz bacaklarını kıvırarak çöküverdi ekmek teknesinin yanı başına. Objektifimde ki yaşlı adam, manzarayı söyle bir süzdükten sonra çatlak dudaklarına bir sigara yerleştirdi. Keyiflenmişti sanki. Makinemi iyice netleştirerek onu izlemeye devam ettim.

Kıpırdamaya başlamıştı. Önce İri, kemikli ve kirlenmiş parmaklarla biten elleriyle dizlerinde tempo tutmaya başladı. Az önceki yorgun ve kayıtsız çehreden tek bir iz kalmamıştı. Sanki sihirli bir değneğin dokunuşuyla değişmişti herşey.

Derken adımlarım, bu çok anlamlı görüntünün yanı itti sanki beni.

Dikiliverdim karşısına. Suç işlemiş bir çocuk mahcubiyetiyle kesti alkışını. Bu keyfi bozmanın tatsızlığıyla başladım söze;

“Amcacığım vallahi helal olsun sana, böylesi bir manzaranın tadını öylesine hakkıyla çıkarıyorsun ki, seni tebrik ediyorum, uzat öpeyim ellerinden.”

Aslında bir yanıt vermesine de gerek yoktu ama sımsıcak gözlerini gözlerime odaklayarak şu kelimeleri döküverdi dilinden;

“Sen ne diyorsun evlat, can bu, durmuyor ki!”

O’nu orada öylece bırakarak yürümeye başladım kalabalığa.

Ömrün anlamı buydu belki de…

Yaşam sevinci diye bir şeyin farkında olmak. Onun etrafını çok özel çitler çerçevelemek. En zor anlarda ve çıkmazlardayken kapısını çalacağımız mabedin orası olduğunu bilmek.

‘Can durmuyor’ diyen yaşlı ve yorgun adam gibi…

Vinyet: Turgut Demir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Blogunuzla karşılaştım. Haklı o yaşlı adam " can bu durmuyor" hemen şimdi gülümsedim. Yüreğimi hüzünlere ev sahipliği yaptırmaktansa, yazınızı bir defa daha okuyup, geri kalan günü gülümseyerek ve canımın durmadığı bir anımı yakalayarak ve halime şükrederek geçirmek istiyorum... HOŞ VE DOLU BİR BLOGDU ZEVKLE OKUDUM... ESEN KALINIZ...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 19.01.2008 22:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 99
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 710
Kayıt tarihi
: 27.11.06
 
 

Bir şirketin H.İlişkiler sorumlusuyum. Gündeme mizahi pencereden bakmak ve ürettiklerimi paylaşmak i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster