Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
116
 

Can kırıkları no: ?

Can kırıkları no: ?
 

Onlar başaramayacaklar ama biz de mutlu olamayacağız.

Bunun farkında olarak yeni bir gün daha karşılamak ne zor.

Her yeni bombayla, kırıntılarıyla nefes almaya çalıştığımız umudumuz, var olma sevincimiz titreyerek kaçışıyor içimizden.

Her yeni ölüm “çok şükür” diyerek uykuya dalma hakkımıza kabus olup çöküyor. Hala yaşadığımız için kendimizi ayrıcalıklı sanma hali utancımızı semirtiyor.

Yine öldük” demiştim bir vakitler. Üç noktayla bitiyordu cümlem, sonu gelmiyordu ve kahretsin ki üç noktalar haklı çıkıyordu durmadan.

13 Mart 2016…

Ölüm yine aynı bitmeyen şarkıyla girdi evlerimize;

Terör…

Bir vakitler elimde simit ve portakal suyuyla yürüdüğüm yerlerde, soluğu hala havada gidenlerin. Bir saniye öncesi ve sonrasının farkına varamadan hepimize veda ettiler. Bazıları ise yaşam mücadelesi veriyor hastanelerde. Biz ise, sıcak evlerimize yakışmayan bir buz kesmişlikle bunu nasıl hak etmiş olabileceğimizi düşünüyoruz.

Biri çıkıp da kalanların nasıl yaşayabileceğini söylemeli.

Nasıl keyifle sırtımızı yaslayabileceğimizi ve yediklerimizin lezzetini nasıl alabileceğimizi örneğin.

Geride kalan yüzlerce insanın acısını duyumsamadan rahat uykulara nasıl dalınabileceğini.

Korkusuzca kalabalıklar arasına nasıl girebileceğimizi ve yorgunluklarımızı dağıtmak için nasıl şen kahkahalar atabileceğimizi de.

Biri çıkmalı ve bize öfke duymamayı nasıl başarabileceğimizi anlatmalı. Bunların sürekli neden başımıza geldiğini ve dünyanın bizim dışımızdaki kalanının neden umurunda olmadığımızdan bahsetmeli.

“İnsan” kalmanın nasıl mümkün olabileceği üzerine konuşmalı psikologlar.

Bir yaşamak mecburiyeti varsa eğer, bunun ruhsal ızdıraplarından muaf kalmanın yolları üzerine dersler konulmalı okul müfredatlarına. 

Tam o anda  orada neden o insanların olduğu ve 10 saniye önce aynı yerden geçip giden adamın neden yaşadığı meselesi üzerine konuşmalı içimizi bulandırmayan din adamları.

Ortalıkta yine can kırıkları…

Gece ilerliyor, uykum gelecek birazdan ve yatağıma gideceğim. Bir güneş daha doğuracağım muhtemelen. Kalkıp giyinecek, yüzümü yıkayacak ve işe gideceğim.

Sonra…

Aynı gökyüzünün altında hiçbir şey olmamış gibi hayatımı devam ettireceğim. Bunu yaparken içimdeki küskünle savaşlara girip çıkacağım. Unutan yüzüme bağıracak aynalar. Kendimle başbaşa kaldığım her an o halden anlamaz isyankarın soluğunu ensemde duyacağım.

Birkaç gün geçecek.

Belediyenin temizlik işçileri sokakları yıkayacak. İnsanlar gelip geçecek aynı caddenin sağından solundan. Hiçbir şey olmamış gibi mağazalardan alışveriş yapacak hayatta kalanlar. Dolmuşlar kalkacak yine aynı duraktan. Yaşam örtecek üstünü ölümün. Gidenlerin yerlerini dolduracak kalanlar. Acı ve öfke, sevdiklerini kaybedenlerin  göğüslerinde yeni damarlar açacak kendine.

Hayat bağıra bağıra akacak sokaklardan, evlerden, kafelerden.

Biz mi?

Yeni bir tanesi olana dek alışacağız

Alışıp kendimizi kurtaracağız.

Nil ALAZ, emine gezkin, Ersin Kabaoglu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Her şey korku üzerine o denli kurulu ki artık,/Yabancı gibi hissetmekteyiz kendimizi/Sevgi sözcüğünü kullanırken.../Ve her şey o kadar değişerek soluklaşmakta ki,/Aydınlığı unutmak üzereyiz ve renkleri,/Kırmızının bizleri hayata, mavinin umuda/Ve yeşilin doğaya bağlayan renklerini./Kırmızı artık sadece kanın, mavi unutuşların,/ Yeşil ise, dinselliğin uhrevi rengi oldu sanki! Başın sağ olsun anKARA'm, başın sağ olsun tÜRKİYE'M...

Ersin Kabaoglu 
 14.03.2016 15:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 260
Kayıt tarihi
: 16.11.08
 
 

Eğitimci ve tiyatro oyuncusu. Yaşadığım Dünya'ya saygım vardır benim.  Ağacına, suyuna, havasına ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster