Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '09

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
1246
 

Can parçalarım

Can parçalarım
 

Can parçalarım...


Kurumuş bir yaprağın amansız esen rüzgarda savrulduğu gibi bazen önünde durmaksızın sürüklendiğin, bazen arkasından koşup yetişemediğin, çarkının içinde dönüp kaldığın, dişlilerinin arasında sıkışıp parçalandığın, yitirdiğinde bakakaldığındır çoğu kez yaşam...

Anneciğinin çığlıkları arasından bir ebenin ellerine düşerek başlayan yaşam yolculuğunda, devinip duran herşey gibi yaşamın da kah sıradan kah olağan dışı seyrindedir şimdi.

Geri sayım sen doğduğunda başlamıştır aslında.

Yaşam, ellerinin üzerinde başlayan emeklemeyle, bir başkasının elleri üzerinde gidinceye kadar sürecektir artık.
Bazen çığlık çığlığa sevgiyi dölleyerek, bazen nefreti bileyleyerek, bazen öfke kusarak, bazen de bir hiç olarak...
Tıka basa doldururken sırtına yüklediğin heybeni, ardında bıraktıkların nelerdir aslına bilemezsin hiçbirzaman...

En büyük dünyaları senin yarattığın, kumdan kaleler yaptığın, ruhundaki bir bardak suda fırtınalar kopardığın en delikanlı günlerinin ardından, bir tepsiye konulmuş, parmağına geçmeyi bekleyen iki altın halkayla birlikte başka gezegendesindir şimdi. Soluduğun hava farklı, içtiğin su farklı, ellerinle dokunduğun toprak bile farklıdır bu gezegende. Nefessiz kalırsın bazen, bazen de susuz, fakat can suyu verir sana bir bakış, bir ses. Nefes alırsın şimdi ve yeşerir serpilirsin bile... Tersi düşünülmemiştir çünkü.

Emek verdiğin, üzerine hayaller kurduğun, gözlerinin içinden geçip gözbebeklerinin derinliklerine baktığın can parçaların vardır artık ve senin yaşamın onların olmuştur çoktan. Onların gözbebeklerini buğulu görmek, karartmaya yeter dünyanı. Söz hakkın var gibi görünse de kendi yaşamın hakkında, aslında hep beşinci tekeri olursun ölümle yaşam arasındaki süreçte kendi oyuncak arabanın.

Ele avuca sığmayan, ellerinin içinden kayıp giden zaman, senden aldıklarını sana geri getirmez çoğu zaman. Senden gidenler koparak gider, her kopuş arsızca dikiltir yaşama karşı asiliğini. Çaresizliğini dile getiremeyip, susmak zorunda kalmakla, direnmek, haykırmak keskin bir bıçak sırtı gibi ince bir çizgidir çoğu zaman.

Devinimdir bu.

Başka gezegene gitmek isteyen başka kuşlar daha vardır şimdi yanıbaşında. Bilirsin ki, orada da hayat başkadır, belki havası, belki suyu belkide toprağı farklıdır bizimkinden.

Hem kuşlar farklı gezegenlerde yaşayamaz ki... O kuş senindir, kanatlanıp uçmayı kendin öğrettiğin, ama yinede korkarsın...

Uçurmamak için ellerinle tutmak istersin o miinicik kanatlını, bilirsin ki, küçücük bir kuşun narin bedeni dayanamaz deli rüzgarlara, savrulur. Üşür yağmurda, kanat çırpamaz uzun yolculuklara, yorulur...

Sonra yine, denizin mavisi, yaprağın yeşiline bakar gibi, taa derinliklerinde buluştuğun o gözleri, gözbebeklerini ararsın durmadan, yine dingin yine huzurla.

Fakat buluşamadığında "neden uzaklarda gözlerin, burada değilsin" diyemezsin. Bedeni sendeyse bile gönlü uçmuştur çoktan.

Sana düşen yutkunmaktır, boğazın düğmüklense de.

Yutkunursun.

Seyre dalarsın alemi ve alem içindekileri... Fakat bu kez geçmişi değil de, seni ve sevdiklerini önüne katan yaşamın getireceği cilvelerini.

Bakıp kalırsın olanlara, olacaklara...

Dua edersin sürekli sağlıklarına, mutluklarına...


Nuray ÖRS

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne kadar güzel evlatlarınız var.. Bahtları açık, ömürleri uzun olsun.. Sevgiler.. Ata Kemal Şahin

Ata Kemal Şahin 
 15.09.2009 17:48
Cevap :
Çok teşekkür ederim, hepimizin yavruları Allaha emanet olsun.AMİNN.  15.09.2009 20:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 153
Toplam yorum
: 899
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1569
Kayıt tarihi
: 18.12.08
 
 

Yaşamayı seven, yaşamı dürüst ve içten yaşayan, evi, eşi ve iki yavrusunun annesi... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster