Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '09

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
1237
 

Can Yücel, Aşık Mahsuni ve bir başbakan...

Can Yücel, Aşık Mahsuni ve bir başbakan...
 

"Tekliyor işte çağın
Çarkına okuyan çark
Ve durdu muydu bir gün
Bu kör avara kasnak
Bir zincir yitirenler
Bir dünya kazanacak
Sen de o dünyadansın sınıfın bir safa gel
Hava döndü işçiden
İşçiden esiyor yel!"

Ülke gündeminden güncel pasajlar hâlinde bahsetmek gerekirse;

Partilerin yerel seçim çalışmaları son hızıyla sürmekte,

Teğet geçecek denilen küresel çöküş ülkeyi can evinden vurmakta,

1 ABD doları Cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırarak gemi azıya almış durumda koşmaya devam etmekte,

Kocaeli Belediyesi'nin 200 kişilik itfaiye kadrosu için duyurmuş olduğu iş ilanına ülkenin dört bir yanından on bini aşkın kızlı erkekli üniversite mezunlarının da bulunduğu vatandaşlar başvurmakta,

Anadolu insanının yastık altı tabir ettiği altın olayında ise hazin gelişmeler yaşanmakta; alınan haberlere göre Anadolu'dan hergün yaklaşık 1.5 ton altın İstanbul'a ulaştırıldıktan sonra külçe halinde getirilerek yurtdışına gönderilmekte,
Açlık sınırının 740.-TL, yoksulluk sınırının ise 2.411.TL olduğu Türk-İş tarafından duyurulmakta,

Ortalama beş-altı kişilik bir aile geçinmek için yaşlı babanın 65 yaş üstü maaşına muhtaç olmakta...

Ve ülkenin birinde bir başbakan miting alanında Aşık Mahsuni'ye ait bir şiiri bu sefer doğru olarak okumakta; [1]

"Milletin sırtından doyan doyana,

Bunu gören yürek nasıl dayana,

Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana,

Bilmem söylesem mi söylemesem mi?"

Sanırsınız ki bu konuşmayı yapan ve bu şiiri okuyan zat-ı muhterem ülkenin son yedi yılının başbakanı değil de bir muhalefet partisi lideri. Miting alanlarında ülkenin hazin durumunu sorguluyor, sebep olanlardan hesap soruyor.

Ne demek istediğini anlamak mümkün değil!

Ancak gidişatın çok tehlikeli olduğunu anlamak mümkün!

Halkın bir bölümünü bir müddet kandırabilirsiniz, ancak tamamını her zaman kandırmak olanak dışıdır, tehlikelidir, sonu belirsizdir...

Hele bu şekilde adeta alay ederek yapılırsa...

Can YÜCEL ile başladık onunla nokta koyalım;

"Köylükler uykusunda,
Döndü dönüyor sola,
Güne bakıyor bebek,
Büyüyen yumruğuyla,
Başaklar göverdi bak,
Baş koydular bu yola,
Şaltere uzanıyor tanrıya açılmış el,
Hava döndü işçiden,
İşçiden esiyor yel!

Senlik benlik bitip de
Kuruldu muydu bizlik
Asgari ücret değil
Hür ve günlük güneşlik
Beklenen gün olacak
Aldığın son gündelik
Halk kalacak geride gidince bu zalım sel
Hava döndü işçiden
İşçiden esiyor yel!

Tarihle yürüyenler tarihle adım adım
Safları sıklaştırın tarihle hızlanalım
Lakin hızlandık derken kolu dağıtma sakın
Başları bozuklar var şimdi bize tek engel
Hava döndü işçiden
İşçiden esiyor yel!

Sen ki Ferhat'sın işçi günün senin gelecek
İndir yumruğun indir del şu karanlığı del
Del ki dağlar ardından önümüzde bir çiçek
Çiçek açsın aydınlık tekmil olunca tünel
Hava döndü işçiden
İşçiden esiyor yel!"

[1] http://www.nethaber.com/Politika/93667/Tayyip-Erdogan-Sayin-Baykal-diyor-ki-ben

Tülay TERZİOĞLU bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 262
Toplam yorum
: 1320
Toplam mesaj
: 253
Ort. okunma sayısı
: 1483
Kayıt tarihi
: 27.09.07
 
 

Anadolu'nun doğusunda sonradan ismi değiştirilen köylerden birinde zemheri zamanına denk gelen bi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster