Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '12

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1831
 

Çanakkale 1915-Belgeselimsi sinema filmi

Çanakkale 1915-Belgeselimsi sinema filmi
 

Çanakkale 1915-Belgesel mi sinema filmi mi, karar veremedim


Turgut Özakman’ın Diriliş Çanakkale 1915 adlı kendi kitabından senaryolaştırdığı Çanakkale 1915 filmi “Hah işte budur!” diye yere göğe sığdırılmayacak bir film olmadığı gibi, “Hiç olmamış,” diye silinip atılacak bir yapım da değil.

Tarih meraklılarının, çocukların, gençlerin tarihimizin en önemli kilometre taşlarından birini  -Çanakkale destanını- öğrenmeleri için pekâlâ ilgiyle izlenebilir.

Aslında bir sinema filminden ziyade sanki bir belgesel. Savaşta kronolojik olarak kayda değer ne yaşanmışsa, filmde de o var. İngiliz savaş gemileri, tabyalarımız, siperler, bombardımanlar, Nusret mayın gemisi, General Hamilton, Queen Elizabeth gemisi, 87. Alay, Seyit Onbaşı, Mustafa Kemal, onun saatini parçalayan şarapnel parçası, Anzaclar, yaralı Anzac’ı taşıyan askerimiz, şehitlerimiz, bayraklarımız…

Ancak bir film olabilmesi için bir şeyler eksik, bazen de fazla. Aynı yazarın Kurtuluş filmini izleyenler, orada ne görmüşlerse, Çanakkale 1915’te de onu bulacak. Teatral ve şiirsel konuşmalar; kahramanlık nutukları; erinden subayına, hemşiresine, çocuğuna, köylüsüne kadar herkesin kahramanca ve fedakârca davranışlar gösterdiği, neredeyse olumsuz hiçbir insan davranışının olmadığı, buram buram didaktik bir anlayışla üretilmiş bir film. Ve sürekli olarak mekânı, tarihi ve saati gösteren altyazılar. Bunlar sıklıkla ekran karartılarak yapıldığından, zaten kesik kesik olayların pek de özenli olmayan montajından sıkılan seyirciyi hayli bunaltıyor.

Fazlası da var. ‘70’li yılların şarkılı filmlerine taş çıkartırcasına marşlar, türküler, mehter marşları ve belki de siyasi ortamın yarattığı zaruret neticesinde ilahiler filmi baştan aşağı işgal etmiş.

Filme ciddi para harcandığı ortada. Çok müthiş savaş sahneleri var. O parayla ve bunca dekor ve ekipman temin edilmişken daha iyisi yaratılamaz mıydı? Kesinlikle mümkündü, ama senaryosunu Özakman’dan başkasının yazması koşuluyla.

Yazdığı kitaplardan da anlaşılacağı gibi, çok iyi bir araştırmacı olan Özakman’ın elinde müthiş bir birikim var, ama onun iyi bir romancı olduğunu söylersek iyi romancılara haksızlık etmiş oluruz. Haliyle bu birikim kitaba da, filme de kopuk kopuk ve eklektik tarzda aktarılınca ortaya roman yerine araştırma kitabı, sinema filmi yerine de belgesel çıkıyor. Biraz kuru, biraz yavan, biraz tatsız, epeyce de sıkıcı…

Film, daha izlemeden sonunu bildiğimiz filmlerden. Sadece sonunu değil, Çanakkale destanı hakkında azıcık bilgisi olan herkes her sahnede bile ne olacağını da önceden tahmin edebiliyor.

Velhasıl seyrettiğime pişman değilim ama beni yeterince tatmin etmedi, duygulandırmadı, etkilemedi. Belki de yüksek bir beklentiyle izlediğim için… Herkes benim kadar odun değil elbette. Fazlasıyla beğenenler de çıkacaktır mutlaka…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar, izlemek istiyorum. Turgut Özakman'ın belki de aslında tiyatro yazarı olması filmin o şekilde çekilmesinde etkili olmuş olabilir mi diye düşündüm. Yine de Çanakkale kitaplarını okumayanların ve kulaktan dolma bilgilerle idare edenlerin çıkarsamalar yapabileceği bir belgesel görünümünde olması da kötü değil diye düşündüm. Bilgi için sağolun. Mutlu bayramlar.

Ezgi Umut 
 28.10.2012 13:24
Cevap :
Katılıyorum. İzleyenin pişmanlık duymayacağını, değdiğine kanaat getireceğine inanıyorum. Ama filmin Türk'ün Türk'e propagandası olmaktan ileri gidemediğini de bilmeleri lazım. Oysa globalleşmiş bir dünyada yaşıyoruz. Bu kadar para ve emek verilmişken keşke evrensel bir sinema yapılabilseydi...  28.10.2012 14:52
 

Türkiye'de çekilen tarihi filmlerde yapılan yanlış, sizinde söylediğiniz gibi her şeyin olduğu gibi aktarılmaya çalışılması. "Aynen aktarılmaya çalışılması" derken bizim bildiğimiz her şeyin aktarılmasından söz ediyorum. Durum böyle olunca haliyle olaylarda, savaşlarda vs. bilinmeyen yönler eksik kalıyor. Bu bir şarkının parça parça size sunulması gibi bir şey oluyor. Dinliyorsunuz fakat anlamıyorsunuz ve bu nedenden dolayıda zevk de almıyorsunuz. Yapılması gereken şey var olan eksikliklerin, tarihi bütünlüğü bozar endişesi olmadan, tamamlanmasıdır. Makul senaryolarla bu eksiklikler tamamlanırsa bütünlüğe kavuşulur. Ya da tamamını bildiğimiz bir olay sinemaya aktarılacak diyelim bu kez olayın içine gerçek olmayan fakat görsel acıdan, konu açısından filmi zenginleştirecek konular dahil edilebilir. Bunlar yapılırsa, sanırım, Tarih filmlerimiz belgesel gibi görünmekten kurtulmuş olur. Nacizen fikimdir. Saygılarımla.

ARAL 
 20.10.2012 14:18
Cevap :
Teşekkür ederim. Yazdıklarınız çok doğru.  20.10.2012 18:03
 

Bu filmi gerçekten izlemek istiyorum sabırsızlıkla bekliyorum Film İzlemek çok hoş olacaktır :) bizleri gururlandıracak bir film

enver kucur 
 19.10.2012 22:23
Cevap :
İyi seyirler dilerim.  20.10.2012 7:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 173
Toplam yorum
: 304
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2116
Kayıt tarihi
: 03.10.07
 
 

1958'de Trabzon'da doğdu. Darüşşafaka Lisesi ve M.Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi'nden mezun oldu. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster