Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '14

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
415
 

Çanakkale'den günümüze dersler

Çanakkale'den günümüze dersler
 

Çanakkale Zaferi


Çanakkale, Osmanlı’nın son sözü, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin ön sözüdür. Dev Rus İmparatorluğu’nun tarihe gömüldüğü ve yıllar sonrası Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nin bağımsızlığına kapı açan bir savaştır.

Düşman savaşı kazanacağına o kadar emindir ki, ticari hayatta kaos oluşmasın diye yeni para birimini bastırarak gelmişlerdir. Rus İmparatorluğu’na yardım götürme İstanbul’u işgalin kılıfıdır. Beyoğlu İstiklal Caddesi’ndeki 2. Kat pencereleri gayri Müslimlere kiraya verilmiştir. Düşman askeri gayri Müslimlerce burada karşılanacak, üzerlerine çiçekler atılacaktır. Londra ve Paris’te turizm şirketleri turlar düzenlemek için bilet kesmeye başlamışlardır bile. Düşman savaşı kazanacağına bu kadar emindir.

Osmanlı İstanbul’daki telefon şebekesinde çalışan Fransızları alır, yerine koyacak elaman bulunamayınca, Macaristan’dan Müslüman teknisyenler getirilir. Ülkenin hayati önemine sahip kurumları yabancılara teslim edilmemelidir.

İngiliz ve Fransız donanmasından sonra dünyanın üçüncü büyük donanması Osmanlının idi. Ama neredeydi bu donanma? Kara kuvvetlerinin modernizasyonu Almanlara verilince, İngilizler homurdanmaya başlamış ve sonuçta deniz kuvvetlerinin modernizasyonu da İngilizlere verilmiştir. Gemilerin gözle görünür kısımları parlatılmış, boyanmış, görünüm itibariyle yeni bir donanmamız olmuştur. Ancak gemilerin hızı seksen milden on iki mile düşürülmüş, hayati parçalar çalışmaz duruma getirilmiş, topların mesafeleri kısaltılmıştır. Donanma kullanılamayacak hale getirilmiştir. Cevat Paşa üç yüz yetmiş yedi Alman mayınını boğaza döşetmiş ama hiçbiri patlamamış veya düşman tarafından toplanmıştır. Türk ustalarının yaptığı yirmi altı mayın savaşta hayati rol üstlenmiştir. Ülkenin silahlı kuvvetlerinin modernizasyonu mutlaka Türkler tarafından yapılmalıdır.

Ülkesi, tankını, uçağını dış devletlere modernize ettirirken, yabancı yapımı heronlar en hayati durumlarda kullanılırken!, neslimiz hayatımın anlamı yok, amacım yok, niye çalışayım ki? Diyorsa başımızı iki elimizin arasına alıp düşünmeliyiz.

Kuş Gribi, Kırım Kongo, Domuz Gribi gibi hastalıkların üretildiği ve biyolojik savaşların yapıldığı dünyamızda, Japon bilim adamları laboratuvarlara kapanıp bir haftada bu hastalıkların aşısını bulup seri üretime geçerken, benim ülkem yüz milyonlarca dolarlık ilaç sipariş ediyorsa, ve bu durum genç neslimizi rahatsız etmiyorsa bir kere daha başımızı iki elimizin başına alıp düşünmeli, neslin eğitimiyle ilgili planlar yapmalı ve hemen harekete geçmeliyiz.  

Çanakkale savaş dâhileri Mustafa Kemal, Kazım Karabekir gibi komutanların yıldızının parladığı ve Kurtuluş Savaşının tohumlarının atıldığı bir savaştır. Ruşen Eşref Ünaydın hatıralarında ‘Çanakkale gezisi sırasında Mustafa Kemal’in Türk Askerini, Türk Toplumunu Çanakkale’de gördükten sonra kurtuluş savaşına karar verdim dediğini aktarır.’ Çanakkale’de yeni Türkiye Cumhuriyetinin tohumları atılmıştır.

Japonya hammadde kaynağının %90’ını dışarıdan alan bir ülkedir. İki şehrine atom bombası atıldıktan sonra hızlı bir kalkınma hamlesi başlatır. Japon bakan Türk diplomata ‘Bizler çocuklarımızı daha küçük iken hızlı trenlere bindirir, gökdelenlere çıkarır, nükleer tesislere ötürürüz. Sonra Nagazaki ve Hiroşima’ya götürürüz. Eğer güçlü olmazsanız harabe olan iki şehrimizi göstererek böyle olursunuz deriz. Siz Çanakkale’yi neden değerlendirmiyorsunuz?’ der.

Tarih hüzünle, gururla anmak için değil, ders çıkarmak için vardır. Tarih üzerinde yatmak için bir hamak değil, fırlatma tahtası, kuvvet kaynağı, destek noktasıdır. Savaşlarda kılıç sallayan ataların torunları, maçta birbirine döner bıçağı sallar hale gelmiştir. Tarih şuuru kazanmayan bir gençlik bu vatana ne verebilir? Osmanlı tarihinde ilk defa liseler, üniversiteler ve medreseler mezun verememiştir. Mustafa Kemal ‘Biz Çanakkale’de bir darülfünun gömdük’ demiştir. Gerçekten de beyin takımımızı kaybetmişizdir. Türkiye’nin sosyal sıkıntılarının nedeni Çanakkale’ye kadar uzanır. 

Bir köylü çift sürerken saat ve matara bulur. Hala doğru zamanı göstermektedir. Rüyada şehit düşen asker köylüye sitem ederek, o saatle ben namaz vakitlerini biliyor, o matara ile de abdest alıyordum. Ama şimdi alamıyorum der. Köylü uyanır uyanmaz hemen saat ve matarayı aldığı yere geri koymuştur. Evet. Onlara ölü demeyiniz. Onlar hala yaşıyor. Onlar hala bize bakıyor. Biz onların yüzüne bakabiliyor muyuz?

Genel Kurmay Başkanı Enver Paşanın genelgesi zeytin tanesinin besleyici özelliği vesilesi ile ekmeğe üç lokmada katık edilmesi şeklindedir. Askerimiz atların başına geçirilen saman torbasının burun kısmına cep dikmiştir. Atın burnundan çıkan buharla o cepteki arpalar yumuşamakta, yumuşayan arpalar yenilerek savaşa devam edilmektedir. 

Mehmetçik askerden yeni gelmiş, eşine kuru fasulye yapmasını söyler ve çarşıya gider. Çanakkale’ye asker alındığını haber alınca eve dönmeden hemen gönüllülere katılır ve şehit düşer. Kadın öylesine sadıktır ki, görgü tanıkları ölesiye kadar ocağa kuru fasulye koyduğunu, vefat edeceği anda da ayağa kalkarak ‘Hoş geldin bey’ diyerek ruhunu Rahmana teslim ettiğini söylerler.

Dünya da peygamberinin adını ordusuna veren başka bir toplum yoktur. Mehmetçik küçük Mehmet demektir. Analar evlatlarını sırtından vurulursan hakkımı helal etmem diyerek uğurlamaktadırlar. Yozgatlı kınalı Hasan gibi…

Fransız, İskoç, İrlandalı, Afrikalı, Senegalli, Hint, Nepal, Anzak (Avusturya-Yeni Zelanda) ne işleri vardı Çanakkale’de? Al sana zenci köpek diye kuşun sıkan Anzaklar kendilerini Afrika’da zannediyorlardı. İngiliz ve Fransızlar Hintlileri, Yeni Zellanda ve Afrikalıları öne sürerler. Fransız üniformalı zencinin öldükten sonra cebinden Kuran çıkması düşündürücüdür. Aldatılan insanları bize karşı kullandılar. Sabah ezanı okur Mehmetçik. Karşı siperden bir taş gelir. Taşta kağıt sarılıdır. Kağıt üzerinde biz Hindistanlı Müslüman askerleriz. İngilizler Almanlardan Osmanlıyı kurtaracağız dediler. Siz kimsiniz?... Ve bizim tarafa geçip savaşa devam ederler. Aldanmışlığın, aldatılmışlığın tablosudur bu…

Mehmet Akif Mısır’da Nil kenarında İngiliz askerlerinin sayısının azlığı dikkatini çekiyor. İngiliz komutana ‘Kırk bin kişilik bir ordu toplanmış geliyor olsa ne yapardınız?’ diye sorar. Komutan ‘hemen toplanır, burayı terk ederdim. Ama kırk kişi bile toplamanıza müsaade etmeyiz. Sen-ben kavgası çıkarır, sizi birbirinize düşürürüz’ demiştir.

Diyarbakırlı ile Denizlili, Karslı ile Aydınlısı, Çerkez’i ile Arnavut’u yan yana savaşmış ve yan yana yatmaktadır, kardeşçe. Kendi yarasına ot basıp, gömleğiyle düşmanın yarasını saran Mehmetçiğin davranışını birbirimize gösterebilseydik. Keşke…

Çanakkale’den çıkarılacak daha çook dersler var… 

www.erkankavas.com.tr

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, tarihsel bilgiler için teşekkürler. Selamlar...

Mesut KARİP 
 20.03.2014 15:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 5017
Kayıt tarihi
: 24.11.13
 
 

Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü Lisans, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster