Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '08

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
3123
 

Çanakkale Rüzgarı / Solmaz Kamuran

Çanakkale Rüzgarı / Solmaz Kamuran
 

http://kitap.antoloji.com/kitap.asp?kitap=223591


Tarihte, mitoloijik olayları ve aşkları anlatan Homeros'tan beri, Çanakkale ile özdeşleşmiş olaylar, savaşlar, ölümler ve aşklar vardır. Bunlardan ilk akla gelen de, Paris ile Helen'in aşkları ve uğrunda 13 yıl süren ve bir uygarlığın yok olmasına neden olan Truva Savaşı'dır hiç kuşkusuz. Savaşların ve kahramanların bol olduğu bu coğrafyadan yani Çanakkale Boğazı'ndan, Boğaziçi'nden geçen her gemi, donanma ve hatta kültür geçmek zorunda ki Ege'ye ve Akdeniz'e varabilsin.. Böyle yol üstü olunca şehir, gelen geçen, mola veren, beğenip konaklayan da çok olur elbette. Kültürler mozaiği demek daha uygun olur sanırım.

Yine tarihte Çanakkale ile özdeşleşen Çanakkale Savaşları, itilaf devletlerine karşı canları pahasına verilen amansız mücadeleler, şehitler, koyun koyuna yattıkları dünyanın öbür ucundan gelmiş düşman askerleri. Ve daha niceleri.

Okuduğum ve tanıtmaya çalışacağım kitapta da  Çanakkale'yi anlatıyor yazar. Savaş var, aşk var, acı var, ölümler var, fakat olayların bu savaşlarla hiçbir ilgisi yok. Çanakkale'de başlayan hayatlar ile II. Dünya Savaşı ve Nazi toplama kampları, ayrılıklar, kavuşmalar ve rastlantılar güzel ve akıcı bir dille anlatılmış. Su gibi akıyor cümleler okurken, okuyucuyu fazla yormuyor, her yaşta okura hitap edebilecek bir roman olduğunu söyleyebilirim.

Kitabın yazarı Solmaz Kamuran. Birçok kişi onun Çetin Altan'ın eşi olduğunu bilmez. İlk olarak, Safiye Sultan serisinin başarılı çevirisiyle tanımıştım onu, sonra Erguvan Güzeli isimli güzel bir romanın çevirisiyle. Kiraze isimli romanını da okumuştum yıllar önce.

Kitabın konusuna gelince;

Çanakkale'de, ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi, müslüman, hıristiyan ve musevilerin yaşadığı, gelenek ve göreneklerin rahatça uygulandığı bir mahallede, komşuluk ilişkileri ve birbirlerine saygılı insan ilişkileri anlatılıyor, yıl 1923 Kurtuluş Savaşı henüz yeni bitmiş, daha Cumhuriyet kurulmamış bile.

Annesinin ölümü ile küçük yaşta kimsesiz kalan Bedia'ya komşu kızı Matmazel Hettie keman dersleri verir. Bayram kutlamaları esnasında musevi olan Hazmonay da hayran hayran izler  Bedia'yı, gösteriyi izleyen diğer insanlar gibi.

Ergenlik dönemleri ile birlikte aşkları da büyür, Yahudilerde başka dinden biriyle evlilik mümkün olmadığı için Hazmonay gizli tutar aşkını, aile başka adaylar aradığında ise çaresizlikten Yunanistan'a gizlice kaçmayı planlarlar ve başarırlar. Önce Rum mahallesine taşınırlar, rahat edemezler, sonra Yahudi mahallesine. Hitler'in subayları çoktan Selanik'e ulaşmışlardır. İşgal orduları tarafından apar topar evlerinden uzaklaştırılırlar. Bedia, (yeni kimliği ile Vedya) diğer yahudi kadınlar gibi Terezin Kampı'na giden trene bindirilir. Her ne kadar müslüman olduğunu iddia etse de kimse aldırmaz.

Matmazel Hettie'nin çalmayı öğrettiği kemanı sayesinde uzun yıllar yaşamaya devam eder, Alman subayı ona ilgi duyar ve krematoryuma gitmekten kurtulur.

Öldüğünü sandığı kocası Hazmonay ise dağa kaçmanın yolunu bulmuştur, Yunan milisleri ile mücadele eder. Yıllar sonra Londra'da birbirlerine kavuşurlar. Ancak zaman zalimdir, birbirlerine yabancıdırlar artık. Ne eskisi gibi sevgileri ne de hoşgörüleri kalmıştır, anlaşamazlar. Bu arada memleket ve aile özlemleri depreşir. Çanakkale Rüzgarı serttir, onları oradan oraya savurur. Türkiye- Yunanistan-Almanya ve İngiltere arasında geçen umuda yolculuklar. Hazmonay'ın ailesinin isteği ile kendi cemaatinden genç bir kadınla evliliği, çocukları, ölümü, Bedia'nın eski kimliğine dönmesi ve yıllarca herkesten sakladığı gizli sırrı...

Okuyun, beğeneceksiniz!

ÇANAKKALE RÜZGARI- SOLMAZ KAMURAN
GOA Yayınları- 2005-İstanbul


*KİTAPTAN ALINTILAR

* Herkesin tüccarlara ihtiyacı vardır, savaşta da barışta da. (s.17)

*"Savaş çok korkunç, bize rastlaması daha da korkunç." Savaş demek Cehennem Tüneli demektir. İnsana ne aman rastlayacağı tam olarak bilinmez, ama rastlama olasılığı çok yüksektir. Eğer dünyaya 400 yıl önce gelseydk, 100 Yıl Savaşları'nın içinde olacaktık. (s.18)

*Yalnızlık duvarları her zanam olduğu gibi yine sarıyordu dört bir yanını. O duvarların içinde, o duvarların dışında birinin var gibi olduğunu hissederek başı ellerinin arasında oturdu, oturdu, oturdu...(s.267)

*-Bazen hiç sormamak, hoşa gitmeyecek bir cevapla karşılaşmaktan çok daha iyidir. (s.303)

*YAYINEVİ NOTU (Arka kapak)

Çanakkale'de geceleri gökyüzü, sim ile işlenmiş bir siyah kadife kaftandır. İnsan, kolunu yukarı kaldırdığında sanki eli bir yıldız denizine dalar; parmakları Büyük Ayı'ya, Venüs'e, Andromeda'ya dokunur. Çanakkale'nin şarap rengi denizi hırçındır, öfkelidir, şehvetlidir. Yunuslar kıkırdar, sardalyeler yelkovan kuşu gibi uçar orada. "Gel buraya," der dalgalar, "gel buluşalım, gel kavuşalım, gel açılalım." Çanakkale rüzgârı öyle bir rüzgârdır ki, esti mi eser... coştu mu coşar... katar önüne o koca kanatlı bulutları, savurur da savurur... Çınarların, meşelerin, dutların tarçın rengi yaprakları bir hazan seli olur, akar gider eriye eriye...

Çanakkale'nin bir şarkısı vardır... Çanakkale'nin bir kederi vardır... Kederi kader, kaderi kederdir Çanakkale'nin. O gecenin, o denizin, o rüzgârın, o şarkının, o kederin, o kaderin çocuğuydu Bedia. Parmakları yıldızlara ulaştı, aşk uğruna buz gibi sulara daldı, bıraktı kendini rüzgara. Sürüklendi, sürüklendi... Çanakkale'den Selanik'e, Selanik'ten Auschwitz'e, Auschwitz'den Londra'ya, Londra'dan İstanbul'a ve daha bin bir diyara... Onun rüzgârının adı aşktı ve Bedia hep rüzgâra karşı kemanını çaldı...

Belki de Bedia, hiç keman çalmamalıydı...

Tuğrul-20 bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben bu kitabı okumakta çok tereddüt ettim. Bir ara o kadar çok tarih romanı okumuştum ki, hani doyma noktasına geliriz ya o anlardan biriydi sanırım. Ancak bilirsiniz sizin tanıtımlarınızı mutlaka değerlendiririm. Şu dersler bitsin, tatile gireyim hemen okuyacağım. Teşekkürler tanıtım için ve sevgiler...

Özlem Akaydın 
 17.05.2008 22:05
Cevap :
Teşekkürler Özlem, sıkılacağını sanmıyorum, akıcı bir roman, iki-üç günde bitirirsin...selam ve sevgilerimle...  17.05.2008 22:30
 

için teşekkürler, okumaya çalışacağım...Selamlar.

Yalnıztürk 
 16.05.2008 19:02
Cevap :
Ben de yorum için teşekkür ederim....selamlar-saygılar...  16.05.2008 22:23
 

Kendilerine armağan olarak kalan yaşamları, aşkları, acıları... Ve bir şey daha bu tür yaşamların halâ deva ediyor oluşu... Evet Solmaz Kmauran'ıd a Çetin Altan'ın köşe yazılarında bahsettikleriyle tanıyorumda, Safiye Sultan serisini bilmiyordum. Öğrendim Öğretmenim:)))

yekruseha 
 16.05.2008 15:51
Cevap :
Teşekkürler canım, güzel bir roman, kurgu ya da gerçek, ama yaşanması olası şeyler...tavsiye ederim...selam ve sevgilerimle..  16.05.2008 15:54
 

Renklilik ve farklılıklar arasında biçimlenen duygu dünyası. Tatil öncesi Çanakkale'ye gideceklerin de özellikle okuması gerek, diye düşünüyorum. Saygılar

murat ertaş 
 16.05.2008 15:38
Cevap :
Doğrudur, gitmeyenler de okusun, özellikle gençler... teşekkürler-selam ve saygılarımı yolladım...Yeni ebelik ne alemde, henüz bakamadım sayfanıza...  16.05.2008 15:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 2957
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 2016
Kayıt tarihi
: 27.03.07
 
 

Üstkimliği ile insan, altkimliği yeterince kalabalık birisi; Eş, anne, öğretmen emeklisi. Doğa, H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster