Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '17

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
155
 

Çanakkale Savaşları hakkında bildiklerinizi unutun. İngilizler Çanakkale’yi geçmek için gelmediler

Çanakkale Savaşları hakkında bildiklerinizi unutun. İngilizler Çanakkale’yi geçmek için gelmediler
 

Bilgi, sahibi için eşek yükü misalidir.. Eğer, ondan yeni bir bilgi üretemiyorsa.


İngiliz belgelerine ve meclislerindeki tartışmalarına göre Çanakkale’ye gelişleri: Boğazları kontrol etmek değil, Mısır’ın işgalini perdelemek içindir.

...

-“ I.Dünya Savaşı’nda İngiltere’nin amacı,  Hint yolundaki Mısır’ı almak, petrol yatakları üzerindeki Irak’la Mısır arasında bulunan Arabistan’ı almak, Anadolu’da da, Osmanlı’dan ayrılmış yeni bir Türk Devleti kurmaktı.

Bu sahalardaki askeri hazırlıkları tamamlayabilmek için, Osmanlı ordusunu güney bölgelerinden uzakta oyalamak istiyordu.

Bu hareketle, aynı zamanda, Rusların doğudaki yükü hafifleyecek, Rusya, bütün gücünü batı cephesine sevk edecekti. Bu yer Çanakkale idi.

İngilizlerin endişesi, Ruslarınkinden büyüktü. Bütün düşünceleri Mısır Üzerine Türklerin yürüyüşlerine mâni olmaktı. (1)

Bunun için buldukları çare, Boğazlara saldırmak ve Osmanlı’yı meşgul etmekti. (2)

Binaenaleyh, Çanakkale’yi zorlama projesi menşe itibari ile İngiliz projesidir. (3)

“İngilizlerin Çanakkale’yi zorlama fikrini ilk düşünen ve mevki-i tatbike koyan. Bahriye Nâzırı Churchill olmuştur. Churchill’e göre, daha Türkiye’nin harbe girdiği andan itibaren Mısır tehdit edilmiş oluyordu.’ (4)

Çanakkale savaşı, düşman ordusunu cephenin uzağında bir yerde oyalama savaşı idi. Bu nedenle Çanakkale savaşı İngiltere’de görüş ayrılığına yol açtı.

Çanakkale’ye hücum fikri İngiliz kabinesinde müzakere edilince bahriyeliler aleyhte rey verdiler. Bu işi donanmanın tek başına yapamayacağını, Askerlerin de görev alması gerektiğini dile getirdiler. (5)

Fakat Harbiye Nâzırı Lord Kitchener,

-“Çanakkale için ayıracak askerim yoktur Hepsi Garp cephesinde dövüşecekler Buraya asker yetiştiremiyorum. Binaenaleyh bu işi ya donanma ile yapmalıdır Veya büsbütün vazgeçmelidir,” cevabını verdi. (6)

...

Ruslar Almanlara karşı harp ile meşgul iken Kafkasya’da Türklerin tehdidine maruz kalmışlardı. Bu tehdide göğüs germeleri için Alman cephesindeki kuvvetlerden mühim bir kısmını Kafkasya’ya nakletmeleri lazımdı. Buna mahal kalmaması için Rus hükümeti, İngiltere ve Fransa’nın müştereken Türklere karşı bir harekette bulunmasını rica etti.

Churchill de derhal bu hareketin Çanakkale üzerine olmasını teklif etti. Fikrini kabul ettirmek için Çanakkale seferinden elde edilebilecek faydaları şu şekilde tebarüz ettirdi:

1-Türkler, kuvvetlerini Çanakkale’ye yığarak, Mısır üzerine yürümekten vazgeçeceklerdir.

2. Kafkasya’da Ruslara karşı büyük bir hareket yapamayacaklar ve dolayıyla Ruslar bütün kuvvetleri ile Alman cephesinde harp etmeye imkân bulabileceklerdir. (7)

“İngiliz bahriyesinde kök salan bir kanaate göre, gemilerin karalara taarruzundan çok şey beklenemez. Bu kanaat, asırların tecrübesinin mahsulü idi. Meşhur amiral Lord Nelson bu kanaati şu cümle ile formülleştirmişti:

-“İstihkâma taarruz eden gemici delidir.” İngiltere imparatorluğu Millî Müdafaa Meclisi, 1908’de Boğazlar’ın yalnız bahrî kuvvetlerle zorlanamayacağını teyit etmişti.’ (8)

1807’deki deney bunu doğrulamıştı, İngiliz donanması, Duckworth kumandası altında Boğaz’ı geçmeye muvaffak olduğu ve hatta İstanbul’a kadar geldiği halde, kara kuvvetine dayanamadığı için geri dönmek mecburiyetinde kalmıştı.(9)

İngiltere, göz bebeği gibi sakındığı donanmasını, neticesi bilinmeyen bir teşebbüse feda etmek istemiyordu. (10)

Churchill, 3 Kânunusani 1915’te şöyle çözüm buluyor: Çanakkale’yi modern zırhlılarla değil, 1908’den evvel inşa edilmiş eski tip zırhlılar ile zorlamak mümkündür. (11)

Churchill bu işin üzerine o kadar düştü ki, nihayet Çanakkale Savaşı’nın yalnız donanma ile yapılmasına karar verildi. 19 15’te büyük bir İngiliz filosu Fransız filosunun da iltihakı ile Çanakkale’ye geldi.  (12)

Mustafa Kemal anlatıyor (13)

-“Boğazları ve Çanakkaleyi tıkamakla Rusları Karadenizin içine kapamış oldum ve eninde, sonunda çökmeğe mahkûm ettim. Müttefikleriyle irtibatlarını kesmiş oldum çünkü. Ama biz de çökmeğe mahkûmuz, hem de aynı sebepten. Gerçi Akdenizin,  Kızıldenizin ve Hint Okyanusunun eteklerindeyiz ama herhangi bir denize açılacak kudretimiz yok. Deniz kuvvetinden yoksun bir kara kuvveti olarak yarımadamızı, kara kuvvetlerini çekinmeden getirebilecek olan bir deniz kuvvetine karşı asla savunamayız.”

Mustafa Kemal ne demektedir? Çanakkaleyi, “..Kara kuvvetlerini çekinmeden getirebilecek olan bir deniz kuvvetine karşı asla savunamayız.”

Yukarıda yazılanlar özetle:

İngilizler, Mısır işgalini perdelemek için eski gemilerle ve bir kara ordusu getirmeden Çanakkale’ye gelmiş, amaçlarına ulaştıkları noktada da çekilmişledir.

Siyaset tilkisi İngilizler, Sömürge (Anzak) askerleri ve birkaç eski gemi ile bu işin içinden çıkarken, Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı içinde nerede ise en büyük kaybını Çanakkale’de vermiştir.

Kayıplarımız sadece bu kadar mı?

Elbette değil,

En büyük kaybımız, 2. Abdülhamid’in büyük çaba ile, ülkemizin geleceğini inşaa etmeleri için özenle yetiştirilen bir kadroyu, (Yaklaşık 75.000 vatan evladı) Üniversite, hatta lise talebeleri bu uğurda kaybedilmiştir.

Ve İngilizler, 1918 Yılı sonunda hem boğazlara hem de İstanbula yerleşmişlerdir.

İngilizlerin İstanbul ve boğazları terk edişi, yaygın bilinenin aksine Lozan antlaşması (24 Temmuz 1923)  sonunda değil, 1936 yılındadır.

Tarihinizdeki önemli olayları dikenli tellerle çevirirseniz, aynı hataların tekrar yaşanmasına mani olamazsınız.  

Bilgi Toplumu olabilmenin yolu; sorgulayan, okuyan ve araştıranları yüreklendirmek ve bunların sayılarını artırabilmekle ancak mümkündür.

Bizler, bir taraftan, gelişmiş batının, sorgulayıcı  “Aydınlanma Çağı!”nı ve gereğini kutsuyor, diğer taraftan yüzyıl evvel yaşanmış olayların sorgulanmasına mani oluyor, tartışılmasını istemiyoruz.

Bilinmelidir ki, Aydınlanmış dünü olmayanların, aydınlık bir yarını olmayacaktır.

 

www.canmehmet.com

Resim: tarafımızdan düzenlenmiştir.

Kaynaklar:

(1)Enver Ziya Karal, Tarih Notları, s. 109.

(2)Karal, Age, s. 109.

(3)Karal, Age, S.109. (“Osmanlının Tasfiyesi”, Cengiz Yazoğlu, dip not)

(4)Karal, Age, s.109.

(5)Esmer, age, s.323. (Siyasi Tarih, Ahmet Şükrü Esmer,)

(6)Age, s.323. (Siyasi Tarih, Ahmet Şükrü Esmer,)

(7)Karal, age, S. 110.

(8)Karal, Age, s.111.

(9)Karal, Age, s.111

(10)Karal, Age, s.111

(11)Karal, Age, s.111

(12)Ahmet Şükrü Esmer, age, s.323. (Siyasi Tarih)

(13)Lord Kindross, sahife:159)

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tarih benim ilgi ve bilgi alanıma girmez ve bu nedenle de bilgi alanımın eksik ve yetersiz olduğunu biliyorum. Ancak şu kadarını biliyorum ki biz Türkler maalesef her alanda bilgiden yoksun bir şekilde eğitilen bir milletiz. İşin daha da kötüsü her sorunu yüzeysel olarak ele alıyor ve haliyle de hiçbir şey üzerinde analitik bir şekilde düşünemiyoruz. Blogunuzla ilgili olarak İngilizlerin Çanakkaleye işgal amaçlı gelmedikleri bana son derece makul bir fikir olarak geliyor. Büyük resim çok farklıydı ama resmi tarihimiz bunu göremedi ve bugün bile yaşadıklarımızın çoğunu göremiyoruz. Yazınızı öneriyorum, Sevgi ve selamlarımla

Mustafa Atilla 
 20.03.2017 12:30
Cevap :
Değerli Mustafa Atilla Bey, Hristiyan Batı'nın bugün de kabule zorlandıkları en önemli husus: Osmanlının, yaklaşık, 500 yıl Güney Avrupayı (Hristiyanları) yönetmesi ve üç kıtayı asırlar boyu onlara sömürtmemesidir. Hazmedemedikleri bunlarla da sınırlı değildir. Kudüs, İstanbul ve Atina'nın ellerinden kayması, ortodosk merkezinin İslam'ın kontrolüne girmesidir. Fransız tarihçi Edouard dé Driault, "Şark Mes’elesi Bidâyet-i Zuhurundan Zamanımıza Kadar" kitabında bunu şöyle özetler: "İstanbul Fethi ile, Hilal/İslam, Salibe/Hristiyanlığa galip geldi." Gidenleri, Paris, Roma, Florensa, Londra, Barselona, Münih ve benzeri şehirlerinin zenginliğini, batının (Avrupanın) son iki-üç yüz yılda nasıl refah toplumu olduğu, evlerinin, kiliselerin yapılarının (sömürgeci)zenginliğini bilirler. Tarihimizde örtülü kalan şudur: Biz, I. Dünya savaşı'nda ağır bir yenilgi aldık ve İşgalciler, Osmanlıyı (iddia sahibi olamayacak şekilde) küçülterek, dönüştürdüler. Teşekkür ediyorum sağlıcakla kalınız.  20.03.2017 14:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 931
Toplam yorum
: 2503
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1591
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisinde öğrenciliğim sırasında bir kamu iktisadi kuruluşunda başladığım çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster