Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '17

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
38
 

Çanakkale Şehitleri'ne kızımdan mektup

Çanakkale Şehitleri'ne kızımdan mektup
 

Sevgili Hasan Ethem Amca!!
 
Satırlarıma, uğruna Can'ın pahasına savaştığın Al yıldızlı bayrağımızın dalgalanmaya devam ettiği ve sonsuza kadar devam edeceği bir yerden yazıyor olmanın gururunu yaşadığımı belirterek başlamak istiyorum.
 
Tüm Çanakkale kahramanlarımıza ayrı ayrı mektuplar yazmak istememe rağmen, bu mektubu sana yollamamın bir nedeni var. Çanakkale Savaşı'nın tüm şiddeti ile devam ettiği bir günün ortasında, cephedeki bir ağacın altından annene yazdığın mektubu okudum.
Bir tarafında tarih sahnesinden silinip atılmak istenen harap edilmiş Anadolu ve onu korumak için herşeyinden vaz geçip cepheye koşmuş gencecik insanlar; diğer tarafında yakıp yıktıkları her karışı topyekün yutmak isteyen bir Avrupa yokmuş da, senin gibi Türk kahramanlarının varlığı ile daha büyük bir coşku ile gelen bir ilkbahar varmış gibiydi sanki.
 
Her satırı okuyup geride bırakırken gözlerimden dökülen yaşlara da engel olamadım. Anlattığın yer, sanki ölümün kol gezdiği bir savaş alanı değil de, tabiatın uykusundan henüz uyandığı ve mahmurluğunu etrafını yeşerterek üzerinden attığı bir oyun bahçesi gibiydi. Umarım benim mektubum da sana ulaştığında anneciğinden gelen mektubu aldığın günki gibi, etrafını çevreleyen çiçekler onu selamlayıp yüzlerini sana doğru çevirirler.
Mektubunun bana öğrettiği ve hatırlattığı o kadar çok şey oldu ki; hangisinden başlayacağımı bilemiyorum.
 
Üzerinde yaşadığımız toprakların ne mücadelelerle vatanımız haline geldiğini mi söylesem; yoksa her karışı için vazgeçilen hayatların çokluğunu düşününce içine düştüğüm iç burukluğunu mu?
 
Ya da daha güzel bir dünyada yaşamak için okuyarak, öğrenerek, öğreterek, verdiğin savaşı bırakıp; bir başka yangın yerinin ortasına atlamak için bir an bile tereddüd etmeme cesaretinin nasıl bir şey olduğunu mu? 
 
Peki ya annemin şefkatindeki sonsuzluğunu anlamak için, annene yazdığın her satırın yüzüme bir şamar gibi inmesini mi? 
 
Peki ya dost sıcaklığının en sert iklimlere meydan okuyacak kadar güçlü olduğu gerçeğini, koyun koyun savaştığın arkadaşlarınla  bölüştüğün tayinin tadını, dudağımda hissettiğimde daha iyi anladığımı mı; bilemiyorum . 
 
Fakat şunu bilmeni isterim ki; dünya durdukça var olacak bir yerde verdiğin olmak yada olmamak savaşını, dünyayı anlamamı sağlayacak kitaplarımla, tarihe yazdırdıklarından beslenen düşüncelerimi yazıya dökecek kalemimle, ve tüm dünyayı ayağıma getirecek olan bilgisayarımla yapacağım.
 
Daha güzel bir dünyada yaşamak için verilmesi gereken mücadelenin, savaşla değil de; barışla da sağlanabilecek olduğunu sen ve tüm arkadaşların dünyaya ilan ederken; ben ve arkadaşalarım da sizlerden miras herşeyi sonsuzluğa taşımak için üzerimize düşeni yapacağız, emin ol.
 
Savaşın bitmesinden sonra anneni Çanakkale’ye götürüp oranın güzelliklerini göstermek için sabırsızlandığını yazmıştın mektubunda. Ve ne yazıkki; bu dileğini yerine getiremedin. Bundan dolayı hiç üzülme olur mu. Senin gıyabında ben kendi annemi götürerek oralara, hikayeni hem ona hem bundan sonra tanıyacağım herkese anlatacağım.
 
Anneme öyle sıkıca sarılacağım ki; sanki seninle Çanakkale de berabermişim de annene yazdığın mektubu getiren arkadaşın benmişim gibi olacak.
 
Anneni annemmiş, annemi annenmiş gibi göreceğim.
 
Sen, benim ve tüm ailemin özgürce, yaşamamız için büyük fedakarlıklarda bulundun. Senden son birşey daha isteyeceğim:
 
Orda bulunan Müstecip Onbaşı’ya çok selam söyle. Unutulmadığını bilsin ve bu yazdıklarımı bir minnet ifadesi olarak algılamasın. Denizin dibine yolladığı Fransız Denizaltısı ile alakası yok bunun. Aynı Şekilde Seyyit Onbaşı ya da selam et benden. O da bilsin ki; bu selam Besmele çekip onca ağırlığınca gülleyi, Buwe'nin bacasından içeri sokup, Ege'nin karanlığına gömmesine karşılık gelen bir borç ödemesi değil.
 
Ezineli Yahya Çavuş'u da unutma sakın. Ona da çok selam et. Hatıralarını kalbiminde saklı tuttuğumu bilsinler.
 
Sapancalı Hakkı Amca'ya da selam söyle. Bize bıraktığı mangal gibi yüreği en büyük emaneti, bir de güzel Sapancası. Rahat uyusun.
 
Mektubuma son verirken uğruna mücadele edilecek bir şey için sadece ölerek değil; hayatta kalarak da zafere ulaşılacağını bana öğrettiğin için sonsuz kez teşekkür eder, o kutsal ellerinden hasretle öperim.
 
Bikhan Melisa Ozan
18 Mart 2017 Sapanca

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 53
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 180
Kayıt tarihi
: 26.07.14
 
 

Sapancalı, Üniversite mezunu, satış pazarlama sektöründe çalışan Errare Humanum Est ve Dum Spiro ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster