Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '09

 
Kategori
Evcil Hayvanlar
Okunma Sayısı
513
 

Cango'nun marifetleri..

Cango'nun marifetleri..
 

Cango saklanıyor:))


O bir yakışıklı ! O bir çılgın ! O bir erkek güzeli ! O bir sevgi arsızı ! Huzurlarınızda Cango...

En iyi kimi anlarsın ? deseler , ağzımdan ilk çıkacak kelime Cango olur. Onun beni beklediği gibi hiç kimse beklemedi beni. Her sabah kapıdan içeriye girdiğim an başlar hoplayıp zıplamaya. Sevinç gösterisi.. İş yerinin bir ucundan diğer ucuna kadar hiç yorulmadan belki 20 kere koşar. Her turda da mutlaka dokunur. Şımarıklık..

Rutin alışkanlıkları vardır. Mesela sabahları mutlaka sadece ve sadece tuzsuz etimek yer. O bitince mutlaka yanıma gelir. "Ne istiyorsun oğlum?" dediğimde dolabı koklar. Çünkü orada krakerleri vardır. "Bana Günaydın demedin. Sana kraker yok. "dediğimde önce oturur, sonra patisiyle çekiştirir, yüz vermezsem de iç geçirir. Hala vermemekte ısrarcıysam da mutlaka yanağıma küçücük , kerhen bir öpücük kondurur. Belli belirsiz... Çünkü içinden gelmiyor. Yağcılık yapıyor resmen. Mutlaka 4 adet olacak. Yoksa sabahtan akşama adar gider gelir devamını ister:))

Atıştırma faslı bitince, ofiste yere kıvrılır. Arada yanına gidip severim. Gerinir, uzanır, sevildiğini hissettikçe pozitif elektrik aktarır her canlı gibi. Başını ayaklarımın üzerine koyar öyle dakikalarca yatar. Sevilmek ister sadece sevilmek. İşim var ve yoğunsam "Bekle işim bitsin seninle oynayacağız." cümlesini çok sık tekrarlarım gün içerisinde. Sabırla bekler. Baktı ki süre uzadı, hemen imalât bölümünden bir bez parçası alıp gelir. Karşıma geçip ağzında bana bakar. Bilhassa görmezlikten gelirim. Bu sefer bez parçasını getirip ayağımın yanına bırakır ve bekler. Duymak istediği cümle tek " Sen bunu nerden aldın bakim? Ver çabuk onu bana." Bu cümle oyuna start anlamını taşır ikimiz arasında. Ben ayağa kalkıp "ver onu çabuk bana" diye arkasından koşacağım o da kaçacak.
Asla almaya kalkışmayacağım, anında yüz hatları gerilir ve hırlar. Aklı sıra beni korkutacak.:))

Bu 45 kilogramlık sevimli , dışarıdan görenler içinde bir o kadar ürkütücü yaratık benim kankam. Görev alma güdüsü çok gelişmiş olan bu varlık, hastayken dahi lavoboya gidecek olsam , benden önce koşar kapıda bekler, sonrada yine benimle beraber yerine döner.

Bu dev adam aslında küçücük bir yüreğe sahip. Hareket halinde olan her cisimden korkuyor:)) Mesela oyuncak yürüyen bir araba, ağlayan bir bebek, ıslık çalan bir maymun Cangoyu korkutmak için yeterli. Arabayı çekip bıraktığımda Cango saniyede 3 kat yukarı kaçıyor. Merdivenin başından da aşağıya bakıyor:))

Benim güzel arkadaşım saklanbaç oynamaya da bayılır. "Cango beni bulamaz." der saklanırım. Koşa koşa arar. Bulunca da pek mutlu olur, hemen koşmaya başlar. Sonra "hadi oğlum sen saklan Cango" dediğimde canım ya doğru yerine gider ve aklı sıra saklanır. Koca gövdesi ortada. Tıpkı resimde ki gibi. Bağlamasınlar diye masamın altına saklandığı gibi:)) Yarısı içerde yarısı dışarda...

Her gün 11 de kahvemin bitmesini bekler. Telvesini içecek...Tuvalet ihtiyacı geldiğinde, yanıma gelir ve elimi yalamaya çalışır. "Ne istiyorsun?" diye sorduğumda da başını kaldırıp, dolabın üzerinde duran tasmasına bakar.
Ben bir şey yerken, tüm salgı bezleri çalışmasına rağmen sadece izler. Çünkü ona "Bu senin değil." demişimdir.

Hırsızlıkta üzerine tanımam. Sehpa üzerinde duran sigara paketinin içinden sadece bir tane alır ve kaçar. Tıpkı bir maaş günü, kaşla göz arasında masamın üzerinden hiç farkettirmeden 100'lük bir banknotu alıp, kulübesine götürüp bir güzel üzerinde uyuduğu gibi:)) Çılgın!

Her akşam çıkarken mahsunlaşır. Yüreğim acır gün bitimlerinde. Toparlanmaya başladığım an , seslerden anlar ve gelir. Halıflexi eşeler ve oraya oturur. Başını yere yaslar , kaşları düğümlenir. Mahsun mahsun bakar.Gider başını okşar ve " Biz yarın geleceğiz. Sen buraya sahip çık. Sen benim canım oğlumsun. Seni çok seviorum." der başından öperim. Bu ritüel esnasında sadece başını öptürür. Başka zaman asla. Ne zaman ki Cuma akşamı olur, Cango gelmez. Aynı mahsunlukla yerinde kalır. Çünkü o biliyordur ki bu akşam ona "iyi tatiller oğlum" diyeceğimdir. Şartlı reflex mi yoksa tahminimizden de zeki oldukları için mi bilemem ama algıladığı kesin.

Bazen ona bakıyor ve kendi kendime soruyorum. Hayvan denilen varlık herşeyi anlıyor sadece konuşamıyorsa, buna rağmen aşağılanıyorsa, insan denilen vurdum duymaz, laftan sözden anlamayan , duyarsız, çıkarcı grup neden Cango'dan daha imtiyazlı? Sevginizi anlayabiliyor bu dost yaratıklar, kullanmıyor. Uzattığınız dost elini sevgiyle tutuyor, sevmeniz için yanınıza gelip iletişim kuruyor. Ya insanlar?

Tüm küçük dostlarımıza selâm ve sevgiler...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayvanları koruyalım, yeşil çimenlere basmayalım, köpekleri en çok sevelim bence.....

silik 
 28.01.2009 10:15
Cevap :
Teşekkür ediyorum :))) Yazdıklarınızda ironi var diye aksini düşünerek okudum. Hareket noktamda 'yeşil çimenlere basmayalım' oldu. Bu benim yıllardır en sinir olduğum şeydir biliyor musunuz? Avrupa deyip duruyoruz ya, o halde millet çimenlere yayılırken, stres atmak için yalınayak yürürken bizde neden halâ "çimenlere basmayınız" yazıları vardır yeşil alanlarda anlamış değilim. Doğa bütünleşmek için vardır bana göre. Hayvanları evet en çok sevmeliyiz. İnsan türü dışında ki her canlı sevginin değerini biliyor. Mutlu kalın.  28.01.2009 12:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 348
Toplam yorum
: 959
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1324
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster