Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '10

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
439
 

Canım alkolüm

Canım alkolüm
 

-Çok karışık duygular yaşıyorum burada. Yani son birkaç gündür böyle. Acaip, tanımlayamadığım bir süreç bu. Belki yaşantımda bir dönemden başka birine atladım. Ve bu atlayışı fark ettim.

Birkaç saat öncesi.

-İçmek istiyorum ya ne olursa olsun içmek istiyorum. Derhal buna bir çare bulmamız lazım. Lazım diyorum oğlum dinlesene.

Lokalde oturmuş dizi izliyorduk. Yanımda bir bebek gibi zırlayan bir adam var adı Salim. Her akşam bir dizisi vardı ve her akşam kendi gibi on onbeş tane adam her akşam büyük bir özenle aynı akşamı yaşıyorlardı. Bugünkü ısrarına dayanamamış ben de gruba dahil olmuştum ama hiç te hoşnut değildim. Canım Ailem diye bir dizi vardı, onu izliyorduk. Kalfası, ustası formeni, birkaç tane mühendisi ile bu diziyi büyük bir sükunetle seyrederken Salim’in canı içki içmek istemişti. Koltukta gerine gerine otururken, belki uyumak üzereydim ki, beni dürtmüştü hayvanlar gibi.

-Baksana.

-Ne var ulan dedim.

-Dizi dedim bu akşam çok sıkıcı öyle değil mi?

-Ulan salak daha ilk kez izliyorum bilmiyor musun dedim. Gülmeye başladım.

-Doğru ya baksana içki içsek ya.

-Git bakkala Efesten Beckse kadar yığınla bira var al iki tane içersin. Dedim.

-Alkolsüz dedi. Sanki bilmiyordum.

-Yasak tamam. Bu ülkede içmek, güzel olmak yasak dedim. Susmasını bekliyordum. Dizi hiç de sarmamıştı, kalkıp kendimi yatağa atmak istiyordum.

Baksana Bahri Formen yine uyuyakalmış. Arkadaş bir akşam da bir diziyi sonuna kadar izle ya ne adam. Dedi. Diziyi değil izleyenleri izlemeye başlamıştı. Tabi bu anda ona kaş göz işareti yapan adamı gördü. Ben de ikisini izliyordum.

-Ne oldu Nuri formen buraya kadar diyorsun herhalde. Demek o kişi bendim. Gülmeye başladı.

Nuri formen bu şakayı bekler gibi ayağa kalktı koltukta aramıza oturdu. Biraz yana kaymasaydım, ben, Salim ve kucağımda Nuri Formen sohbet ediyor olacaktık.

-Sizi dinliyordum dedi Nuri Formen. Suratında her daim olan tebessümü ile.

Salim hemen lafı yapıştırdı.

-Yanlış bir şey konuşmadık ya. Dedi.

-Yok dedi.

-Cihaz koysaydın ya dedim. Diziyi de izlerdin.

-Ne cihazı şefim.

Muhabbet yine başlamıştı.

-Saç kurutma cihazı. Yeni icat edilmiş müthiş bir şey. Nuri Formen dedi Salim. Aramıza senmisin giren. Salim ile aramızda bir kurban vardı. Öldürene kadar dalga geçmeliydik.

-Jenaratör çalışıyor mu? Dedim.

-Şu an çalışmıyordur herhalde neden sordun ki Şefim.

-Beton çıkabilir dedi Salim.

-Çıkmayabülür de dedim.

Nuri Formen uyanmıştı sonunda.

-Dalga geçmeyin şefim. Dedi Salimin sırtını sıvazladı.

-Bakın dedi eğer vaktiniz varsa gidip içki bulabiliriz.

Bir el bombasının pimini çekip aramıza atmıştı. Salimle kısa süre birbirimize baktık. Aynı anda ortamızda oturan Nuri Formene sarıldık.

-Ciddimisin dedi Salim.

-Bak dalga geçiyorsan bozuluruz ha dedim.

Nuri Formen gülmeye başladı.

-Benim yalanımı gördünüz mü hiç şefim dedi. Bana baktı. Birkaç saniye içinde cevap verdim.

-Dünkü betonda betona su kattırmadım dedin, öğrendim katmışsın.

Salim hemen mesajı aldı.

-Geçen avans almadım demiştin, tesadüfen öğrendim iki yüz dinar almışsın.

Ben söze giriyordum ki Nuri Formen ikimizi de susturdu.

-Tamam tamam. Neyse. Bu yalan değil. Yanımızda çalışan bir Libyalı var. Onda yerel bir içki var, onu satıyormuş. İstiyorsanız telefon eder alırız içersiniz.

-Ne duruyoruz o zaman Nuri Formen. Dedi Salim. Adamı tuttuğu gibi ayağa kaldırdı. Sırtına da bir tane vurdu. Az kalsın düşürüyordu.

-Yola koyulalım.

Ben de apar topar peşlerine takıldım.

On beş dakikalı bir pickup yolcuğundan sonra Muhammedin evine gelmiştik. Tedarikçimiz oydu. Nuri Formenin en fırlama işçilerindenmiş. Yol boyunca onun maceralarını dinledik. İşimiz düşmüş ya sempati duymaktan bitkin düştük Muhammede.

Sokak desem değil, yol desem hiç değil. Hizbe bir evin önünde Nuri Formeni bekliyorduk.

Salim bana baktı. Ama gördüğüne dair şüphelerim var.

-Amma karanlık. Hiçbir gece bu kadar karanlık olabilir mi ya dedi.

Doğru söylüyor. Öylesine bir karanlık ki, birazdan bizi boğacak öldürecek sanki.

Nuri Formen elinde bir buçuk kiloluk pet şişesiyle yanımıza geldiğinde apar topar atladık araca. Uçarak geldik şantiyeye. Nuri Formeni sepetlediğimizde odada başladık içmeye.

Üç kadehten sonra etkisini göstermeye başlamış olmalı ki, Salim'in kelimeleri kafamda uçuyor bir türlü bir araya gelmiyordu. Bakıyorum ona ısrarla bir şeyler anlatıyordu. Bazen ona bakarken kim olduğunu hatırlamaya çalışıyordum.

-Çok karışık duygular yaşıyorum burada. Yani son birkaç gündür böyle. Acaip, tanımlayamadığım bir süreç bu. Belki yaşantımda bir dönemden başka birine atladım. Ve bu atlayışı fark ettim.

. Ve bu atlayışı fark ettim. Derken bir kadeh daha yuvarlamıştı.

Anladığım tek şey çok hızlı içtiğiydi. Diğerleri anlayamadığım göremediğim ayrıntılar.

-Çok hızlı içiyorsun sabaha iş var oğlum. İki Dakka sus artık hiçbir şey anlamıyorum anlattıklarından. Dedim. Kadehime sarıldım. Kafam çok güzel olmak üzereydi.

Salim bana baktı. Baktı. Baktı. Bakakaldı.

-Ulan ilk kez mi içiyoruz hıyar dedi, ayağa kalkmak istedi. Ve başardı da. Sonra kalktığı gibi sandalyemin yanına büyük bir gürültüyle düştü. Suratına baktım. Çok mutlu gözüküyordu. Kim böyle bir düşüşten sonra mutlu olabilir ki dedim kendi kendime.

Daha sonrasını bende hatırlamıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 512
Kayıt tarihi
: 05.02.09
 
 

"Yaşadığım kentleri sevmem. Daha doğrusu yaşamak zorunda olduğum kentleri. Onlar da beni sevmez. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster