Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mayıs '09

 
Kategori
Çocuklar ve ilkler
Okunma Sayısı
2492
 

Canım oğluma

Canım oğluma
 

Gülen yüzlüm seni çok seviyorum.


Pazartesi günü (25.05.2009) dişci dokturumuza 3. randevü için gittik. Normalde biz büyüklerin bile gitmekte zorlandığı kanal tedavisini üç günde tamamladın. Son gidişimizde artık işyerinden izin almaktan sıkıldığımı anlamış gibi “bu son şansım öyle değil mi baba? demen şaşırtmıştı beni.

Belki bizi sık sık aynı koltukta görmen, belki Melih amcanın pozitif yaklaşımı, belki de senin işbirlikci yaklaşımın etkili oldu bilmiyorum ama o koltukta bir saat kaldın. Dişine sinirlerini öldürmesi için iki defa ilaç koymasına rağmen doktorumuzun çürüklerini o nefret ettiğim aletle cızzz diye ses çıkartarak oyarken senin gözlerinden yaşlar akıyor benim ise yüreğim oyuluyordu.

Sonunda bir kanal tedavisi bir de normal dolgu yapıldı. On yıldır hem benim, hem de annenin doktoru olan arkadaşımızın da en küçük hastası ünvanını kazandın. Koltuktan kalktıktan sonra “az kalsın enerjim tükenecekti ama başardım değil mi baba?” dedin. Seni doktorumuzla birlikte alkışladık ve tebrik ettik.

Şimdi düşünüyorumda son günlerde yatmadan önce Masallar ansiklopedini ya da Ana Okulu kitabı yerine bize neden Başarıyı Keşfedin (Ziya Baran) kitabını okuttuğunu daha iyi anlıyorum. Özellikle her gece tekrar ettirdiğin "olumlu yaklaşım, olumsuz yaklaşım" örneklerini... Bir hafta içinde üç defa gittik. Her seferinde canın yanmasına rağmen “canım çok acıdı” ya da “gitmesek olmaz mı? diye hiç şikayet etmedin.

Belki bu işbirlikci yaklaşımında bizim senden istediklerimizi yapmanın en büyük nedeni senin de isteklerine sabırla yaklaşımız etkili oluyor galiba.

Her gidişimizde dişcimiz Melih amcanın muayenesine gelinceye kadar 100 km den başlayarak geriye doğru saydırıyorsun. “Siviryeye mi geldik? Şimdi kaç km kaldı? Selimpaşa’dan sonra ne gelicek? Bakırköy çok mu uzak?”

Yusuf Güney’in cd deki bir ve beş numarasını çala çala artık kusacağım gelse de senin o parçalara yarım yarım eşlik etmen çok hoşuma gittiği için defalarca dinliyerek yolu bitiriyoruz. Yolda “canım benzin istasyonunda bir şeyler alması gerek” diyerek izin vermesem bile “cişim geldi” bahanesiyle mutlaka bir benzin istasyonuna uğrutıyorsun.

Her benzin istasyonuna girdiğimizde “şunu istiyorum” demiyorsun. Bir an önce yola devam etmemiz gerektiğinden zaman zaman seni yönlerdirmeye çalışsam da her seferinde sakin sakin bütün reyonları dolaşıp istediğini alıyorsun. Ya bir cips, eğer boğazın ağrımıyorsa mutlaka max dondurma, ya da rocco şeker. Arabada mutlaka yastığın, muzun, sütün, ve suyun oluyor. İş bittikten sonra bir alışveriş merkezine uğrayıp sana 3 adet jeton alıyoruz. Basket atmayı, araba yarışlarını ve toplarla dolu oyun sahasında oynamayı çok seviyorsun. Eğer yolda Ford Fiesta görürsen bebekliğinden üç yaşına kadar bindiğin arabayı unutmayıp “şimdi o kaç yaşında?” diye sorup, bindiğimiz arabanın yaşını soruyorsun.

İstanbul içine girdiğimizde düdük seslerini, gürültüyü ve kalabalığı hiç sevmiyorsun. Çok kalabalık ortamlar sıkıyor seni. Sık sık üst solunum yolu problemi yaşıyorsun. Öksürüklerinden sonra astım atağı gelmesinden korktuğumuz için sana doktor kontrolünde antibiyotik(Klaresit) tedavisi uygulamak zorunda kalıyoruz. Günlük bir çok ilaç kullanmana rağmen (Airus, Ventolin, Pulmikort) bunu içmemek için kacacak delik arıyorsun. Laf aramızda gerçekten de tadı çok acı...

Bazen “hadi bi daha, yeniden, bu son, ben niye senden küçüğüm?. Sen küçükken ben portakalda mıydım? gibi soruların ve isteklerin ardı ardına kesilmese de, özellikle yemek yerken sabrımızı zorlasan da, başından zor geçen giyiselerde paniğe girip bizi sinirlendirsen de, bazen “hayır” ları anlamak istemesen de, ağladığın zamanlar “bak işte yaşımı akıttınız” desen de, on dakika sonra yaşadıklarını unutup yüzün gülüyor. O senin gülen yüzün varya bizim hayat stresimizi alıyor. İçimize hafiflik duygusu kaplatıyor. Hep gül oldu mu canım oğlum.

Beş yıldır sana her gün eşlik etmek ve hep yanında olmak büyük bir zevk.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 208
Toplam mesaj
: 36
Ort. okunma sayısı
: 7129
Kayıt tarihi
: 08.11.07
 
 

1971 Fethiye’de doğdum.  2000 yılından beri evliyim. Büyüğü 8 yaşında, diğeri 3 yaşında iki o..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster