Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
147
 

Canlı rapor

Canlı rapor
 

VETERİNER HEKİM


Raporun canlısı da olur mu demeyin. Olur, adaletsizliğin, vicdansızlığın, sorumsuzluğun ve bencilliğin olduğu bir yerde canlı rapor da oluyor işte.

Öykümüz 1984 yılında Akdeniz’de, orman içerisinde şirin bir kasabada başlar: Kasabaya Veteriner Müdürü olarak tayin edilen genç Veteriner Hekim İbrahim bey, Lise öğretmeni olan eşi Nalân’ı ve 2 çocuğunu da alarak verilen lojmana yerleşir. Görev aşkı genç veterineri gece, gündüz çalışmaya yöneltir. Müdür olarak makamında oturması gerekirken, kazada bir tek veterinerin bulunması nedeniyle; köylere, ağıllara, ahırlara kendisi gider, hayvanların doğumlarını yaptırıp, köylülerin ve hayvanların dertlerine çare bulmak için çırpınır…

Kasabada müdürlüğün arabası yoktur. O nedenle Veteriner İbrahim Bey köylere kendi arabası ile gidip gelmektedir. Daha sonra müdürlüğe bir cip verilir. Cipin camları masa camından takılmıştır ve bu durumdan kimsenin haberi yoktur. O meşum gün veteriner, bir ineğin doğumu için acil olarak ciple köye doğum yaptırmaya gider. Dar köy yolunda karşıdan gelen sarhoş bir sürücünün kullandığı araba cipe çarpar. Cipin camları kırılır. Veterinerin başı yarılır, masa camından yapılma araba camları kırılarak yüzünü boydan boya keser, gözünün biri ağır bir darbe alır, kolu kırılır ve ağır yaralı olarak Devlet Hastanesi’ne kaldırılır. Orada ilk müdahale yapılır. Yüzdeki sinirler kesildiği için ağız ve göz kaymıştır. Uzman cerrah ilk gün İzmir’e gitmesine müsaade etmez ve eşine: “Ankara ve Amerika’ya dahi götürseniz sinirleri kesildiği için ağız ve göz felçli olarak kalacaktır” der. Sonra götürüldüğü İzmir ve Ankara’daki doktorlar ilk gün getirilseydi sinir eklemesi yapılır, 9 kez ameliyat olup bu eziyetleri çekmezdi derler. Evet, tam 9 kez, Ünlü bir Üniversite Hastanesi’nde yüz ameliyatı geçiren genç Veteriner, Ankara’ya tayin istemeye karar verir. Zira 20 yıl Türkiye’nin mahrumiyet bölgelerindeki çeşitli il ve ilçelerde görev yapmıştır. Çocukları da o sene Ankara’da üniversiteyi kazanmıştır. Artık çocuklarının yanında olmak isterler. Öğretmen olan eşi erken emekli olur.

Veterinerin tayin isteği reddedilir. Hastanede son ameliyatı olacak. Çocuklar yurtta kalıyor. Anne bunalımda. Başını vurmadığı taş kalmaz. Dönemin Başbakan’ına, Bakan’a çıkar dertlerini anlatır. Emirler verilir güya. Ama bir türlü sonuç alınmaz. Veteriner olan Müsteşar Yardımcısı bir rapor getirirseniz bu iş olur diye cevaplar.

Eşi hastaneye koşar. Ertesi gün Veteriner Beyin 9.u ameliyatı olacaktır. Öğretmen hanım durumu ağlayarak anlatır rapor rica eder. Fakat ameliyatı yapacak olan Doktor: “ Hocam özel olarak bu ameliyata girerse raporu verir lakin bu iş size pahalıya mal olur” diyerek büyük bir para ister. Çaresizlik içinde koşuşturan Nalân Hanım ağlayarak o gün nöbetçi olan asistana eşine yarım saat izin vermesi için yalvarır. İzini koparan eş hastayı giydirir bir taksiye bindirerek doğru Müsteşar Yardımcısının odasına getirir. Veteriner Beyin başı tamamen sargılarla sarılmıştır. Bir tek gözü görünüyor. Müsteşar Yardımcısı onu görünce ayağı kalkar ve “ Aşkolsun Hoca Hanım, niçin meslektaşımı bu halde buraya getirdiniz?” dediğinde Nalân Hanım: “Efendim size canlı rapor getirdim. Zira doktor milyonlarca lira istedi bizden. Rapor alabilmek için o kadar parayı bulamadık” diye yanıtlar. Adam üzülür gerekli yerlere edilen telefonlar da bir netice vermez. Veteriner beyin tayini Çankırı’nın bir ilçesine veteriner olarak yapılır. İlçe, Ankara’ya araba ile 6 saat mesafededir. Bütün bunların nedeni o dönem iktidarda olan partinin ilçe başkanının, veterinerin son derece faal bir öğretmen olan eşi Nalân hanıma “gel bizimle çalış” diye yaptığı teklifin reddedilmesiymiş.

Sonuçta bir kez daha yüzünden ameliyat geçiren Veteriner Bey, sağlığı iyice bozulduğu için emekliliğini ister, geriye dönüp baktığında ne uğruna, kimler için onca fedakârlıkla görevini yürüttüğünü acı, acı gülümseyerek sorgular…

NAHİDE ÇELEBİ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Günaydın Nahide Hanımcım,üzücü bir durum hemde çok.Malesef ki oluyor böyle durumlar ne diyeceğimi bilemedim.Selam ve sevgimle.

Şennur Köseli 
 19.01.2012 11:05
Cevap :
iyi akşamlar canım teşekkürler çok hastayım zor oturuyorum bel fıtığı oldum aksi gibi pazar izmire gideceğim 15 gün yokum.Bu ülke ne canlar verilerek bugünlere geldi Birileri nifak tohumlarını ekip bölmek istiyorlar ülkemizi ama avuçlarını yalasınlar.Biz Türküz kimselere böltürtmeyiz bu Cennet Vatanımızı. NAHİDE  19.01.2012 23:20
 

Hocam ne yazık ki herşey karşılıklı çıkar ilişkisi üzerine kurulu. Birbirini çıkarsız, koşulsuz koruyup,haklarını savunacak insanlar yok mu bu Dünya'da? vardır elbet ama bir elin 5 parmağını geçmez herhalde. Allah herkesin gönlüne göre versin. Saygılar,selamlar

Merve Ballı Acar 
 19.01.2012 8:27
Cevap :
MERVEİĞİM MAALESEF ÖYLE.YORUMUNA TEŞEKKÜRLER ZOR OTURUYORUM BEL FITIĞI OLDUM 2 GÜN SONRADA İZMİRE GİTMEK ZORUNDAYIM 15 GÜN YOKUM SEVGİLER. NAHİDE  19.01.2012 23:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1886
Toplam yorum
: 11494
Toplam mesaj
: 162
Ort. okunma sayısı
: 1033
Kayıt tarihi
: 25.11.08
 
 

Erzurum doğumlu, Ankara'da yaşıyor. D.T.C.F mezunu, emekli lise öğretmeni, evli, 2 çocuklu. "İsya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster