Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
413
 

Çare?

Çare?
 

Nedir insanları mutsuz eden? Yaşamın tadını almaktan vazgeçiren? Yaşanan acıları unutmaya engel olan?

Toplumumuzda insanların genelinde bir memnuniyetsizlik, en büyük, en güzel bir mutluluğun içerisinde bir olumsuzluk, yüreği titreten bir sorun arama hevesi vardır. Bu nedenle ne acılar gereği gibi yad edilir ne de mutluluklar lâyıkıyla yaşanır. Sohbet ettiğimiz insanların pek çoğunda hep şu düşünce vardır " Şu an mutluyum ama... Buna çok sevindim ama..." veya "Nedir benim bu yaşadıklarım? , Allah'ım bunca insan içinde neden ben?" vs. vs. vs. Sanki kendilerinden başka herkesin hayatı mükemmel! Sorunlarla uğraşan, dertlerle boğuşan sadece kendileri.

Orta okul yıllarımda okuduğum bir kitap vardı. Kitabın bir bölümünde her insanın aynı acıyı yaşadığı, sorunların ortak olduğu anlatılıyordu. Şimdi sizlerle onu paylaşmak istiyorum. Yanlış hatırladığım yerler için şimdiden özür dilerim.

Dalay Lama’dan

“Bir kadın, küçük yaştaki oğlunu kaybetmiştir. Oğlunun ölümünün ardından onu geri getirmenin yollarını aramaya başlar. Feryat figan içerisinde bütün çabalarının boşa gittiğini görünce hayata olan küskünlüğü bir kat daha artar. Çevresindekiler onun bu acısını belki, Dalay Lama’nın dindirebileceğinden, kaybettiği oğlunu hayata döndürebileceğinden bahsederler. Dalay Lama’nın, derdine çare bulabileceğini öğrenen kadın, büyük bir umutla bilginin kapısını çalar ve ona başından geçenleri anlatır. Dalay Lama, kadına; oğlunu hayata döndürebileceğini yalnız bunun için iki şartının olduğunu söyler. Kadın “ Yeter ki oğlum hayata yeniden kavuşsun, yapmam gereken her ne ise hemen yerine getiririm” der. Yaşlı bilgin kadından, herhangi bir evden alacağı (şu an bitkinin adını hatırlayamıyorum, biz kuru nane diyelim) kuru naneyi kendisine getirmesini ister. Ancak naneyi aldığı evden hiç kimse ölüm acısını tatmamış olacaktır.

Dalay Lama’nın şartlarını öğrenen kadın işe komşularından başlar. Girdiği bütün evlerde kuru naneyi bulur, fakat ölüm acısını yaşamayan ev bulamaz. Neredeyse ülkedeki bütün evleri dolaştıktan sonra düşünceli bir şekilde Dalay Lama’nın yanına gelir. Ve yaşlı bilgine; “Ne demek istediğini anladım. Bu acıyı yaşayan sadece ben değilmişim. Gördüğüm insanların hepsi bu duyguyu tatmış ama her biri yitirdikleri insanları unutmadan da yaşamlarına devam edebilmiş” der.

Hikâyedeki acıyı genelleyecek olursak, herhalde sorunu olmayan bir insan bulabilmek artık imkânsız. Galiba önemli olan, yaşadığımız olumsuzluklar her ne olursa olsun, çözüm yolu bulabiliyorsak sorunları halletmeli, bir çözüm üretemiyorsak da onlarla birlikte yaşamayı öğrenebilmeliyiz. Ahlarla, vahlarla bir ömür geçirmek kedimize verebileceğimiz en büyük cezadır.


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 531
Kayıt tarihi
: 29.10.07
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster