Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '09

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
454
 

ÇARE SEÇİM MİDİR

Her okuduğum yazı/haber, tanık olduğum olay , nerede biteceğini bilmediğim bir karamsarlığa sevk ediyor beni. Ciddi anlamda yazar kıskançlığım bu karamsarlıkla birleşerek yazma zevkimi öldürmeye başladı. Bu nedenle yazılarım güncel olmayabiliyor. Gerçi Türkiye' nin de güncellik sorunu yok. Her şey nasıl olsa tekrarlıyor. Sayın okurlar 13 aralık pazar tarihli Milliyet gazetesinde Sn. Mehmet TEZKAN "Çare seçimdir" başlıklı makalesinde "...tıkanan siyaseti açmanın yolu belli. Bunun için çare seçimdir diyorum." yazmıştı. Okudum pes dedim. Çıldırdım, yemin ediyorum kıskandım.

Sayın okurlar nasıl olurda Türkiye' de seçim çare olabilir. Evet demokrasilerin olmazsa olmaz kuralı gizli oy, açık sayım ve herkese tek oy hakkı ile seçimlerin belli zaman dilimlerinde (bazan erken) sandık güvenliği sağlanarak yapılmasıdır. Bu teorik bir kuraldır. Bu kural ülkemizde de uygulanmaktadır, uygulanmalıdır da. Şimdi gelelim gerçeklere.

Sayın okurlar seçim eyleminin teori dışında pratik olarak anlam ifade edebilmesi için ilk koşul, ortada - GERÇEKTEN farklı seçeneklerin olmasıdır. İkinci çok önemli koşul -ki aslında ilkinden çok bağımsız değildir- seçmenlerin bu farklılığı algılayabilecek / değerlendirebilecek analitik düşünce sistematiğine sahip olmaları, oylarına sahip çıkabilmeleridir. Üçüncü koşul -aslında ilk koşul ve herşeyin temeli- seçmen kitlesinin azımsanmayacak bir çoğunluğunun zaten sürekli olarak aynı eğilimin içinde düşünen ve hadi o eğilimden vazgeçmese dahi hiç değilse sorunlarını tartışmaktan kaçınan bir yapıda olmaması gerektiğidir. Eğer bu üç temel nokta geçerli değil ise yineliyorum seçimin çare olabileceğini nasıl iddia edersiniz.

Bakın bu sayfalarda seçimler olmadan seçim sonuçlarını yazdım. Gazete patronlarına samimiyetle yalvardım. Ben halka nabız turu yapmadan, araştırma şirketlerine para vermeden size seçim sonucu yazayım vallahi doğru çıkar dedim. Çıkıyorda. Ama acı olan, bu tahmin için siyasi deha veya üstat yazar olmanın gerekmemesi.

Türk toplumunun en az % 70' i sağ eğilimlidir. Ancak bu çok vahim bir konu değildir. Vahamet bu oranın tamamına yakınının analitik düşünen çağdaş kapitalist / liberal / demokrat bir yapıda olmamasıdır. Zaten eğer olsaydı bugün hiç değilse tek bir şey başka gerçekleşirdi ki o şeyin ne olduğu da hiç önemli değil. İster trafik, ister sağlık, ister spor. Türk toplumunun en fazla % 30' u sol! kabul edilebilir. Ama burada asıl vahamet bu kitlenin tamamına yakınının gerçek çağdaş sosyal demokrat olamamasıdır. Eğer olsaydı herhangi bir konuda tek bir tane farklı proje dinlerdik. Ve daha büyük vahamet sanki farklı gibi düşünen iki eğilimi birbirinden ayıran çok az temel özelliğin var olmasıdır. Örneğin bu ülkenin tamamına yakını duble yol konusunda fikir ayrılığında değildir. Bu ülkenin tamamına yakını üniversitelerin sayısal olarak artmasının aleyhinde değildir. Bu ülkenin tamamına yakınının devletin herkese bir şekilde adeta para enjekte etmesi konusunda fikir ayrılığı yoktur.

Şimdi bu toplumsal yapı içerisinde (özetle yeni fikir yok, yeni oluşum yok) kim, neyi, neden farklı seçecekte, seçim çözüm olacak. Yok eğer oranlardaki küçük değişimler ve bu değişimlere bağlı olarak meclisteki vekil sayısında küçük oynamalar dışında makro yapı değişmeyecek -ki öyle olacak- ve Sn. Tezkan' a göre sorun da bu tablo ise o zaman seçimle ne çözülmüş olacak? Mevcut oy nitelik / nicelik oranının nüanslar dışında teyit edilmesi mi bir çözüm mü olacak? Eğer hiç bir şeyin değişmeyeceği bu kadar açıkken bir yazı konusu seçim olabiliyor ise o zaman ben yazarlık mesleğini kıskanmıyayım da neyi kıskanayım.

Tekrar tüm gazete patronlarına, tüm genel yayın yönetmenlerine yalvarıyorum ben size gerçekten her konuda farklı yazıları çok ucuza yazarım, lütfen bana bir olanak verin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sinan Bey, yorumuma verdiğiniz cevapta: “toplumun isteklerinin çok açık olduğunu, bunun da tüm siyasiler tarafından çok iyi algılanıp (geçmiş dahil) istenenlerin verildiğini düşünüyorum” diyorsunuz… Yarım asırlık demokrasi tarihimizde, çok sayıda seçim yapıldı, millet bu seçimlerde talep ve beklentilerini ortaya koydu, ama aradan bunca zaman geçmesine rağmen, neden bu talep ve beklentilerini elde edemedi? Bu sorunun cevabı, sadece bir tarafa yüklenecek kadar, basit değildir… Yanlış, görüldüğü anda ortadan kaldırılmaya çalışılmazsa, milletin verdiği “oy”lar, diğer bir ifadeyle “seçim” işe yaramıyor demektir. Seçimlerin işe yaramaması, sistemin ve ona egemen elitlerin olduğu kadar, aynı zamanda siyasi partilerindir. İki üç yıl daha iktidarda kalmak hevesiyle, yanlışları bir süre yok saymak, gereğini yapmaktan kaçınmak ve sorunları bir kördüğüme dönüştürmek, siyasetçilerimizin bilinen özelliğidir. Bu durumda, “seçim” elbette çare olamaz. Görüşmek üzere, iyi yıllar…

Rıza Üsküdar 
 31.12.2009 14:15
Cevap :
Rıza bey öncelikle size de iyi yıllar. İlginize çok teşekkürler. Yorumunuz için bu kadar kısa bir alanda cevap yazamam. Bu nedenle ayrı bir yazı yazacağım. Orada bu konudaki görüşlerimi bir kez daha okuyacaksınız. Öncelikle cevabınızı aynen alıntılayacağım bu yazıda. Saygılarımla, Sinan Çakaloz  06.01.2010 14:36
 

Çare seçim değildir, olmadığını yarım asılık demokrasi mücadelemiz açıkça ortaya koymaktadır. Çare, milletin tercihlerini anlayabilmektedir… Milletin tercihlerini anlayabilmek için, büyük âlim olmaya gerek yok. Milletimizin son yüz elli yıllık tarihini anlamak yeterlidir. Ancak burada bir açmaz var: Bir ay önce gerçekleşenlerden, bir ay sonrasını hesap edemeyenlerin, acı olaylar arasında debelenenlerin; son yüz elli yıllık tarihimizi anlamaları mümkün mü? Oldukça zor… Belki anlayanlar vardır, ama sesleri henüz daha çıkmıyordur, kurumlarında… Belki de bu sesleri henüz çıkmayanlar, milletin tercihlerine kulak vereceklerdir… Bugün geldiğimiz nokta, milletin tercihlerinin geleceği yeniden inşa edeceği bir noktadır. Bu gerçeği göremeyenler, seçim sandıklarına “oy”ların atılmadığını ya da oy yerine başka şeylerin atıldığını göreceklerdir. Görüşmek üzere, sevgi saygılar…

Rıza Üsküdar 
 18.12.2009 10:11
Cevap :
Öncelikle ilginize içtenlikle teşekkürler. Ancak tam olarak ne dediğinizi anlayamadım. Ben toplumun isteklerinin çok açık olduğunu ve bunun da tüm siyasiler tarafından çok iyi algılanıp (geçmiş dahil) istenenlerin verildiğini düşünüyorum. Sorun da zaten toplumun beklentilerinde, çözüm algılamasında. İyi yıllar dileklerimle .  30.12.2009 18:32
 

Aslında canınızı sıkan şeyin ne olduğunu biraz anlayabiliyorum. Dediğiniz şartlar oluşmadığı için bir seçimin şu aşamada fayda sağlamayacağı görüşünüzü ben de paylaşıyorum. Sanırım yazar hiç olmayacak zamanda bu konuyu gündeme getirerek önümüzdeki günlerde siyasette belirgin bir gelişme olur da zorunlu bir seçim ortamı doğarsa, "bunu ben en başta söylemiştim" diyebilme şansını yakalamak istemiş. Eğer bu durum gerçekleşirse, işte o zaman "büyük ve önemli yazar" olma vasfını kullanmaya çalışacaktır. Siz de buna benzer farklılıklar yaratarak dikkat çekmeye çalışsanız belki şansınız daha da çoğalır. Yoksa o yalvarma cümleleriyle bir sonuç alabileceğinizi sanmıyorum. Üstelil bana göre bu sizin değeriniizi daha da düşürür. Mümkünse o cümleyi değiştirip, seçim yerine çözümün ne olacağı konusunda bir fikir ortaya atın. Bakarsınız olaylar o yönde gelişiverir. Siz de bunu önceden görebilen bir yazar olarak popüler olursunuz. Selam ve saygılarımla...

Ahmet YILMAZ 
 18.12.2009 10:02
Cevap :
Sayın Yılmaz gerçekten ilginize çok teşekkür ederim. Benim Açık Radyo konuşmalarım ve Açık Site yazarlığımdan bu yana tüm yazdıklarım yani somut önerilerim bloglarımda kayıtlı. Biraz geriye yönelik tararsanız hepsini göreceksiniz. Bir de tesadüf dünkü yazım bu konunun üzerine geldi yine örnek somut öneriler göreceksiniz. Yalvarma işin abartısı. Kıskandığım ise doğrusu. Benim üstat köşe yazarlığı yapamayacağımın temel nedeni toplum yağcısı olmayışım. Asiyasi ve asosyal bir insanım. Genel yayın yönetmenine de övgüler düzmem, siaysilere ağır! yazılar da yazamam. Ben rating almam. Tüm ben demiştim yazılarıma da bakabilirsiniz öngörüler konusunda. Birkaç tane daha gelecek. Sayın Yılmaz yazılarıma olan ilginizin ve eleştirel bakışınızın içtenlikle sürmesini dilerim. İyi yıllar dileklerimle.  30.12.2009 18:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 556
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

15 Nisan 1959 İstanbul doğumluyum. Marmara üniversitesi siyasal bilimler fakültesi mezunuyum. Ancak ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster