Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
392
 

Çaresizliği ve acıyı yaşamak istemiyoruz ama ya gerçekler?

Çaresizliği ve acıyı yaşamak istemiyoruz ama ya gerçekler?
 

YAŞAMIN RENGİ


Yaşamın bize getirdikleri: yaşanılan acılarımız... Kimseye söyleyemediğimiz çoğu zaman..

Hayatı yaşarken nasılki sürekli gülemediğimiz gibi çoğu zaman ağlamakta yaşamın bir parçasıdır. Hepimiz daima acı ve üzüntülerimizi unutup, hemen mutluluk diyarına geçmek isteriz..

Televizyonda izlediğimi hastane ve hastalık haberlerini kanal değiştirerek, düşüncelerimizden atmak isteriz. Kaçmak ve unutmak istediğimiz neler vardır.

Hangimizin bir yakını, kızı veya çocuğu, kardeşi, akrabası veya kendisi hastadır. Bazen çaresizlik içersinde yaşıyordur. Hani içimiz ağlar ya.. Dışarıya tebessümle bakarken, içimizde fırtınalar kopar..

Bugün ve bu hafta fırtına ile birlikte sıcaklıklar düşmeye ve kış mevsimi kendini hissettirmeye başlıyor. Belki de yakınımızda soğukların gecikmesi için dua eden kimler vardır. Rızkından boğazından kesip, yakacak alacak veya çatısını aktaracak kimler vardır..

Şimdi aranızda aman deyip yazımı okumayı kesen hatta ve hatta başlıktan okuyup, aman ya zate hayatımız karanlık boş ver diyen çok insanda vardır. Belkide haklılar kendilerine göre... Neden? Çünkü çaresiziz artık alın yazımıza kaderimiz yazılmış sanki... Yardım etmekten ziyade yardım etmeyi bile düşüncelerimizden atmışız..

Burada yazdığım iyimser olmayan ve okununca insanın canını sıkan bir konuya girdim.. Sizlerden özür diliyorum ama gerçeklerden kaçamayızki..

Son dönemde kürt açılımına göre yoğunluktan çoğu zaman da ergenokon davası başlık ve yorumlarına çokça rastlıyoruz. Geçim sıkıntısı artık kabullenilen bir sıkıntı olarak varken, birde işsizlik sorunu artarak devam etmektedir. Ya sağlık sorunları yada şehitlerimizin akan kanının durmaması.. Bütün bu sorunlara bakıldığı zaman görünen şudur:

Herkes sorunların çözülemez olduğuna razı olmuştur. Başımıza geleni çekeriz. Boşverin bu hafta bir Beşiktaş galibiyeti ile Galatasaray farklı kazanır ve Fenerbahçe deplasmandan 3 puanla döner ve biz herşeyi unuturuz..

Herkesin bilmesi ve unutmaması gereken belirgin özelliklerimiz halen devam etmektedir. Bazı örnekleri şunlardır:

TOPLUMUMUZ SORUNLARIN ÜSTESİNDEN GELECEK KADAR DİNAMİKTİR.. BİZ TÜRKLER HER DÖNEMDE LİDER ÖZELLİKLERİNE SAHİP BİR TOPLUMDUR . SABIRLIDIR. İSTERSE MUCİZELER YARATACAK KADAR ÇILGIN VE GÖZÜ KARADIR. VATANI İÇİN KANINI SON DAMLASINA KADAR AKITIR..

Yalnız biz vatandaşlarımızın ve yaşadığımız toplumumuzun aheng taşları ile oynanmaması gerekmektedir.

Yukarıda bahsettiğim sıkıntılara gelince, sosyal yardımlaşma ve dayanışma ruhumuzu kaybetmeye başladık. Bu riski ortadan kaldırmamız gerekmektedir.

Yazımı genel sıkıntı ortamından sonlara doğru biraz yumuşatmak istedim. Karamsarlığı atmak istedim.

Heryerde bir ümitsizliğin olduğu ve yaşandığı karamsar bir toplum olduk.

AŞKIMIZI BİLE YAŞAYAMAYAN BİR NEFRET VE ŞİDDET TOPLUMU OLDUK..

Giderek artan suç ve şiddet unsurların bir arada olduğu ve saygı- sevgi kardeşliğinin kalmadığı bir toplumuz artık hepimiz.. Aile kavramının kalmadığı veya giderek yok olduğu bir toplum olduk.

Anne ve baba kardeş sevgisinin yerini ne aldı biliyorsunuz değil mi: PARA ALDI. Paranız varsa her yerde sözünüz geçer ve dinlenir. Paranız yoksa sizi sevenlerin sayısını düşünmek bile istemiyorum.

"Eyvah ya gene geldi şimdi yanımıza acaba para istermi ya şimdi.. Dur hemen kaçıyım işim var deyip..."

Hani insanlık veya yardımseverliğimizle övündüğümüz Türklük ve müslümanlığımız ne oldu?

YETER DOSTLAR..

SEVGİ VE SAYGILARIMLA TOPRAK

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bize has olup da yitirdiğimiz o kadar çok değerimiz var ki... Beni bunlardan en çok "siftah" anlayışı etkiler. Hani çok eski olması bakımından. Bir zamanlar sabah siftahını yapan bir dükkana ikinci bir müşteri gelince, dükkan sahibi; "ben siftahımı yaptım, ama yan komşum hala yapmadı, bu alış-verişinizi ondan yapın" diye yönlendirirmiş... Düşünebiliyor musunuz artık -mış diyoruz. Günümüzde ise... O hoooo... Di mi? Kaleminize sağlık.

Emine Supçin 
 01.11.2009 10:00
Cevap :
emine hanım tesekkur ederim..görüşmek üzere..  04.11.2009 16:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 213
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 824
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

Ben ticaretle uğraşan biriyim. Hobilerim arasında felsefe, sinema özellikle türk sineması, spor ö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster