Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '19

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
19
 

Çaresizlik Değil İsteksizlik

Annesi-babası yalan söyleyen! … Bakıcısı yalan söyleyen! … Öğretmeni yalan söyleyen! … Kendisine söylenenlerin tam tersi yaşamda bir çocuk ne yapabilir ki? ...

Sorun gerçekten çaresizlik değil, isteksizlik…

Gençler isteksiz, çünkü çocuklukta onlara uygulanan ilk şey içlerindeki isteği öldürmek.

Evlat yetiştirmek önemli, çocuklara özen gösterilmeli.

Bursa’da kendisini karşılayan çocukları görünce Sevgili Atatürk şöyle söyler:

“Çoğu ailelerde öteden beri çok kötü bir alışkanlık var; çocuklarını söyletmez ve dinlemezler.

“Onlar sözlerine karışınca ‘Sen büyüklerin konuşmalarına karışma’ der, onları sustururlar.

“Ne kadar yanlış, hatta zararlı bir hareket!

“Hâlbuki tam tersine çocukları serbestçe konuşmaya, düşündüklerini, duygularını olduğu gibi ifade etmeye teşvik etmelidir.

“Böylece hem hataları düzeltmeye imkân bulunur hem de ileride yalancı ve riyakâr olmalarının önüne geçilmiş olur.

“Kısacası çocuklarımızı artık düşüncelerini çekinmeden, açıkça söylemeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da başkalarının samimi düşüncelerine saygı göstermeye alıştırmalıyız.” (Hasan Rıza Soyak aktarır, “Fotoğraflarla Atatürk ve Atatürk’ün Hususiyetleri” 1965, s. 78-79)

Evet, çözüm basit; biraz çocuklaşabilmek, tebessüm edebilmek ve ifade özgürlüğünün ne olup ne olmadığını da anlayabilmek için çocukların göz hizasına eğilmek yeterlidir.

Bernard Shaw, Pygmalion oyununun ilk gösteri için Winston Churchill'e bir davetiye gönderir ve klasik İrlandalı alaycılığı ile şu notu da ekler:

"Davetiye iki kişiliktir. Bir dostunuzu da getirin, eğer varsa..." :)

Churchill bunun üzerine yıldızının hiç barışmadığı ama görüşmekten de kendini alıkoyamadığı Bernard Shaw'a şu notu gönderir:

"İlk gösterinize değil ama ikinci oyuna gelirim, tabii sahnelenirse..." :)

Çocuklaşabilmek işte budur, biri başbakan, diğeri ünlü edebiyatçı; ancak ikisi de yaşamı içselleştirebilmiş, öylece ucundan tutmuyor, ta dibine vurabiliyor ama kırmıyor, eleştiriyor, özgüveniyle itmiyor, bütünleştiriyor, umursuyor, dikkate alıyor.

Çocuğun gelişmesinde de en önemli faktör, kişinin ne derece umursandığı, dikkate alındığıdır. Doğan Cüceloğlu der ki; çocuğumuzla göz göze gelebilecek şekilde, onun hizasına iniyor muyuz?

İnmiyorsak, çocuk pek de dikkate alındığını düşünmeyecektir.

Örneğin onunla beraber yürürken yürüyüş hızımızı onun yürüyüş hızına göre ayarlıyor muyuz?

Ayarlamıyorsak, ne de ciddiye alındığını düşünecektir!

Çocuk deyip geçmeyelim; umursanmak yalnız ailede değil, iş yaşamında da önemlidir.

Birbirini selamlayan insanlarla, asansörde birbirinin yüzüne baktığı halde hiçbir şey söylemeyenler arasında fark vardır.

Trafik, “Sen yoksun, umurumda değilsin!” mesajını vererek, park eden, başka araçları sıkıştıran, makas atan, tehlikeli araç kullanan sürücülerle dolu değil midir?

Gençler arasında kurallara uyarak araba kullanmayı bir tür “saflık, zayıflık” olarak gören, çok tehlikeli bir kültürü farkında bile olmadan işte böylece yerleştirmişiz.

Çocukluğunda, “Sen varsın, sen değerlisin” mesajını ailede, okulda, sokakta, toplumda çokça alan kişi, kendisinin değerli olduğuna inanır, öz güveni sağlıklı gelişir.

Böylece öz saygı edinen kişi, karşısındakini de değerli görme tavrı içinde olur.

Mevki ve görevi ne olursa olsun, umursanmak için “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” tavrı içinde olmaz.

Aynen trafikte olduğu gibi, eline fırsat geçince UMURSANMAMIŞLIĞIN acısını çıkarmaya kalkışmak, bilinçaltı davranışlardandır, tehlikelidir.

İfade özgürlüğü çocukluktan başlıyor, çocuklarımızı kuzu gibi büyütmeyelim ki koyun gibi güdülmesinler, kişilik edinsinler, karşısındakini de değerli görsünler, umursanmak için olumsuz tavırlar içinde olmasınlar ne trafikte ne okulda ne de tatilde! …

Ön kaputun altındaki iki yüz beygirin; direksiyondaki gaza basan eşeği, bastıkça ’Seninle gurur duyuyoruz’ diye alkışlamayacağını, onun eşek olduğu anlaşıldığında yüzlerce beygirin, diğerlerine bunu anlatamayacağını bilmek gerekir.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 269
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 984
Kayıt tarihi
: 19.11.12
 
 

Evli, 2 evlat babası, 1965'te doğdu, inançlı, müziksever, insansever, yurtsever, iyi yüzer, ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster