Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '15

 
Kategori
Kedi Bakımı
Okunma Sayısı
97
 

Carlos'u anlayamadık

Carlos'u anlayamadık
 

Gücünüz, imkânlarınız yettiği kadar sokak hayvanlarına yardımcı olunuz


18.08.2009 yılı yazında oğlum ve arkadaşları yaşgünü kutlamasına gittikleri bir barın kapısından alıp getirmişlerdi. Çok çelimsiz bir o kadar da güzel siyah bir kedicik. Annesi tarafından terkedilmiş, söylendiğine göre bir motosiklet çarpınca bulunduğu barın kapısına sığınmış garip. Oğlum böyle durumlarda hiç dayanamaz ve evimize alıp getirmişti. Daha önce Memek de aynı Carlos gibi bir sağlık sorunu var diye getirilmişti. Sonra Animal Hospital'da ameliyat ettirilmişti.

Carlos ile hemen ertesi günü oğlumuda yanıma alarak muayeneye gittik. Bu ( negro ) bir kedicik diyerek tartıp bir güzel muayenesini yapmışlardı. Sağlık karnesi düzenlendi.. Aşıları sırayla yapıldı. Yiyeceği mama zaten evimizde Duman, Yumoş, Memek için alınıyordu. Herzaman kaplarından eksik etmediğimiz mamadan Carlos da payına düşeni alacak diye düşünmüştük.

 




Carlos artık evimizdeydi. Diğerleriyle öyle hır- gür çıkartmayan munis davranışlarıyla akşamları hangisini bulursa yanlarına sokuluveriyordu. Onlarda Carlosu kabul etmişlerdi zaten..

Akşamları işten geldiğimde, evimizin hangi bireyi olursa olsun artık dördü birden karşılama töreni yapıyor, o da eşlik etmekten geri kalmıyordu..Teras faslımız ayrı bir curcuna oluyorken ters giden bir şeyler fark ettik. Terasın en sonuna kadar bir kaç kez koşuyorlar ancak akabinde o nefes nefese kalıyor ve kendini bir kenara atıyordu.

Eşim bu duruma kız kardeşimin kaybettiği kedisi Paşa gibi olacak diye vehmediyordu. Sanki olacakları haberdar eder gibi yorumda bulunuyordu. Ben doğrusu hiç konduramıyordum.. O çok sağlıklı bir kedi diye düşündük hep. Veterinerimize krizleri hakkında bilgilerde vermiştik. Ancak neden böyle olmuştu ? Bu veterinerleri nedense anlayamadım hiç. 2-3 kez kriz yaşadığımızı kendini harap edercesine çırpındığını anlattığım veterinerler durun bakalım, bekleyelim dediler hep.

Ara kontrollerinde hiç bir problemde gözükmediği söylenmişti. Ancak bize gelmeden yaşadığı motosiklet kazasındaki kırılan burnu yanında akciğer performansıyla ilgili gereken tetkiklerin yapılmadığını sonradan bize söylediler.

Carlos 2.yaşına geldiğinde maşallah 5 kg.üzerinde ağırlığı ve boy olarak Yumoşdan hiçde aşağı değildi. Ne olduysa 2011 yazında oldu. Panik halinde kendini ordan oraya paralarcasına attığı, kontrol ve bilincini hepten kaybettiği nöbeti yaşadı. Kontrol için ertesi günü hazırlanırken 2. nöbet gelmişti. Sonra diğerleri...

Muayeneye gittiğimizde; bu krizler muhtemelen epilepsi olabilir, nedenlerini ekarte etmemiz gerekiyor denildi. Eşimle bunu kabullenememiştik. Bilgisayarından 1-2 isim bulup T.. kullanalım bakalım bir kaç hafta ne olacak görelim denildi.

2 hafta kullandık ama olmadı. Her 2 günde bir nöbetler çok üzücü oluyordu. Nöbet sonrası ağız burun kan içinde benim ellerim ile eşimin kolları kan revan içinde kalıyorduk. Yaralanıyorduk. Bizi bir kenara alın kendisi adeta harpten çıkmışlara dönüyordu.

Tekrar 2012 başlarında muayeneye götürdük . Ne kullanıyorduk T..p.x Nasıl offya !. 15 günde bir nöbet yaşıyoruz. 1mg/kg.. yani 5 mg. adam verdiği ilacı bilmiyor. Halbuki ben internetten araştırıyor, kendimi paralıyordum. Bize en son söylenen siz en iyisi Avcılar'a gidin, üniversite hastanesine.. Bu vak'alarda bizim yapabileceklerimiz sınırlı.

Maddi durumlar çok müsait değil. Fakulteye gidilince röntgen filmi, ultrasonografi, karaciğer testleri hatta M.R istenecekti ki girişimde bulunamadık bile.

Ben zaten işten çıkmıştım. Taksitlendirdiğimiz borçlarımız vardı. Pethshop'tan her aldığımızı kedilerin kumu, mamaları ve rutin parazit tabletleriyle dış parazit damlalarını yazdırıyorduk. Bunca sıkıntımızın içinde Carlos yaşadığı her krizde bir avuç dolusu burun salgısı geniz yoluyla bronşları ile akciğerlerine doluyormuş meğerse anlayamadık. Anlayamadılar..

Ağızdan enjektörle vermeye çalıştığımız her ilaçta, her doz uygulamasında benim elim, kolum yırtılıyor adeta parçalanıyordum. Ta ki bu tablo 2013 yılbaşına kadar böyle devam etti. Yalnız bir fark ile. Carlos ocak ayı ilk haftasından sonra hiç nöbet geçirmemişti. Bu bir fırtına öcesi sessizliğmiydi. Bilemedik. Daraldığında geldiği Mutfakta masa altına itilmiş minderlerde yatıyordu. Ama yüzü hep karanlığa doğruydu. Sonra sıkılıyor ; yatak odamızda ayak ucunda bazen sağda bazende solda yatıyordu. Biz ; onun arka ayaklarının eklem yerlerindeki tüy dökülmelerinin sebebinin ne olduğunu hiç bir zaman anlayamamıştık. Düşünüyorumda epilepsi krizleri yaşarken hiç bir zaman şöyle yan gelip yatamamıştı garibim. Meğerse çok ciddi solunum derdi varmış. Sıkıntılarını hiç anlayamadık zaten. Geceler boyu ateşlendiği ve ıslak bezlerle eşimin kompres yaparak geçiştirmelerini anlayamamıştım. Veterinere sadece ilkinde (oğlum) Ogün tarafından bedeli ödenen iç parazit enjeksiyonlarını Ekim-Kasım-Aralık 2012 de yinelemiştik. Ben ocak ayı ilk haftasında kesilen nöbetleri bu enjeksiyonlara bağlamıştım. Demek ki paraziter toxikasyondangelen sıkıntılardan bu krizler oluyordu.

Ah be ! Carlos. 25.01.2013 günü çok ; ağız açık soluma şeklinde apar-topar veterinere koştuk. Hemen oksijen takviyesiyle biraz rahatladık. Sonra o geceyi klinikte geçirmesine karar verildi.

Ertesi gün koşarak yanına gittiğimde daha iyi görünüyor ve seslenince yanıt alınıyor haldeydi. Her gün akşamdan akşama N.v.s. 1gr/IV enjeksiyonu ile sanki daha iyiye doğru gidiyor izlenimi vermişti. O sepetle kliniğe gitmeye karar verdiğimizde kasılıyor adeta benimle mücadele ediyordu. Tam 8 gün enj. yapıldı ve ağızdan Z.n... Susp. reçetemize yazılıp 1 hafta sonra gelelim dediler..

Z.n.n ile yaılan sabah/akşam uygulamalarımız çarşamba 06.02.2013 e kadar iyi gitmişti. Bir iyi hal almıştı adeta bakışları sanki güzelleşmiş ve o gün iştahsız halini bırakmış gibiydi. Anlayamamıştık. 1-2 kızarmış istavrit balığı benim elimden yerken yarım saat sonrada eşiminin elinden yemişti. Son yemeğini yediğini nereden bilecektik. O geceyi çok sıkıntılı geçirdik. Ertesi gün öğle üzeri dayanamayıp, hafta sonunu beklemeden kliniğe gitme kararı verdim. Anlayamamıştık. Meğerse Akciğerleri bitmiş ! Geçirdiği kazadan sonra çok hırpalanmış. Carlos ! seni anlayamadık.

Yemek molası vermişlerdi. Biraz bekleyeceksiniz denildi. Dışarıdan arabadan şarkılar geliyordu Orada dururken sepetin kapağını açıp - Oğlum ! Carlos nasılsın ? diyerek boynunun altını okşadım. Çok güzel bakıyordu. Tüyleri parlak ve gözleri yeşil misketleri andırıyordu.

Röntgenini çekelim bakalım ! neymiş ? ne olmuş ? görelim dediler. Bir hafta önce serum takviye edelim düşüncesinden elimizde kalır diye vazgeçenler bugün film çekelim diyor. Anlayamadım..

Kollarını ve bacaklarını gererek film tablasının üstüne yatırdılar. İki ayrı yönden röntgenini aldılar..

Nefes nefese kalmıştı. Biraz kucağıma alıp sevdim ama duramadı. Yere bıraktım. Kendini oradan oraya atıyor ve ağzından soluk almaya çalışıyordu..

Eşimi aradım. Telefonda Carlos çok kötü bak gel..bir daha göremezsin ! Onu ne kadar sevdiğini en iyi ben bilirdim elbette. Yardımcı oksijen maskesini burnuna tutup şimdi rahatlar..o diyordu. Yardımcının kulağıma tuttuğu steteskopta yorulmuş kalbinin sanki yerinden fırlayacak gibi atışını duyuyordum. Ölüyordu !

Seğrimeler başlamıştı. Sevmek istedim. Bak ! şuur gitti.. elini kaptırırsan fena ısırır ! uyarısı yaptılar.. Ben yinede elimle tüylerini başından gövdesine doğru okşadım. Canım benim ! ne kadar zayıflamıştı ve elimin altında kemiklerini sayabilirdim. Kuş kadar ufalmış bedeni elimizde kalmıştı. Keşke film çektirmeseydik. Buraya geçen hafta geldiğimizde veteriner yardımcısına serum taksak mı dediğimde elimizde kalır demişlerdi. Şimdi niye yaptık peki ?.

Sabahati aradığımda kendimi tutamadım. Ağlıyordum. Biraz sonra o veteriner ile konuşurken bende cansız bedenine bakakalmıştım...

16.00.Maltepe

O şimdi Maltepe Lisesi bahçesinde yatıyor.

Oynadığı bebeği ile sarmaş dolaş defnedildi.

Anlayamadıklarımın.. yanıtını şimdi bilsemde artık çok geç !

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 358
Kayıt tarihi
: 28.05.10
 
 

29.04.1953 Zonguldak'ta doğdum. Hisarönü İlkokulu / Filyos 27 Mayıs İlkokulu / Filyos Çaycuma Ort..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster