Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '13

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
215
 

Çarpıcı bir İstanbul masalı "Cellatbaşı"

Çarpıcı bir İstanbul masalı "Cellatbaşı"
 

Birçok gazete ve dergide makale, deneme ve öyküleri yer almış Erk Acarer’in 2010 yılında çıkarmış olduğu romanı Cellatbaşı, benim için son yılların en iyi romanları içerisinde yer alıyor.

Sarayda baş cellat olarak görev yapan Kara Ali’nin ailesiyle, çevresiyle ve işiyle olan ilişkisinin işlenmesiyle başlıyor roman. Kara Ali’nin aldığı canlara üzülürken, Kara Ali’nin hayatından kesitlere de üzülürken yakalıyor kendini okuyucu. Hatta romanın genelinde Kara Ali’ye karşı hissettiğiniz duygular oldukça nötr oluyor.

Kara Ali bir Çingene… Ve toplumun Çingenelere yönelik nefreti, bildiğiniz gibi o gün de vardı. Kara Ali üzerinde hem bu ırkçı nefreti, hem de cellat olduğu içinde kendisine yönelik korkuyu giyiyordu üzerine. Peki, Kara Ali cellat olmasaydı ne olurdu? İşte bu soruyu sorarken bulabilirsiniz kendinizi.

Ayrıca kitabın sonlarına doğru “engerekler, çıyanlar ve akrepler” metaforundan da çok etkileneceğinizi düşünüyorum.

Kara Ali’nin çocuklarının başına gelenler de okuyucuyu çok etkileyecek türden. Ama romanın en kilit isimlerinden biri saray soytarısı Sırım hakkında bir şeyler söylemek roman hakkındaki bilgiyi daha da derinleştirecektir.

Sultan İbrahim’in –nam-ı diğer Deli İbrahim’in- en sevdiği soytarısı olan, onu çok eğlendiren, güldüren Sırım, adının tam tersi olarak diz hizasında bir cüceydi. Sultan, onunla çok f azla ilgilenirdi. Bu da diğer devlet yöneticilerinin onu kıskanmasına neden olurdu. Ve bunun sonucu olarak Sultan İbrahim’den gizli olarak dışarı atıldı.

Sırım bu talihsiz olayla daha bir acı hayatın kapılarını aralıyor. Sarı İhsan’ın eline geçen Sırım, kendini bir devlet haline gelmiş yer altı dünyasının içinde buluyor. Sarı İhsan bu dünyayı ikinci bir devlet, kendini de gerçek sultan olarak görüyor. Sırım çetenin kirli işlerinde önemli amaçlarda kullanılıyor. Onun saray soytarısı olduğunu öğrenen çete, dışarıda tanınmaması için yüzünü ve bedenini sakatlayarak, Sırım’ı yüzüne bakılmayacak hale getiriyor. Ve Sırım’ın mesaisi başlıyor.

Osmanlı Devleti tarihinde kadınları aşırı derecede sevmesiyle bilinen Sultan İbrahim, Sırım’ı kaybedince daha da bunalıma giriyor ve Kösem Sultan bu badireyi atlatmak için çok çaba sarf ediyor. Cinci Hüseyin karakteri de burada devreye giriyor. Hatta yönetimi de çok ciddi olarak etkileme noktasına geliyor bu karakter.

Romanda Sultan İbrahim’in doymaz bir şekilde etrafındaki tüm muhalifleri cellâtlarına boğdurması da çarpıcı bir dille aktarılıyor.

Romanın tüm ana karakterlerinin yolu çok dramatik bir şekilde kesişiyor. Bu kesişmeler sırasında çok ciddi bir sistem eleştirisiyle de karşılaşıyorsunuz. Ayrıca okuyucunun tüm sürprizlere hazırlıklı olması gerek… Çünkü bir düğüm çözüldü zannettiğiniz yerde, yeni bir düğümle karşılaşıyorsunuz.

Gerçek ve hayalin birbirine geçtiği “Cellatbaşı,” tarihi bir roman niteliğinin her şartını yerine getiriyor. Ve okuyucuya şunları soruyor. Hükümdar mı olacaksın, onun soytarısı mı? Seni kim yönetsin?  Sultan İbrahim mi, Sarı İhsan mı? Cellat mısın, kurban mı?

İşte bize sistemin bugün bile sunmaya devam ettiği her biri birbirinden kötü seçenekler, romanın da ana çatısını oluşturuyor. Ve söylediğim gibi anlayana ciddi bir sistem eleştirisi sunarken, hiçbir karakteri yargılamadan, tarafsızlığını koruyarak, onları bizim vicdanımızla karşı karşıya bırakıyor Erk Acarer.

Yazımda bahsetmediğim önemli diğer karakterler de sizleri bu kitapta bekliyor olacak. En basit karakterin bile çok önemli bir noktaya geldiğini göreceksiniz. Ayrıca kurgunun içine karışmış tarihi gerçeklerin, hiçbir tarih kitabında karşınıza çıkmayacak çarpıcı detayların ayırtına varmanın keyfi de sizi bekliyor.

www.twitter.com/dgnozcn

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 41
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1095
Kayıt tarihi
: 28.11.12
 
 

Uludağ Üniversitesi İktisat bölümü mezunuyum. Ancak dört yıldır müzikle uğraşmaktayım. Trompet ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster