Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mayıs '08

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
1135
 

Carrefour’da müşteri velinimet değil mi?

Carrefour mağazası bir iki yıldan beri yeni bir icraata başladı: Jetonlu alışveriş arabaları. Zincirle birbirine bağlı arabalardan ancak bir YTL atınca alabiliyorsunuz.

Diyelim alışveriş merkezine kahve içmeye gittiniz ve tam da kahvenizden bir yudum aldığınız anda eşiniz aradı: Hayatım, bebeğin bezi bitti. İdareten Orkid kullandım. Acilen bez yetiştir...

Verdiğiniz paraya yazık olmasın diye kahvenizi, gazoz içer gibi kafanıza diktiniz... Yanan ağzınızın acısını, bebeğinizin anne tarafı sülâlesinin kulaklarını çınlatarak hafiflettiniz... Hızla markete daldınız, gözleriniz alışveriş arabası aradı. Zira Cafer’iniz için hazır bez almaya girmişken, aklınıza geldi, en son bulaşık makinesini kurduğunuzda, bulaşık deterjanı kalmamıştı da, elde yıkamak zorunda kalmıştınız. Hatta banyo yaparken sabun tükendiğinden, bedeniniz için mecburen şampuan kullanmıştınız. Naneli ve kepeğe karşı etkili olanından. Nazik yerlerinizin sızısı hâlâ geçmiş değil.

Biraz kahvaltılık, birkaç kilo meyve, içecek miçecek derken, ahtapot olsanız elleriniz yetmez, araba kullanmaya mecbursunuz. Gözleriniz radar gibi etrafı tarıyor ama marketin içinde araba diye bir tek kura sonucu verilecek 4 x 4 var.

Neyse ki iyi gününüzdesiniz, görevliler yardımcı oluyor, alışveriş arabalarının ta en dışarıda olduğunu kulağınıza fısıldıyorlar.

Şap sürülmüş at hızıyla dışarı fırlıyorsunuz, alışveriş arabalarından birine asılıyorsunuz, siz bir isterken yirmi tanesi birden geliyor. Hepsi birbirine zincirli.

İyilik perileriniz etrafınızda uçuşmaya devam ediyor, tesadüfen geçen bir başka görevli, arabayı diğerlerinden ancak bir YTL atarak bağımsızlaştıracağınızı söylüyor size.

Elinizi cebinize atıyorsunuz... Cebiniz delik... Elinize para yerine iç çamaşırınız geliyor. Hışımla diğer cebinize daldırıyorsunuz elinizi, orası delik değil ama sadece banknotlar var. Ceketinizin, gömleğinizin ve pantolonunuzun başka ne kadar cebi varsa yokluyorsunuz. Bula bula 25 kuruş denk geliyor elinize. Yok, bunun gücü kilidi açmaya yetmez...

İyilik melekleri hâlâ etrafınızda pervane... İçeride, danışmada para bozdurabileceğinizi söylüyorlar size. Aklınız bir Cafer’de, bir eşinizden yiyeceğiniz zılgıtta. Dalıyorsunuz içeriye... Güvenlikten geçiyorsunuz... Niye biplediğini bilmediğiniz kapıya ve arkanızdan seslenen güvenlik görevlisine aldırış etmeden danışmaya koşuyorsunuz... Bozduruyorsunuz paranızı... Çıkıyorsunuz dışarıya... Alıyorsunuz arabayı... Yeniden güvenlik kapısı... Bir kez daha bip ve görevlinin küfür dolu bakışları...

Hadi itiraf edin, bunca eziyete katlanmaktansa, bebek bezini eczaneden almayı da geçirdiniz kafanızdan, ama iyilik melekleri şeytana uymanıza engel oldular hep. Bütün bunlar niçin? Carrefour’a daha fazla para kazandırmak için! Siz onlar için didinip dururken, onların size reva gördüğü muameleye bakar mısınız?

Bu mutlaka bir Fransız yöneticinin kafasından çıkmıştır. Hiçbir Türk, müşterisine bu derece zulüm etmez çünkü. Fransa’da, Almanya’da ve diğer Batı Avrupa ülkelerinde öyle uygulandığından, burada da aynısını yapalım, demiştir Mösyö Yönetici. Oralarda, eleman ücretlerinin buranın beş-altı katı olduğundan böyle uygulamalar yapıldığı aklına gelmemiştir. Pazarlama derslerinde “think global, act local”ı (evrensel düşünün, yerel hareket edin) öğretmişlerdir, öğretmesine; ama gelin görün ki, bunu yapabilmek için sadece ders almak yeterli değil, kıvrak bir zekaya da sahip olmak icap eder.

Elin ecnebisi makine kullanmadan hesap yapamaz çünkü. İki kere iki kaç eder, diye sorsanız, hesap makinesinin tuşlarına basmadan cevaplayamaz. Bu yüzden yukarıda tarif edilen zulmün en büyük maliyetinin, müşterisinden ziyade kendisine olduğunu hesaplayamaz.

Peki ya siz Carrefour’un Türk yöneticileri! Onları uyarmak hiç mi aklınıza gelmedi? Diyemediniz mi, asgari ücretten dört adam alalım, her defasında arabaları toplayıp marketin girişine getirsinler. Hem müşterimizi mutlu edelim, hem daha fazla alışveriş yapsınlar, biz kazanalım...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 179
Toplam yorum
: 304
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2040
Kayıt tarihi
: 03.10.07
 
 

1958'de Trabzon'da doğdu. Darüşşafaka Lisesi ve M.Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi'nden mezun oldu. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster