Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
2580
 

Çarşambadır çarşamba!!!

Çarşambadır çarşamba!!!
 

ÇARŞAMBADIR-ÇARŞAMBA


Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, kasabanın birinde, uzak diyarların birinde iki kambur adam yaşarmış. Dünya yükü bir yana, bir de bu kamburluk yükü hayatı zehir edermiş bu adamcağızlara. Arada bir buluşup dertleşirlermiş. Fakat buluşmaları bile bir ayrı sıkıntı. Çay ocağı uzak, tam çarşının içinden geçmek gerekiyor, yolda bir sürü çoluk çocuk, alay edenler mi istersin, acıklı acıklı bakanlar mı istersin. O yüzden çok sık da buluşmazlarmış hani.

Gel zaman git zaman bu arkadaşlardan birinin içine sıkıntı düşmüş. Tarifi imkansız. Yatsa yatamıyor, kalksa kalkamıyor. Su dahi içse zehir oluyor neredeyse. Anlamda veremiyor neden böyle ?

Bu içini kemiren sıkıntı dayanamayacağı bir hal alınca; belki de aynı dertten muzdarip olan arkadaşını bulurum, sohbet eder içimi döker, rahatlarım gayesiyle yola koyulmuş.

Yolda ona acıyarak bakanlara alay edenlere rağmen ağır aksak varmış çay ocağına. Fakat kimsecikler yok ortalıkta. İki üç ihtiyarcık miskin miskin oturmakta. Zar zor atmış tabureye kendini. Çaycı hemen bir çay getirmiş.... Bekle Allah bekle gelen giden yok. Namaz vakti yaklaşmış insanlar gelip gidiyor ama bizimkinin arkadaşı yok piyasada. İçi iyice sıkkın bizimkinin. Selam verenlerin selamını dahi almıyor.

Velhasılı beklemekten de sıkılmış kalkmaya niyetlenmiş ki; o da ne!!! Arkadaşı seri adımlarla geliyor yanına doğru. Emin olamamış tekrar bakmış. Evet gelen o, ama kamburu falan gitmiş ve gayet neşeli. Acaba arkadaşının bir ikiz kardeşi varda onun mu haberi yok. Karışık duygular içinde iken neredeyse iki adımda yanına gelmiş arkadaşı.

Bizim kambur meraklı gözlerle süzmüş onu.

Arkadaşı gülümseyerek  iki çay diye işaret etmiş ocakçıya ve ilişmiş bizim kamburun yanına.

Kambur arkadaşına sormuş heyecan ve şaşkınlıkla: nasıl oldu bu? Kamburun düzelmiş, iyi bir hekim mi buldun, ameliyat mı oldun, nasıl oldu, kamburun benimkinden de fazlaydı bu nasıl olur nasıl nasıl nasıl.... Uzamış gitmiş sorular. İyileşmiş olan kambur gülerek cevaplamış tamam tamam sakin ol.

Dediklerinin hiç biri değil. İyi dinle!

Şehrin çıkışında bir hamam var ya; sağ olsun hamamcı keselenmemde yıkanmamda hep yardımcı olurdu. İşte bir gün yıkanmak maksadı ile yine buraya gitmiştim. Gittim gitmesine de ortalıkta ne hamamcı vardı ne de başkası. Seslendim seslendim, ses de veren yok. İçeriden sesler geliyordu. Girdim merak ile. Yavaş yavaş ilerledim sesler nereden geliyor diye. Kafayı hamamın havuzunun ve göbek taşının olduğu yerin kapısına doğru uzattım. Bir de ne göreyim!!! İçerisi düğün yeri gibi. Kalabalık bir güruh doldurmuş her yeri. Hemen anladım bir cin ve şeytan taifesi eyleniyor. Yemekler, çalgılar, çengiler. Vur patlasın çal oynasın.

İzlemeye dalmışım. O arada; farketmemiş olacağım ki içlerinden biri yanıma dek sokulmuş. Kolumdan tutup içeri aldı. Korkmuştum. Ya onlardan biri olmadığımı anlarlarsa ne yapcağım şimdi? İşin içinde çarpılmakta var. Zaten çarpan çarpacağı kadar çarpmış bir de bunlar çarparsa vay halime.

Bu düşünceler sarmışken kafamı, ben de başladım dans etmeye, davul çalmaya. Bir ara o kadar gaza geldiler ki hep beraber bağırmaya başladılar.

ÇARŞAMBADIR, ÇARŞAMBA!!! ÇARŞAMBADIR, ÇARŞAMBA !!!

Ne yapsın bu garip? Başladım bağırmaya onlar gibi.

ÇARŞAMBADIR ÇARŞAMBA !!!

Aradan ne kadar zaman geçti bilemiyorum ama orada bulunan tüm cinler, şeytanlar toparlandılar. Belli ki gidecekler. Aralarından padişahları olduğunu tahmin ettiğim kişi beni işaret etti. Tutup beni karşısına diktiler. Korkudan elim ayağım koyvermişti. Cinlerin ve şeytanların padişahı bana baktı, baktı ve dedi ki; bu gün bize katıldın eylencemizi bozmadın. Seni mükafatlandıracağım. Belli ki şu kamburun sana çokça yük veriyor. Mükafat olarak da kamburundan kurtaracağım seni ve ekledi her perşembe günü burada toplanırız eyleniriz, canın çektiğinde gelebilirsin... Ardından bir demir tokmakla sırtıma öyle şiddet ile vurdular ki görmelisin, hayatımda öyle canım yanmamış idi, öleceğim sandım.

Sonuç mu ?

Gördüğün gibi kamburumdan eser yok.

Bizimki hemen atılmış;

-Bende gitsem benim kamburu da düzeltirler mi acep?

-Vallahi bilemem, demiş arkadaşı.

-Cin padişahının gözüne girersen neden olmasın ki.

Bizim kambur :

-Şansımı deneyeceğim. Ne zaman toplanıyorlar demiştin?

Arkadaşı cevaplamış:

-Perşembe günleri akşam saatlerinde toplanıyorlarmış. Artık ne kadar sürerse eylenceleri. Aman sakın oyun bozanlık etme, ne derlerse, ne yaparlarsa o. Yaptıklarının dışına çıkmak yok,

-Şimdi bana eyvallah, çarşıda az işlerim var halledip yaşlı anamın yanına gideceğim.

Tamam demiş bizimki. Arkadaşı uzaklaşırken içi heyecan dolmuş. Kurtulma vakti geldi artık şu kamburumdan, şansa bak yarın da Perşembe, çok beklememe de gerek yok. İyiki gelmişim buraya .

Heyecan içinde ertesi günü zor etmiş. Hele o günün akşamını nasıl ettiğini ne siz sorun ne kambur söylesin. Velhasılı akşama doğru yola koyulmuş cinlerin toplandığı hamama doğru. Tam akşam ezanı okunurken oradaymış. Ortacıklarda kimseler yok. İçeriden gelen seslere kulak kabartmış. Aynen arkadaşının dediği gibi; kahkahalar saz sesleri davul sesleri. Dalmış içeri ve karışmış aralarına, vakit kaybetmeden almış eline davulu tokmağı kah orada kah burada çalıyor hem söylüyor. Cinler, şeytanlar ses çıkartmamışlar aralarına pervasızca dalan bu kişiye.

Herşey iyi gidiyor, diye geçirmiş içinden. Gel zaman git zaman eylencenin sonu yaklaşmış cinler şeytanlar başlamışlar yine.

Kol kola girip :

ÇARŞAMBADIR, ÇARŞAMBA!!! ÇARŞAMBADIR, ÇARŞAMBA !!!

Bizimki düşünmüş; İyi de bu gün Perşembe. Nasıl olur bu? Şeytanların, cinlerin tamamı da yanılıyor. Birde uyanık geçinirler. Hemen atılayım da yanlışlarını düzelteyim, böylece padişahlarının gözüne daha çok girerim. Bir Allah’ın cini de şeytanı da çıkıp gerçeği söylemiyor.

-Duruuun !!! 

Demiş bağırarak.

-Durun diyorum size.

Tüm eylence durmuş, ortalık durulmuş, derin bir sessizlik kaplamış etrafı. Cinlerin şeytanların bir gözü padişahlarında, bir gözleri bizim kamburda.

Kambur destursuz devam etmiş.

-Hepiniz yanılıyorsunuz!

-Bu gün çarşamba değil ki; Bu gün perşembe.

Cin padişahı gürlemiş;

Eyyy bre KAMBUR!!!

Hem destursuz eylencemize katılırsın, hem de eylencemizin içine edersin ha!

Sana ne çarşambasından, perşembesinden. Ben çarşamba dediysem çarşambadır.

Dinleyin cinlerim, şeytanlarım :

Şu densizin kamburuna iki kat kambur daha ekleyin de aklı başına gelsin!

Aman ha!

Siz siz olun birilerinin çarşambasını, perşembesine karıştırmayın.

Yoksa yükleyiverirler bir kamburunuzun üstüne bir kambur daha. İki katlı olursunuz ALİMALLAH

Padişah ne diyorsa o !!!

ÇARŞAMBADIR, ÇARŞAMBAAAA !!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yani işte, cini-şeytanı "insan" yerine, adam yerine koymamak gerektir..! gerektir de, "insan yerine koyanlar" var olunca da "insan olan" da pek tabii ki insanlığını yapacaktır. Gerçi cini şeytanı insan yerine koyan da henüz yeterli bilinçte ve insanlıkta değildir zaten ama, cine-şeytana olmasa da, hiç olmazsa "cini şeytanı insan sanana-insan yerine koyana" insanın da insanlığını yapması "gerekmektedir" haliyle. Zira sustukça ve tepkisiz kaldıkça, yanlışlar-yanılgılar sürdükçe neler olmakta, o da meydanda! Yani, yine de bir ikilemdir işte maalesef. Ama güzel bir hikayeydi/denemeydi tabii:) Selamlar...

Filiz Alev 
 20.03.2016 8:01
Cevap :
sözlerinize aynen katılmaktayım filiz hanım...dediğiniz gibi ikilem üzerine bir hayat ve ikilem üzerine bir kurgu...saygılarımla  21.03.2016 17:13
 

Ders verici bir öykü, gerçekten keyifle okudum.

Kerim Korkut 
 17.03.2016 11:57
Cevap :
teşekkür ederim üstadım..  17.03.2016 14:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 877
Kayıt tarihi
: 18.02.16
 
 

Güncel, analizler, komplo teorileri, tarih, siyaset, magazin, kısa notlar, hikayeler, eleştiriler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster