Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '14

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
90
 

Çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'ndan öte bir aday değerlemesi.

Çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'ndan öte bir aday değerlemesi.
 

Çatı adayı belirlendi.

Artık çatı katımız boş değil. Seçim gününe kadar orada meskun bir adayımız var. Kazanırsa Çankaya'ya geçecek, kaybederse çatıdan inip eski pozisyonuna dönecek.

Derdim çatı adayı falan değil. Ekmeleddin İhsanoğlu hiç değil. Beyefendi Mısır'da doğmuş, Hidviye Lisesini ve Ayn-ı Şems Üniversite'si Fen Fakültesi'ni bitirmiş. El Ezher'de asistanlık, Ayn-ı Şems'te Türk Dili ve Edebiyatı Okutmanlığı yapmış. Öğrencilik yıllarında, Kahire Milli Kütüphanesi'nde Türkçe eserlerin kataloglanmasında çalışmış Mehmet akif, Nazım Hikmet gibi şairlerin eserlerini Arapça'ya çevirmiş. Sonra Ankara Üniversitesi'nde doktorasını tamamlamış, İstanbul'da da profösör olmuş.

1980 yılında, İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA)’nin başkanlığına getirilmiş. Sonra İslam İşbirliği Teşkilatı Sekreterliği'ne (eski adı İslam Konferansı Örgütü) seçilmiş. 1 Ocak 2005’te başladığı bu görevi Cidde'de düzenlenen törenle 30 Aralık 2013'te Suud'lu İyad Medeni’ye bırakmış.

Ayrıca İngiltere'de Exeter'de doktora sonrası çalışmaları yapmış, Unesco ve Harvard'ta çalışmış bir çok ta ödül almış. (Vikipedi)

Başarılı bir bilim insanı olduğunda şüphe bulunmayan birine gereksiz yakıştırmalar yapmaya içim elvermez. İhsanoğlu bir akademisyen, bilim adamıdır. Fakat her insan gibi onun da dünyaya bakışını belirleyen bir fikri vardır veya olabilir. Sözkonusu görüşü, siyaseten benimkiyle örtüşmeyebilir. Ancak bütün bunlar bende, Ekmeleddin beyin cumhurbaşkanı adaylığına mani bir kanı oluşturmaz.

Açıkçası problem bu değildir. Problem, Ak Parti Milletvekili Burhan Kuzu'ya, "Kılıçdaroğlu Ekmeledin'i yolda görse tanımaz, hiç bir özelliğini de bilmez. Bence bu ismi, birisi kağıda yazıp vermiştir." dedirten durumdur. Gerçekten de Ekmeleddin İhsanoğlu ismi ilerici, Atatürkçü ve ulusalcı kesim için, adı ve doğduğu ülke itibariyle bile yok hükmünde bir şahsiyettir.

Bunu, adaylığının açıklandığı ilk günden itibaren gelen tepkilerden de anlayabiliyoruz. Nur Serter, Hüseyin Aygün, Süheyl Batum gibi milletvekilleri, CHP'li olduğu anlaşılan bazı dernekler İhsanoğlu aleyhine açıklamalar yapıyor. İki örnek verelim.

Nur serter: "İhsanoğlu ismine inanamadım, o kadar sürpriz oldu. Sürprizin ötesinde şok oldu. O şoku, atlatma niyetinde değilim" dedi.

Batum: "Bir çok aday çıkabilecek iken, aynı RTE çizgisinde olan bir siyasal islamcının gösterilmesi zorunlu muydu? ... İnanıyorum ki, "birileri" bu gerçeği gördükleri için, oyun bozulmasın, her durumda siyasal islam projesi sekteye uğramasın diye, CHP'ye de etki edip, Sayın İhsanoğlu'nu aday gösterttiler." dedi.

Başka bir çok karşı örnekten de anlaşılacağı üzere İhsanoğlu, CHP kararıyla kamuoyuna sunulmuş bir cumhurbaşkanı adayı değildir. Zaten bunu ileri gelenler de itiraf ediyor. CHP sözcüsü Haluk koç, "İhsanoğlu, halkın, (bu milletin belirttiğimiz kriterler içinde) ortak adayıdır" diyor. Artık, hangi halkın ve hangi belirtilen kriterlerin adayı ise...

Halk, bildim bileli sol kesimin dilinden düşürmediği bir kelimedir. Halk tabirinin TDK sözlüğünde, "Bir ülkedeki yurttaşların bütünü..." şeklinde bir anlamı vardır. Fakat halk kelimesinin CHP jargonundaki manası tamamen farklıdır. Yalnızca kendi düşüncesindeki elitleri ifade eder. Bir CHP'li halk dediği zaman, sol tandanslı dernek ve vakıflarla, aynı durumdaki sanatçılar anlaşılır.

Kılıçdaroğlu bu kez, çerçeveyi genişletti ve cumhurbaşkanı adayı turuna çıktığında çeşitli kuruluşlarla görüştü. Ancak, bunların hiç birinde isim telaffuz edilmedi. Yaptığı turlarda, "İhsanoğlu'na ne diyorsunuz" deseydi, acaba "halk dediği" kesimden olumlu cevap alabilir miydi?

Buna, bir kavramın ardına sığınarak kendini kurtarmak ve temize çıkarmak denir. Bu yöntem, İhsanoğlu seçilirse, "Gördünüz mü, onu biz önermiştik!" sözüyle gururlanmanın, seçilmezse, "O zaten bizim adayımız değildi ki!" diyerek sıyırmanın en mantıklı yoludur. Acizane kanaatim, risk almaya cesaret edemeyenlerin, ülkeye yarar sağlayacak adam yerine, Erdoğan'ın ayağını kaydıracak aday arayanların başarılı olamayacakları yönündedir.

Ülkenin geleceğini bırakıp, hasmının geleceğini karartmaya odaklanan bir anlayıştan bu millete hayır geleceğini düşünmüyorum. Cumhurbaşkanları, Tayyip Erdoğan'ı saf dışı bırakmak için değil, ülkeyi idare etmek için seçilir. Ne var ki, CHP, MHP ve fikir ortaklarının niyeti ve hedefi bu değildir. Erdoğan'ı bir kaşık suda boğmaktır.

Doğrusu ben, bazı insanların nasıl bu kadar kindar olabildiklerine şaşıyorum. Artık çevremdeki solcu ve ulusalcılarla konuşamıyorum. Bu insanlar, düşmanlıkla bile açıklanamayacak kadar ağır bir kin taşıyorlar. Erdoğan ismi bile çıldırıp, çileden çıkmalarına yetiyor ve ardından en şedit, en acımasız sözler geliyor. Bu iktidarın hiç mi iyi tarafı bulunmuyor. Yollar, köprüler, hastaneler, eğitim... vs. bütün bunların sizin için hiç öne mi yok mu?" dediğinizde ise cevap şu oluyor. "Yapacak tabi, kendi parasıyla mı yapıyor?" Halbuki ben şimdiye kadar, devlet hizmetini kendi parasıyla yapan bir başbakana rastlamadım. İktidar olduğu halde hiç bir şey yapmadan oturanını ise çok gördüm.

Aslında kin veya nefret hazımsızlığın, fikir kısırlığının, başarısızlığın ve zavallılığın getirdiği bir sonuçtur. Birisiyle yarışır ve her defasında yenilirseniz, kazanmaktan ümidinizi keser hile yollarına başvurursunuz. Önünüz kesildikçe daha da kinlenir, içinizdeki nefreti sokaklara, caddelere, meydanlara taşırsınız. Yakar yıkarsınız. Aslında yaktığınız cebinizdeki paradır ama kendinizi o kadar kaptırmış, o kadar husumet biriktirmişsinizdir ki, bunu düşünemezsiniz. İşte Türkiye'de iktidara, özellikle de Tayyip Erdoğan'a karşı yapılan budur. Gerekçesi olmayan ya da gerekçesinde mantık bulunmayan bir nefret ve kalkışmadır.

Benim de sevmediğim, fikirlerini beğenmediğim, eleştirdiğim insanlar vardır. Ama hiç birisi gözümde, ne nefret edilecek kadar kinimin, ne de boğazlanacak kadar düşmanlığımın konusu olmamışlardır. Babalarının katiliyle bile barışabilen insanların, ülkeye hizmetten başka herhangi bir suçu henüz ispatlanmamış bir adama nasıl bu kadar kin beslediklerine akıl erdiremiyorum. 

Daha önce de söylediğim veçhile, batılı yöneticileri ve batılı medya elitlerini anlayabiliyorum. Hatta işletmelerine vergi denetçisi gönderilen işadamlarını, Fethullah hocayı, Ankara'da (yeni inşa ettikleri malikanede) görmek istedikleri için 17 aralık operasyonunu başlatan paralel yapı elemanlarını da... Tüm bunların, Erdoğan'sız bir devlet yönetimi arzularının bir mantığı vardır. Çünkü Başbakan, yukarıdakilerin tekerine çomak sokmuştur ve sokmaya da devam etmektedir.

Ancak, ideoloji farkını nefrete dönüştürerek Tayyip Erdoğan düşmanlığı yapmanın ve onu altetmek için, dünya görüşünle hiç uyuşmayan (muhafazakar) Ekmeleddin İhsanoğlu'ndan medet ummanın hiç bir mantığı yoktur. 

Sonuç olarak, ülkemin muhalefeti başarılı bir cumhurbaşkanı adayı arayışı içinde değil. Başbakan Tayyip Erdoğan'ı tek geçecek, onun nefesini kesecek bir yarış atı peşinde...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hüseyin bey yapılan bazı şeylerden bahsetmişsiniz (hastane, yol vb.), keşke satılan gayrı menkullerden (maddi manasına) ve yok olan menkul (manevi manasında) değerlerimizi de yazsaydınız. Emekli din görevlisiyim diyorsunuz. Ne mutlu size. Ne mutlu da, gerçekten dinimizi bilen biri hırsıza, milletin a. k.na, milleti dövene, rüşvet yiyene, makaracılara vb. (saymakla bitmez) oy verebilir mi?

MEHMET ATAK 
 18.07.2014 16:48
Cevap :
Ben yanlış bir şey yazmadım Mehmet bey. Yazdıklarımın arkasındayım. Hırsıza, soyguncuya değil ama beğenmediğim bir çok tarafı olmasına rağmen Tayyip Erdoğan'a oy verilir. Ben özgür bir bireyim. Kimsenin dümen suyunda gitmeyi düşünmüyorum. Ta ki birileri gelip, önüme aşamayacağım engeller koyana kadar.  19.07.2014 16:29
 

Merhaba Hüseyin bey...Haklısınız..."o olmasın da bu olsun" düşüncesiyle, ya da Deniz Baykal'ın deyişi ile "günün modasına uygun" bir Cumhurbaşkanı önermek doğru olmamıştır...Kılıçdaroğlu, "bu bizim adayımız değil; milletin adayı" diyor...Ben, biraz mürekkep yalamış bir kişiyim ama bu adayın ismini birkaç kezin dışında hiç duymadım...Millet bu adayı tanımıyor ki? Bu adayın, aynı çizgide olan bir Cumhurbaşkanımız ve de potansiyel bir adayımız da aynı çizgide...Yerlisi varken ithaline ne gerek var. Önerdikleri çatı adayı, "Mısır-İslam kültürü" ile yoğurulmuş ve CHP çizgisinden uzak bir aday...Yanlış yaptılar. Selamlar.

cdenizkent 
 24.06.2014 12:43
Cevap :
Sn. cdenizkent: Yazımda da belirtmeye çalıştığım gibi cumhurbaşkanı adayı, hasmını altetmek için değil ülkeye iyi şeyler katmak için tesbit edilir. Yani aday, "bu kişi, ülkeye daha yararlı olabilir" kriterleriyle belirlenir. Mevcut çatı adayımız ise, "Tayyip Erdoğan'ı kim altedebilir" arayışının bir sonucudur. Dolayısı ile Erdoğan'ı bitirme uğruna kendi siyasetinden vazgeçen ve bunu sanki millli bir meseleymiş gibi lanse ederek "Çatı adayı"nı onaylayan siyasileri samimi bulmuyorum. Bu adayın Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin kendi tercihleri olduğuna da inanmıyorum.   26.06.2014 7:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 680
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster