Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '17

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
1971
 

Çatışmalar Nasıl Çözümlenebilir? Öfke Kontrolünün Önemi

Çatışmalar Nasıl Çözümlenebilir? Öfke Kontrolünün Önemi
 

 “Birçok iyi, olumlu, uzlaşmacı ve ufku geniş insanların var olduğu kadar, hayatı zehirlemeyi seven, olumsuz, öfke kontrolü yapamayan, egosu çok fazla yüksek ya da ortalığı karıştırmak için üstün bir başarı gösteren insanların olduğu bir yaşam alanında yaşamaya çalışırken sakinliği korumak oldukça zor... Doğru... Ama elbet her şey gibi bu tür durumlar için de çözümler vardır.”

İki kişinin ya da birkaç kişinin, bir konuda birebir aynı fikirde olması (elbette ki ortak payede buluşulabildiği durumlar olduğu gibi) çoğunluk kısmı irdelendiğinde çok fazla rastlanılabilir bir durum olmasa gerek... Ortak payede buluşulabilen fikirler kadar çatışan fikirler de oldukça fazla tabi... Birilerinin bizi anlamasını bekliyoruz, dinlemesini, düşünce ve duygularımıza ortak olmasını... Kimi zaman bu beklentilerimizi karşılayan insanlar çıkıyor kimi zaman da aksi durumlar... Aynı şey bizim karşımızdaki tutumlarımızda da geçerli tabi ki...

Bu çatışmaların kişinin hayatı içerisinde fazlaca ortaya çıkıyor ya da çıkartılıyor olabilmesi; hem kişinin kendisine hem de ilişkilerine zarar verebilecek boyutlara geldiğinde ciddi bir stres kaynağı olabilir. Fikir çatışmalarında saygı, empati kurabilme, uzlaşabilme esnekliği ve duyarlılık unsuru var ise bu çatışmaları daha az zarar ile atlatabilmek daha mümkün...

Çatışmalar bildiğiniz üzere farklılıklardan kaynaklanır. Farklılıklara saygı duyulmadığı sürece çatışmaların da artması çok normal bir durum... Bizleri çileden çıkaran insanların olduğu gibi bazı durumlarda bizim sebep olduğumuz bazı davranışlar nedeniyle başkalarının rahatsız olması da mümkün. Madalyonun her iki tarafına da bakmak lazım tabi...

Her insan anlaşılmak, desteklenmek ya da fikirlerinin kabulunu ister ya da buna ihtiyaç duyar. Her insanın ama doğru ama yanlış inandığı bir doğrusu ya da doğruları vardır. Benim doğruma onunki uymuyor diye ya da benim doğrumu illa ki kabul edecek diye karşımızdakileri yargılamak, ona darılmak, bir sorunu doğru iletişim tarzından uzak hatta tartışma boyutunu arttırarak yaklaşımda bulunarak çözme yoluna gitmek ilişkileri çıkmaza sokmaktan, yormak/yorulmaktan öteye gitmiyor.

"Unutmamak lazım ki çatışmaların etkisi arttıkça bu durum insanın duygularını tetiklemeye başlar."

Tartışılan ya da çözüm getirmeye çalışılan bir konu ya da sorun büyüyerek anlaşmazlıkların artması ile kriz anına yaklaşmaya başladığında o konunun sağlıklı bir şekilde ele alınabilmesi olasılığı da iyice düşer.

Çatışmaların etkisi arttıkça bu durum insanın duygularını tetiklemeye başlar. Çatışma ortamı gerildikçe kişilerin duygusal anlamda enerjileri de düşmeye başlayabilir; soğukkanlılığın yitirilmesi, dargınlıklara, hayal kırıklıklarına, öfke-yüksek sesle konuşma-bağırma-hakaret etme hatta şiddet gibi davranışlara rastlanması mümkündür.

Söz gümüş ise sükut altındır sözü derinine inip düşündüğünüzde o kadar anlamlı ki… Hele ki sözden, davranıştan anlamayanlar için. Kendini üzmeye, yormaya gerek yoktur belki de… Aslında her şeye verilecek cevabımız çoktur ama anlamayana bazen sessizlik en güzel cevaptır. Karşı tarafı deli eder aslında; kendisine sessiz kalınması…

Karşıdaki insanın gerçekten ne söylemek, ne anlatmak istediği çok iyi dinlenmediğinde, dinleyicinin anlatılanlara kendince yorum yapma, anlam katma ya da itiraz etme gibi davranış sergileme olasılığı yüksektir. İyi bir dinleyici olmak çatışmaları çözmekte ilk adımlardan biridir belki de...

Duygusal farkındalığında olabilmekte ayrı bir önleyicidir. Duygusal farkındalık düzeyi yüksek insanlar hem kendini hem de karşısındaki insanı çok daha iyi anlayabilir. Karşısındakinin neden/nedenlerden rahatsız olduğunu anlayabilmek, kişinin kendisini rahatsız edenin/edenlerin ne olduğunu anlayabilmek, açık ve verimli bir iletişim sağlanabilmesi anlamında “duygusal farkındalık” kişiye çatışmaları çözmek ya da önleyebilmek için yardımcı olabilir.

Çatışmaları daha aza indirmek nasıl mümkün olabilir?

Sohbet Etmek, Tartışmalar, Kızlar

Her konuda kazanan taraf olma hırsını ve egosunu azaltarak ya da yok etmeye çalışarak,

Sadece kazanan olmaktan öte birbirini anlayarak ya da çatışmaları her iki taraf için de tatminkar çözümlere ulaşılmış şekilde ortamdan ayrılmaya odaklanarak,

Bir çatışma hiçbir şekilde çözüme gitmiyorsa, çözüme vardırılacak gibi görünmüyorsa ortamdan mümkünse bir süreliğine uzaklaşarak biraz sakinleşmek gibi yöntemler ile çatışmaları daha aza indirmek mümkün olabilir.

Ne de olsa birçok iyi ve olumlu insanın var olduğu kadar, hayatı ve insanları zehirlemeyi daha çok seven ya da bunun için üstün başarı gösteren insanların olduğu bir yaşam alanında yaşamaya çalışırken sakinliği korumak oldukça zor. Kendisiyle bile kavga eden, kendisine bile aslında faydası olmayan bir insan varsa hele karşınızda…

Bazen durumları ya da insanları olduğu gibi kabullenmek de gerekiyor, değiştirme uğraşına girmeden eğer çevreden temizlenebilecek (birlikte olma seçimlerini kendimizin yapabilme imkanı olduğu) insanlar ise ayıklayabilmek, çevresini sadeleştirebilmek kişinin fizyolojik sağlığını bozmaması açısından etkili bir yöntem olabilir.

Bir de temizlemesi bize pek şans vermeyen durumlar, ortamlar ve konumdaki insanlar var ki; örneğin trafikte, iş yerinde ya da toplumsal alanlarda veya hizmet veren kuruluşlarda gibi bu insanlarla işinizi bir şekilde çözmek durumundasınız.

Hak etmediğiniz halde size bağıran hatta hakaret etme boyutuna kadar getiren, sizi tehlikeye sokacak şekilde araç kullanan, üstünüze neredeyse aracını süren bir sürücü, saatlerce sıra bekledikten sonra sıra size geldiğinde sizi fırçalayabilen bir görevli, kişisel alanlarınıza haddinden fazla müdahale edebilen ve hiç tanımadığınız, hayatınızda daimi rolü olamayan insanlar. Hadi gel de şimdi bunları temizle, değil mi? Mecbursun aynı ortamı çoğuyla paylaşmaya...

Bu tür ortamlar söz konusu olduğunda yapılabilecek belki de en iyi şey; kayıtsız kalmak... Bir daha görmeyeceğim ya da hayatımda anlamlı bir rolü olmayan bir insana bağırarak, öfkemi kusarak, kendimi üzecek şekilde öfkelenerek vereceğim tepkilerle bile değer vermemek... İnanın siz ne yaparsanız yapın; bazı insanlar var ki insanı çileden çıkartır. Düşünsenize onunla her gün birlikte yaşamak durumunda olan insanların halini…Bu tarz insanlar sırf size karşı değil, herkese çoğunlukla aynı davranış tarzını sergileyen yapıda insanlardır. Yani çoğu zaman kişisel bir durum olarak algılanmamalı... Yeri geldiğinde gülüp geçmeli bile... Bazen öyle insanlar çıkıyor ki karşınıza biliyorum; lanet ettiriyorlar. Bazıları laftan, sözden, uyarıdan anlamıyorlar bir türlü; öyle arsız insanlar var ki, ne yapsanız nafile...

Bugün yüzüne gülerken ertesi gün arkandan konuşanlar,

Haklıyken haksız duruma düşürmeyi uğraş edinenler,

Başkalarının hayatı üzerinden prim yapanlar,

Aklı fikri ortalık karıştırmakta olanlar, insanlarla uğraşmaktan başka iş bellemeyenler,

Egoları yüzünden etrafa bütün negatif enerjilerini saçanlar,

Çıkar ilişkilerini marifet sayanlar,

Sevgi hırsızları,

İyi niyet emiciler,

Kendisini sütten çıkmış ak kaşık edaları ile lanse edenler,

Ben hata yapmamcılar,

Keyfi istediğini gelip, arayanlar, sen istediğinde sitem edip, üste çıkanlar,

İşi gücü akıl vermek, ahkam kesmek olanlar,

Saydıkça bu liste sayfaları bulur eminim.

Kendi ruh sağlığı açısından kişi, böyle tipteki insanlarla iletişim kurmaya çalışmasına rağmen olumlu geribildirim alamıyorsa devamında yok sayması, bu insanlara söylediği sözler işe yaramayacağı için sessiz ve kayıtsız kalması ve kendisinin öfke kontrollerini yapabilmesi en güzeli belki de...

Öfke Kontrolü:

Öfke kontrolünü yapabilmek neden önemlidir?

Sürekli stres, gerginlik ilk aşamada kişinin kendi sağlığını bozar. Kronik öfke; kalp rahatsızlıkları, diyabet, kolestrol gibi hastalıkları tetiklemek ile birlikte kişinin bağışıklık sistemini de çökertir. Kronik öfke kişin konsantrasyonunda da bozulmalara sebebiyet verir. İnsanın sizhinsel, bedensel, ruhsal kısaca tüm enerjisini sömürür. Hatta ruh sağlığı sorunlarına dahi yol açabilir.

Yapıcı tarzda eleştiriler ya da tartışmalar belki sağlıklı sonuçlar sağlayabilir ama yıkıcı tavırdaki insanların hele ki kronik öfkeli tavırları diğer insanları yavaş yavaş etrafından uzaklaştırır. İş, arkadaşlık, partner ilişkilerini yaralar ve zamanla kişi aranılanlar listesindeki yerini kaybeder.

Öfkelendiğinizde neler olur?

Kızgın, Üzgün, Darılmak, Yüz, Memnun

Midenize kramplar girmeye başlayabilir, kızarmaya başlarsınız, nefes alıp vermeleriniz hızlanır, başınız ağrımaya başlayabilir, kalbiniz çok daha hızlı çarpar, sıkışmaya başlar, kaslarınız gerilir.

Öfke kontrolü için ne yapmalı?

Derin, derin nefes alabilirsiniz. Akciğerlerinize mümkün olduğunca temiz hava gitsin.

Öfkelenilen anda eğer mümkünse bir yürüyüş iyi gelebilir.

Kendinize hafifçe masaj yapabilirsiniz, kasılan yerleri gevşetebilir.

Kendinizde kontrolü sağlayabilmek adına ona kadar sayarak sakinleşmeden tepkinizi vermekten kaçınabilirsiniz.

Kendinizle daha çok yüzleşebilirsiniz: bu tavrı hak edecek bir şey yaptım mı?, Benim günümün kalanını mahfetmeye değer mi?, Bu konuda yapabileceğim bir şey var mı? Benim öfkelenmeme sebep olan olaya verdiğim yanıt makul mu? Beni öfkelendiren kişinin benim hayatımda oynayabileceği rol ne? Pişmanlık duyacağım sözler söylemeye ya da davranışlarda bulunmaya değer mi?

Hayatınızda çok fazla etkin rolü olmayacak tarzdaki insanlara enerjiniz harcayıp, tüketeceğinize size mutlu eden insanlara ya da kendinizin gelişimine daha çok enerji harcamayı seçebilirsiniz.

Sizi öfkelendirme potansiyeli yüksek insanların bulunduğu ortamlardan kaçınabilir, arkadaş, eş seçimlerinde bu kriteri de dikkate alınacaklar listesine ekleyebilirsiniz.

 

Yeşim BUYURGAN

 

Facebook: http://www.facebook.com/yeşimbuyurgan

 

 

 

* Yazılar telif hakkı gereği yazar ismi ya da link belirtilmeden kopyalanamaz.

 

 

 

 

Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 402
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 3663
Kayıt tarihi
: 10.11.10
 
 

İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Kimyager olarak mezun olmuştur. 1996-1997 yılları ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster