Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
115
 

Cattiveria

Cattiveria
 

tablo


“Hırs ve tamahın başladığı noktada saf duygular sona erer.”

Demiş Balzac.

Metrelerce öteden bile fark edilen boya kokusu selamladı onu, uzun görkemli koridora belirdiğinde. Kokunun membası onu kucaklaklıyordu, içine çekiyordu sanki. Onu kırmadı ve ona doğru yol aldı, ilerledi. Aydınlık olması gerekti bakabilmesi için, görebilmesi için değil, ışık lazımdı ona. Annesinden ona miras kalan güzel biçimli parmakları omuz hizasında kesilmiş saçlarında dolaştıktan sonra nihayet yolunu buldu ve etrafı aydınlatmak için gerekli düğmeye bastı. Uzun ince parmakların dokunmasıyla ışık açıldı.  

Aman Allah’ım! İçerisi muazzam tablolarla doldurulmuştu. Elbette beklediği buydu, bir miktar saldırgan renk tutamının, fırçanın uysallığı ile birleşip kendine yol çizmesiydi. Bu şekilde bir bütün oluşturmasıydı. Ama bu kadarını da beklemiyordu. Üzerinde yaşanmışlıklar bulunduran bomboş soğuk duvar, üzerine bir örtü gibi çekilmiş duvar kağıdıyla birleşip kusurlarını saklamıştı. Neden aldatıyordu ki bizleri bu sahici olmayan duvar?                                                  

Sanki bilinmiyor muydu gerçekler? Kusurları saklamak da neyin nesiydi? Eşi benzeri olmayan, biricik, tablolara baktı, daha sonra aklına geldi yerinden kımıldamak.

Tüm tabloların başında durdu tek tek,onların nasihatlerini dinledi. En büyük hayaliydi çizmek, çizebilmek. Ardından bir diğer tablonun başına geçti. Koyu tonların hüküm sürdüğü dolunay resmedilmişti kusursuzca, bir başkasında mavili tonların hakim olduğu deniz, kurşuni renklerden izler taşıyan gökyüzü, zavallı bir martı, gözlerinin içi gülen küçücük kız çocuğu, dünyanın gürültüsünden kaçıp göklere sığınmak amacıyla uzanan bir balon…Minik ışık kaynakları ile gölgelendirilerek, şöyle üstünkörü bir bakışta bile insanlara haz veren bu görsel şölende olmayı özlemişti. Boya kokusunu ve tabloların yaydığı hoş kokuyu içine çekti uzun uzun, burayı gerçekten özlemişti.

Kız kardeşi sahiden muazzam bir ressamdı. Bunu düşünmek bile onu çileden çıkarmaya yetmişti. Öfkeyle dişlerini gıcırdattı, atölyeye ulaşan kapıdan girdi ve boyaların ve resim gereçlerinin bulunduğu dolaba gitti olanca asaletiyle. Dolaptan tineri aldı ve resimleri tekrar karşılamaya gitti, kısa bir bakış atıp tüm tineri dakikalar içinde odaya boca etti. Ve yine hiç acımadan az evvel zihnine kazıdığı fevkalade eserleri tutuşturdu. Yaramaz kız gülümsedi, şimdi kısa çaplı zaferinin tadını çıkarabilirdi, mutluluk bedenini ele geçirebilirdi, kötülük etme sırası ondaydı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 103
Kayıt tarihi
: 17.04.16
 
 

Oldukça sıcak bir ağustos günü Istanbul'da gözlerini açmış ve teni burada kavrulmuştur.Yoga yapma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster