Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mayıs '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
184
 

Çay Var İçersen

Çay Var İçersen
 

Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!


        Efendiiim malumunuz çay ile edebiyat arasında değişik bir bağ kuruldu. Hatta "çay edebiyatı" haline geldi sokaklara taştı. Şimdi çoğu duvarlar " bir gün çay içelim seninle, çaylar benden manzara senden olsun" gibi dizelerle süslenmiş durumda. Bazı kafeler sırf duvarlarında çay sözleri yazdığı için fenomen haline gelmiş, instaçaylık paylaşımlar için uğrak yeri olmuş. denk geldiklerimden bazılarını sizinle paylaşayım:
Ve oturdu mu masaya hakkını verir çay içmenin...
"Bir ilimiz vardı Rize
   Durup dururken çay sundu bize"
"sesleniriz "Bir çay yap Niko, demli olsun"
"iki çay söylemiştik orada, biri açık
     keşke yalnız bunun için sevseydim seni"

          (...)

            Liste uzayıp gidiyor. Ama ben en sevdiğim sözle bitirmek istiyorum: " Aşkın kalbimde bir çiçek, gel beraber çay içek" Hiç gülmeyin. Biz de isterdik Attila İlhan'ın Emirgan'da Çay Saati'nde olduğu gibi romantik bir sonbahar havasında yazalım bu yazıyı ama olmadı. İnternete çay yazıp karşıma, elindeki çaydanlığı düşüren ablaya o neydi gııaazz diye bağıran teyzeyi görünce o derin hissiyat kayboldu:) ( çay diye geçme işte ülkece bilinen bir espriye konu olmuş)

            Şaka bir yana ülkemizdeki kültür unsurlarından biri çay. İlk kez bilinçli tohum yetiştirme çalışmaları II. Abdulhamit döneminde başlamış. Zamanla da kültüre iyice yerleşmiş. İnsanlarımız o kadar benimsemiş ki çay içilmeden geçen saatler baş ağrısı olarak geri dönmüş. Sıcak olmasa demliği direk ağıza dökecek olanlarımız bile var çaktırmayın. (bu birinden tanıdık geldi) Sohbetlerin baş konuğu olmuş çay. Öyle ki İngilizlere, benimki seninkine on basar der gibi beş çayı diye bir kavramı hayatımıza yerleştirmişiz.

              Şimdi öyle bir şey ki bu çay dediğin kalabalıkla iyi gider. O yüzden gelen misafirlerimiz erken kalkmak istediğinde ev sahibi homurdanarak " koca demlik çay yaptım, bitmeden göndermem ayol, der" bilirsiniz. Canım ülkemde bir içeceğin kendine ait jargonu var. Dünyanın herhangi bir köşesinde "çay çeek" diye seslenseniz, çay? çekmek? o ne o'la ki? bakışlarıyla karşılaşırsınız. Halbuki ülkemde "çay çeek!, tavşan kanı olsun. demini almamış bu, az açık getir yeğenim, yanına bir dilim limon alabilir miyim? çayın yanında ne arzu edersiniz? çay simit yapalım mı? şeker alır mısınız? Allah aşkına otur bir çay söyleyeyim, üstünde köpüğü kalmış bunun, haşlanmış bu çay! gibi pek çok cümleyi günde defalarca duymanız mümkün.

              Yaşam içerisinde ikram, paylaşım, değer veriş olarak karşımıza çıktığından şairlerin kaleminde de yer almasını doğal karşılamak lazım. Günümüz dergilerinin formatına da uyduğundan mı bilinmez şu ara çay edebiyatının sonunu alamıyoruz. Sıradan şeylere anlam yüklemenin edebiyat olduğuna sitem edenlerimiz varmış, duydum. Bense sizin gibi düşünmüyorum. Belki de her şeyi çok önemsediğimizden kaçırıyoruzdur hayatı? Karton bardaklarda damak tadını yitirdiğimizdendir belki bu keyifsizliğimiz? Çünkü eski zamanlardakiler böyle ayırmamışlar birbirlerini. Çayla simidi yazdı diye kimse Sait Faik'i dışlamadı. Üstad Zindan'dan Mehmet'e yazarken çaya da bir selam gönderdiyse o kadar da basit bir yeri yok demek ki. Oktay Rıfat, Faruk Nafiz, Edip Cansever her biri bir mısrasında bile değindiyse gözümüze değmeyen o basit şeylere vardır bir bildikleri. Bazen derinlere dalalım derken güneşin sudaki dansını kaçırıyoruz. Gecenin karanlığında karamsarlaşalım diye toplaşırken yakamoz geçiyor arkamızdan, görmüyoruz. Yaşamak ciddi iş, biliyoruz. Ama o yaşamı güzelleştiren tek bir zerreye bile şükretmemiz gerekiyor, hep unutuyoruz. O yüzden o zerrelere dudak bükenlerimize Aşık Veysel'den inadına şu mısraları söylüyoruz.
 "çay var içersen
  ben var seversen
  yol var gidersen"  
 
        Yolu burada ayrılacak olanlar, uğurlar o'la...
         Devam eden yolcularımız için Ekmek Teknesi'nin o meşhur repliği gelsin
"Tüm bardaklar dolsuuun!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 124
Kayıt tarihi
: 26.09.13
 
 

Çeyrek asırlık ömrümden(!) notlar... Öğretmenim ama bıraksanız hala arka sıraya geçer afacanlık y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster