Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '12

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
16102
 

Çayı şekersiz içmek!

Çayı şekersiz içmek!
 

Alıntı


Hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum; çayı şekersiz içenlerin neredeyse %90’ı kilolu.

Çayı neden şekersiz içtiklerine gelince…

Genellikle kilo almamak için başvurulan bir yöntem olduğunu biliyoruz. Pek bir işe yaramadığını bildiğimiz gibi…

Peki neden?

Neden işe yaramıyor?

Gözlemlerime dayanarak söyleyeyim.

Çayı şekersiz içiyorlar içmesine ama bir oturuşta yarım kilo baklavayı da götürüyorlar maşallah!

Sanırım kendilerince bir hesap yapıyorlar. Günde ortalama on bardak çay içsem, beher bardağında bir ya da iki şeker tüketsem ortalama 15 adet şeker eder. Bu da günde 100-150 gram, on günde 1-1,5 kilo kadar eder. Günde 100-150 gram şeker tüketmektense ayda yılda bir baklava yerim daha iyi diye düşünüyorlar sanırım.

Karlısınız kârlı olmasına da kilodan yana karlısınız gibime geliyor. Şekil A’ da görüldüğü gibi. :))

E, bu durumda çayı şekersiz içmenin bir anlamı, muhteviyatı, yararı kalıyor mu?

Kalmıyor.

Bu arkadaşlar sürekli rejimdedir bir de ha!

Bisküviler diyet, yemekler haşlama, kotlar taşlama, yata yuvarlana bir yaşam bir yaşam dünyalarını esir almış durumda.

Peki, bu fotoğrafta çerçeveye sığmayan ne? “Ne doğru ki diyormuşsunuz! :))”

Aslında çok basit.

Gelir ve gider dengesi. Bütün mesele gelir ve gider de. Arkadaşların göremediği kör nokta burası.

Genellikle tembel olan ve öğünlerini diyet bisküviler, hazır yiyecekler, ayaküstü atıştırmalar biçiminde yürüten bu arkadaşlar, yanlışlarının temelini asla görememekte, piyasaya diyet ürün diye sürülen ve hiçbir bilimsel veriye, temele dayanmayan pazarlama harikalarını lüp lüp götürmektedirler.

Kalkıp öyle uzun uzadıya yemek yapmak, sofra hazırlamak pek işlerine gelmediğinden, adına diyet ürün denen ne kadar yiyecek varsa ezbere bilirler ama oturduğu yerden kalkmaya üşenen bu arkadaşlarımızın yaşam alanlarına spor denen aktivite pek uğramaz.

Dolayısı ile adı diyet olan ama kendilerinin nemenemen bir şey olduğu pek de belli olmayan bu yiyecekler sahibesini pek mutlu etmemekte, kişiyi kırgınlığa, kızgınlığa hatta küskünlüğe sevk etmektedir.

Şimdi soruyorum.

Burada yanlış olan nedir?

Kafasını diyet ürünlerle bozmuş bu arkadaşlar nerede yanlış yapmaktadır?

Ne yaparlarsa hayatı kendilerine zindan eden kilolarından kurtulup, hayatla daha barışık bir yaşam sürebilirler?

Gelin hep beraber bu soruların cevabını arayalım ve bu arkadaşlara sunalım. Tatbik edip etmemek onlara kalsın.

Ne dersiniz?

Not: Biz sizi böyle de seviyoruz arkadaşlar. Amacımız sizi üzmek, kırmak asla değil. Biraz şaka, biraz gerçek. Konuya birlikte el atmak ve irdelemek. Umarım derdimi anlatabilmişimdir.

*Bu arada sağlık nedenleri ile alınan ve verilemeyen kilolar tamamen konumuzun dışında olup, uzmanları ilgilendiren bir meseledir. Duyurulur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çayı şekersiz içmek gastriti tetikliyor. gereksiz bence. az atmak ideali.

Bekir AKINCI 
 21.05.2014 15:51
Cevap :
Üstüne basmışım o zaman. Zaten benim gastritim var. Aslında vücudumuz ne isteyip ne istemediğini söylüyor bize. Önemli olan o dili anlamak galiba... Saygılar  22.05.2014 6:15
 

işin bilimsel ve yüzde 90 lık kısmını oluşturan genetik formasyonu neden önemsemiyorsunuz. endomorf insanlar ile mezomorf insanların durumları çok farklı, kilo alma eğilimi genetiktir. insanlar seçemez. çok saldırgan bir yazı hazırlamışsınız; ve ne yediğinizin içtiğinizin fazla bir önemi yok (kas yapımı ya da şekillendirme yapmıyorsanız) alınan kalori verilenden az olursa kilo verilir, fazla olursa alınır. bir günde 5 kilo alınamayacağı gibi 5 kiloda verilmez. bu bir süreç meselesi.

yusuf karlı 
 09.05.2013 12:48
Cevap :
Yazınızın ikinci yarısına tamamen katılıyorum. Her şey gelir gider dengesi. Genetik kısmına gelince... Yazının sonundaki nota dikkatinizi çekmek isterim. Sanırım görmemişsiniz. Yine bekleriz.   09.05.2013 20:48
 

Benim ömrümce kilo sorunum olmadı...Hep ideal kilodaydım. ta ki iki yıl öncesine kadar sigarayı bırakınca 8 kilo aldım, onuda bir yıl sonra verdim....Çayı şekersiz içmemdedi etken başta annemin şeker hastası olması. İleride ben de şeker hastası olabilirim diye düşündüm.İkincisi büyük oğlum çayı, kahveyi ,şekersz içer. Ben de bir kez denedim, şekersiz çayın daha leziz olduğunu anladım.tatlı sevmem.İkram edileni bir dilim yerim, ikinci dilimi zorlada boğazıma dökseler yutamam.çikolata ve dondurma hariç:)Bu iki tatlıyı yerim.Şekersiz hayatımız, şeker tadında yaşantımız olsun.Sevgiler.

Fatma Güneş ERGEN 
 03.03.2012 17:33
Cevap :
Çok teşekkür ederim geri bildirim yaptığınız için. Annenize geçmiş olsun dileklerimi iletin lütfen. Şeker hastalığı iki amcamda var. Hastalığın hepsi kötü ama şeker hastalığı dikkat edilmediği takdirde çok çok kötü. Ve haklısınız, dikkat etmek gerekir. Çünkü birçok hastalık genetik ne yazık ki... Dondurmayı ben de severim. Arada yerim. Çikolata senede bir filan belki... Sigara konusuna gelince... Bırakmadım, bilmiyorum. Hep öyle yaptığını söylüyorlar ama bırakanlar sigaranın yoksunluğunu alt edebilmek için çerezlere filan sarılıyorlarmış. Ondan diyorlar. Fakat ben dahil iddia ediyorum ki; kilonun en büyük nedeni hareketsizlik. Günde 3-4 saatimizi internet başında geçiriyoruz. Teknoloji bizi esir aldı. Öncelikle onu aşmamız lazım diye düşünüyorum. En azından süreyi kısaltmamız. Mutlu, sağlıklı yıllar dilerim. Sevgiyle  03.03.2012 22:21
 

Çayı şekersiz içiyorum. tatlı ise hiç sevmiyorum.hatta tatlı yersem ekşi yemiş gibi yüzümü ekşitiyorum.

Fatma Güneş ERGEN 
 02.03.2012 17:30
Cevap :
Peki. Diğer tatlılarla aranız nasıl? Çayı niye şekersiz içiyorsunuz? Kilo sorunu için mi başlamıştınız? Yoksa... Öylesine mi? Eğer öyle ise faydası oldu mu? Biraz fazla oldu sorular ama zor değil umarım. Selamlar  02.03.2012 19:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 717
Toplam yorum
: 6095
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1265
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster