Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
357
 

Çaylar şirketten

Çaylar şirketten
 

Çay kültürüm hiç yoktur nedense. Bazı kişilerin kalkar kalkmaz çay içmeden bir iş yapamam dediklerine şaşırıp kalırdım. Hele her yemekten sonra , ya da akşamüzeri çaydanlıklar ocaktan inmez.Bu çay içme alışkanlığın nereden çıktığını bilemem ama nedense İngiltere gelir aklıma.

18.y.y Başlarında İngilizler, günde iki öğün yemek yerlermiş. Kahvaltı ve akşam yemeği.Arada kalan zamanlarda acıktıkları zaman da mideyi çayla doldurma yoluna gitmişler.İngiltere de düşes Anna bir akşam açlıktan halisünasyonlar görürken, kendini bir gemi gibi hissederek bir çaydanlık alıp yanında da hafif bir şeyler atıştırmaya başlamış.Artık kilo almaya başlayınca komşu düşesleri de çağırıp saat beş te onları da çayla ve keklerle beslemeye başlamış.Çünkü yalnızca kendi şişman olmak istemiyormuş.Öbür düşeslerde sende varda bende yok mu ben de yaparım diyerek çaycılığa başlamışlar.Bilhassa saatin de beş olması gerekiyormuş.Çünkü saat altı yedi gibi akşam yemeği yiyecekleri için v akşam yemeğinde genellikle az yemeleri gerektiği için ön hazırlığı bu saatte yaparak açlıkla baş ediyorlarmış.

Beş çayı zamanla Küçük çay ve birde büyük çay olmak üzere bir de gurme olarak yandaşlar edinmiş. Bu arada çayı bahane ederek dedikodu kültürü de arttı .Çünkü çayın yanında verilenlerin miktar ve çeşidi rekabete dönüşünce tarifler ve kek pasta kitapları aldı yürüdü.Çoğu da kitaplardaki tariflerin hiçbiri aslını tutmuyordu .Hep bir şeyleri eksik tarif ediyorlardı.İlerde oluşacak olan pastaneler zincirine çeşit olun diye

İngilizler , çaydanlıkla uğraşadursunlar , Ruslar kalır mu öyle değil böyle diyerekten Semaver i alıp tibettekine benzeyen bir semo , samo gibi sumocular dan türeyen kaynatmak anlamında Semovar olmuş.Buradan da ilahi bestelerle yan semaver dön semaver diyerekten kültürümüze yerleşmiş.

Çay elinden öteye geçemeyince, Devlet dairelerinin, özel iş yerlerinin önce masa altında ispirto ocaklarıyla sonra da elektrikli hale dönüşmüş. Sonra bunu meslek haline getirip dairelere daha çok işçi almak amaçlı Devletin parası deniz diyerekten, Fabrikalar bankalar, devlet dairelerinin bir köşesine çay ocakları açılınca, işler çay molalarıyla bir fazla aksamaya başlamış. Çünkü çay molaları yanında kekli, sigaralı sohbetlere dönünce, gelsin çaylar diye bağıran kalmamış.

Bir de esnaf piyasasında, bir dükkâna girer girmez hemen çay söylenir. Hemen çay sorulur. Hele bir iş yürütülecekse önce çay söylenince, mecburen çayın hatırı için zorla kabul edilen anlaşmalar da olabilirmiş. Çay yan sanayi olarak cam sanayi gelişmiş. Çünkü her keseye ve millete göre tip tip bardaklar imal edilmeye başlanmış. Bardaklar çeşitlendikçe içicilerinde zevkleri çeşitlenmiş. Kimi porselen de içermiş, kimi ince cam bardak istermiş, kimi şekerli, kimi demli, kimi kokulu derken bir çay alışkanlığı almış ta gitmiş milleti.

Aman bu da nerden mi çıktı yazacak şey bulamadım mı?Hiç de aklımda yoktu.Bir zor misafirime çay ikram edeyim dedim.Bardak ince küçük ve cam olacak.Çayı süzmeden bardağa koyacağım.koymadan evvel sıcak suyla bardağı ısıtacağım.Demi yarım saat sürecek.Bu arada alttaki su kaynayarak buhar olacak azalacak ama üzerine soğuk su koymayacaksın.Çay önce bir kez yıkanacak .çiğ kokmayacak.Diğerinin ki büyük saplı bardak olacak .porselen olsa iyi olur.demlikte porselen olacak.süzülecek.poşet çay olmayacak.kettle da kaynamayacak.

Bizim adetlerimize göre keşke eskilerdeki gibi ortaya kur mangalı göm içine cezveyi yap bi orta şekerli kahve. Diyemiyorum. Adını kötüye çıkardılar bir kere zararlıymış böbreklere Hiç olmazsa oturur, içinden geçenleri diyemeyince gel sana fal bakayım diye yüzüne yüzüne vurursun. Ya da duyurmak istediklerini dersin..Ama bunu da önlemişler çaycılar.bizde bakarız demişler.Mühim olan zaten içini dökmek değil mi ne maksatla olursa olsun..Arkadaşının kocasına mı göz koydun, at iftirayı kavga etsinler , sen morali bozulan kocayı teselli edersin bir de onun falına bakıp.Tabi ki ona diyeceklerini ben bile biliyorum.Senin çok yakınında seni seven isteyen biri var diyerekten.Çay içerken süzmeden bardağa konulup içinde yüzen çay çöplerinin tipine göre yorumlar hazırlanır.kim kimle nerde ne yapmış diz çöpleri tabağa..Çay ın şifalı yönü var elbet .Ama dozunda ve gereği gibi içildiğinde…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Oldum olası ne çayı, ne de diğer sıcak içecekleri sevmişimdir. Hele Antalya'da yaşayınca ; Yazın buz gibi limonata, kışın da güzelim portakal suyu içme lüksümüz varken...Yılda 10 bardak çayı ancak içebilen biri olarak diyorum ki ; Çaysız da yaşanır :)

Tülin Aksoy 
 06.11.2007 22:32
Cevap :
Selam ,galiba bir çay ikramettim ve bir hemşerimi buldum.Dediğin bir doktor olasrak tavsiye edersemyanlış .ÇÜnkü sıcak iklimde harareti kesmek için sıcak içerek dış ısıya temperatürünü uyduracaksın.Ama kankim olarak haklısın kardeş.Gel de o sıcakta havuz başında kupun üzerine çubuğunu daldırıp milk shake ya da işte ondan yudumlama de mi?Çay ın da yeri başka da günde iki bardağı geçmemeli yoksa mide sarkıklığı ve genişliği yapıyor bol sıvıyla dolan mide.bu tüm içecekler için geçerli de böldük iki bardağı çayın olsun.Sana ben kahve ikram edeyim nes mi olsun ?  06.11.2007 23:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 409
Toplam mesaj
: 136
Ort. okunma sayısı
: 836
Kayıt tarihi
: 17.10.07
 
 

Edebiyet fakültesi  mezunuyum. Öğrenmenin yaşı yoktur diyerek çeşitli kurslardan da el sanatları ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster