Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '20

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
10
 

CAZIN KARA ELMASI ARMSTRONG

“Dünyada yalnızca iki tür müzik vardır: İyi müzik ve kötü müzik. Ben birincisi ile ilgilenirim.” demiş Caz’ın efsane ismi Louis Armstrong. Birçok parası çalınıp çokça kişiyi mest eden Armstrong çizginin diğer tarafına geçmiştir. Bu yazımda sizlere ismi Lui şeklinde okunan cazın baba ismi Louis Armstrong’u tanıtacağım.

"Satchmo" ya da "Pops" lakaplarıyla anılan, caz deyince belki de akla gelen ilk isimdi Louis Armstrong.  Armstrong 4 Ağustos 1901'de New Orleans, Louisiana'da fakir bir ailenin ferdi olarak doğdu. Cazda emprovizasyonun odağını kollektiviteden solo performansa kaydıran, karakteristik pürüzlü sesiyle caz vokalinde devrim yaratan ve "scat" şarkı tarzını kitlelere sevdiren, caz tarihindeki etkisi Charlie Parker`ın bile önünde seyreden caz müzisyenlerinin en büyüğü ve en unutulmazı. Irk ayrımının belirgin olduğu bir dönemde karizmatik sahne kişiliğiyle herkese kendini sevdiren ve popüler müzik üzerinde de en az cazda olduğu kadar etkili olan ilk Afro-Amerikan müzisyen.

Gençliği yoksulluk içinde şehir merkezinin dışında New Orleans'ta geçti. Babası William Armstrong, Louis küçük bir çocukken evi terketmişti. Annesi Mary Albert Armstrong onu ve küçük kız kardeşi Beatrice Armstrong Collins’İ büyükanneleri Josephine Armstrong'un himayesine bıraktı.

1922'de Armstrong kendisini davet eden Joe "King" Oliver'ın yanına gitti ve onun Creole Jazz Band adlı grubuna katıldı. 1920'lerde Chicago caz müziğin merkeziyken Chigago'daki en iyi ve en etkili grup buydu. Armstrong 1923'te Oliver'ın grubunda ikinci kornet olarak çalarken bazı sololar dahil olarak ilk kayıtlarını yaptı. Armstrong Oliver ile çalışmaktan mutluydu ancak karısı piyanist Lil Hardin Armstrong onu adının afişlerde daha göz alıcı bir sırada olmaya çabalaması için zorladı. Bunun üzerine 1924 yılında Oliver ile dostça ayrıldılar ve Armstrong o zamanın en ünlü Afrikan-Amerikan grubu Fletcher Henderson orkestrasıyla çalmak için New York'a gitti. Armstrong trompetini kendi bölümündeki diğer müzisyenlerle daha iyi bir uyum haline getirdi. Bu dönem boyunca bir yandanda New Orleons'tan eski bir dostu, piyanist Clarence Williams ile birçok kayıtlar yaptı. Bunlara ikincil küçük caz grupları ve blues şarkıcılarına eşlikleri dahildir.

1950'lerde Armstrong grubunu 6 kişiye düşürdü ve meşhur ettiği Dixieland caz müzik türüne döndü. Grubun ismi The All Stars idi. Birçok defalar Barney Bigard, Jack Teagarden, Trummy Young, Arvell Shaw, Marty Napoleon, Big Sid Catlett, ve Barrett Deems'de dahil oldu. Bu dönemde birçok kayıtlar yaptı ve otuzun üzerinde filmde göründü. 1964 yılında Armstrong en çok satılan kaydı Hello Dolly'yi yaptı.
Armstrong yoğun tur programını ölümünden birkaç yıl öncesine kadar korudu.
Aynı zamanda Afrika, Avrupa ve Asya'yı da US State Department sponsorluğunda büyük bir başarıyla turladı ve "Büyükelçi Satch" adıyla anılır oldu.
Son yıllarında sağlığını kaybetmeye başlayınca çalışma planını kısıtladı ama bu kısıtlamalar altında çalışmalarına öldüğü güne dek devam etti.

Armstrong "Stardust", "What a Wonderful”,  World, "When The Saints Go Marching In", "Dream a Little Dream of Me", "Ain't Misbehavin'", ve "Stompin' at the Savoy" gibi birçok hit parçaya imza attı. "We Have All the Time in the World" parçası James Bond filmi "On Her Majesty's Secret Service'te kullanıldı.
1964 yılında Billboard Top 100 Chart'ta Beatles'i "Hello, Dolly" adlı çalışmasıyla 1 numaradan indirdi ve yerine geçti. Böylelikle 63 yaşında bir müzisyen olarak ABD müzik listelerinde 1 Numaraya yerleşmiş şarkı sahibi en yaşlı insan olarak rekor kırmış oldu.


Armstrong 1968 yılında İngiltere'de son bir hit parça daha yapmayı başardı. Bu bir ay boyunca İngiltere listelerinde 1 Numarada kalan hayli duygusal şarkı "What a Wonderful World"tür. Ancak şarkı asıl popüleritesini 1987 yılında Günaydın Vietnam filminde kullanılmasından sonra kazandı ve birçok ülkede liste başı şarkı oldu.

Armstrong 1971 yılında bir kalp krizi sebebiyle 69 yaşında öldü.

Bir gün öncesinde bir şovu vardı. New York'ta Flushing Cemetery'de defnedildi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 45
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 227
Kayıt tarihi
: 28.09.11
 
 

İktisat fakültesi mezunuyum.1995 den beri Kuşadası'nda çeşitli yerel gazetelerinde deneme, makale..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster