Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '07

     
    Kategori
    Anılar
    Okunma Sayısı
    655
     

    Cebime kamyon girdi!

    Cebime kamyon girdi!
     

    Evet yanlış duymadınız! Cebime kamyon girdi... Şaşırdınız değil mi?Sizin cebinize kamyon girdi mi hiç?

    Blog'umun ilk yazısına bu konuyla girmek istedim. Olayı yaşayan kişinin ağzından anlatacağım. (Gerçek bir yaşanılmış olaydır)

    Bir kaç yıl önce Kadıköy'de bir kış günü... Kar tipi fırtına... Ara sokaklardaki akşam saatleri ve toplanan bir pazar kalabalığı... Her yer insan, her yerde tenteler, bağırışlar ve inanılmaz bir ses kirliliği...

    Cebimde bere ile giderken başım üşüyor ve beremi cebimden çıkarıp başıma takıyorum. Yanımda 'kanka' olarak ifade ettiğimiz çok samimi arkadaşımla birlikte bilgisayarcıların çok fazla olduğu ara sokakta o dönemin yeni çıkan teknolojilerini takip amaçlı vitrin gezmelerindeyiz. :)

    Kaldırımda yürürken sağ yanımdan bir kovamalaca başlıyor... Mont üstümde, bere kafada... Sanırım kapkaç olayına maruz kaldım diyorum. Çünkü sağdan sağdan sürüklemeye çalışan bir etki var... :) Şu an gülümsüyorum ama aslına bakarsanız çok tehlikeli bir kaza ve ucuz atlatılmış bir an...

    Kafamı sağa çeviriyorum ve ne göreyim? Cebimde koskocamn bir kamyon :)

    Bereyi çıkarttıktan sonra cebimin fermuarını kapatmamışım. Yanımdan geçen kamyonun kasasındaki çengeller benim sağ cepte... ve işte maraton başlıyor... )
    Mont inanılmaz gerilmiş bir durumda sürüklenmeye başlıyorum. Araç birinci vitesin huzuruyla kalkışını yapmış, sonuna kadar kapalı camlar ardından çalan arabesk müzik eşliğinde müzik dinleyen ve sol aynaya bakmayan şoför abimiz :)

    Takribi 15 sn. arabayla birlikte koşmaya başlıyorum. Tekme, tokat kasaya girsem de çalan şarkı ağır basıyor ve ben koşmaya devam. Etraftan şaşkınlıkla bakan insanların yarı tebessümleri ve 'kanka' hala habersiz bir şekilde teknoloji takibinde :)

    Evet o muhteşem an... Kamyon ara sokaktan ana caddeye çıkmak üzere ve ben ikinici vitesin debriyaj aralığıyla Fred Çakmaktaş modeli ikiye takıyorum :) abiden hala ses yok... gaza devam... 5-10 sn. geçmeden benim ayaklar yerden kesiliyor ve yerdeki beton çıkıntılara vurarak asfalt sörfü başlıyor :) sağ cep hala çengelde... Olacağı yok bunun, ya üçüncü vitesle modaya kadar 3 dk.da koşacağım ya da bir şekilde atlayıp zıplayarak süperman modeli olacağım. Hep derim 'süperman olmak lazım :)

    İşte o an! uçuşlardayım... Kendimi sola doğru atarken slow motion uçuş başlıyor. vitrini komple cam nalburiyeden içeriye :) Nalburcu amca gazete okurken içeri yuvarlanarak uçan ve kapıdan girdiğinde kafasına bilumum kürek, tel düşen bir müşteri geliyor... Şoför abimiz müziği kısıyor ve sesin nerden geldiğini anlamak için frene anca basıyor...

    Nalburdan yerden hiç beklemeden kalkıp kamyona doğru koşan birisi yani ben... Tek amaç artık o acıyla şoför abimize merhaba demek usulen :)

    Dizkapakları tutumuyor ve yere düşme anı... Bizim kanka benim yokluğumu demin farketmiş bir şekilde neden koşuyorsun diye bağırıyor... Ne şoför olayın farkında ne nalburcu ne kanka ne de etraftakiler... Hafif bir kargaşanın ardından şoför gidiyor.. Kot parçalanmış, mont yırtık bir şekilde acı ve olayın komikliğinle gülümseyen 2 tip taksiye biniyorlar... Evde pansuman, olayın kritiği ve 30-40 km hızla 100 mt'ye en kısa sürede çıkan kişi ünvanıyla yataktayım.

    Gece sabaha karşı dizkapağım davul oluyor tabi ki.. Hemen acile...

    Hemşire abla :) acildeki yoğunluk nedeniyle suratıma bile bakmadan neyin var? nooldu? diye raporunu Dr.'a hazırlıyor... işte o müthiş kelime...

    ''Kadıköy'de yürüyorduk kankayla ''Cebime Kamyon Girdi!'' :)

    cümlesi önce deftere yazılıyor ve hemşire odadan koşarak çıkıyor... ve kaza başlığı konulduğu için polis devreye giriyor... Sürprizlerle dolu bir gece... Zabıtlar tutuluyor... Mekana gitsek kamyonu hatırlayabilir misin soruları geliyor. Bağları zedelenmiş dizkapaklarımın acısıyla Dr.lar odaya doluşuyor. Hem muayene hem de olayın perde arkasıyla gülümsemeler başlıyor. Ve o dönem üniversite öğrencisi ben ilk dersin vakti geliyor ve doooğru okula...

    Bu sefer akıllanmışım sağ cebin fermuarı kapalı :) kamyon girmesin diye...

    Olayın sonrası mı? Hafif bir tebüssüm... Çok ucuz atlatılmış bir kaza... Verilmiş sadakan varmış satırları...

    Hatırladıkça güleriz kankayla... O orda 56K modemleri incelerken ben ikinci vitesde taşdevri misali koşuyordum :)

    Aman siz siz olun... Cebinize dikkat edin... Kamyon girmesin... :)

    Saygılarımla
    Poseidon

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
     
     

    Ben de gülerek okudum yazını ve aynı zaman da benim bir anımı hatırlattın bana yazın. Benim de cebime motor girip aynen senin dediğin gibi dizlerimi parçalayınca ya kadar sürükleyip sonra da yere düşürmüştü. Bu tür durumlarda utanması gereken benmişim gibi çok utanırdım ben. Adam gelip sormuştu bana bir şeyin var mı diye, ben de utandığımdan bir şeyim yok demiştim. Tabii bir hafta acı çektim. Doktora gitmeyi bırak da keşke bir teki nehre düşen ve eve kadar tek ayakkabı ile yürümek zorunda kaldığım ayakkabımı aldırsaydım dedim sonra. Çünkü o an Manavgat nehrinin üstündeki köprüde yürüyordum ve sürüklenmenin etkisiyle nehre uçan ayakkabımın bir tekini bile isteyememiştim adamdan utancımdan. Ya bir de parmaklıklar olmasaydı da nehre uçsaydım. Onun için ben de ucuz atlattım sayılır. Babama yeni bir ayakkabı faturası dışında! Sevgilerimle.

    Ayrıntıda gezinmek 
     15.06.2007 17:13
    Cevap :
    yorum için teşekkür ederim.. Sizinki de cidden benzermiş... hep derim hem gülünç hem de Allah korumuş.. :) sevgiler  15.06.2007 19:51
     

    Gerçekten ucuz atlatmışsınız:) Geçmiş olsun. İlk yazınızla size hoşgeldiniz diyorum.Sevgi ve selamlar:))

    tijence 
     13.06.2007 0:52
     
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 5
    Toplam mesaj
    : 1
    Ort. okunma sayısı
    : 655
    Kayıt tarihi
    : 06.04.07
     
     

    27 yaşındayım. Bir medya kurumunda tasarımcı olarak görev yapmaktayım. Tasarımın beyaz bir kağıda ha..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster