Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
843
 

Cehalet ve siyaset

Cehalet ve siyaset
 

O küçücük çocuklar bile bilgi ile yükseldiklerinin farkında. Ya büyükler neyin farkında.


Mustafa Kemal Atatürk; "Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacak." Derken öğretmenleri sadece övmedi. Üzerlerinde mevcut sorumluluğu da hatırlattı.. Çünkü öğretmen, akla ve akıl toplumuna giden yoldaki ilk basamaklardan birisidir.

· "Siyasetin kötülüğü, cehaletten beslenmesinden kaynaklanır."

· "Cehalet toplumlarda kurutulamayan, derin bir bataklıktır."

· "Cahilsiz bir toplum yok denecek kadar az bir ihtimaldir. Sorun; cahilin var olması değildir. Esas sorun cahilin, toplumdaki seviyesinin doğru belirlenememesidir."

Bu seviye belirleme işini sağlayan değerler; bilgi, beceri, deneyim ve akıldır.

Eğer bir toplumda aklın egemenliği ortadan kalkarsa o toplum akıl yerine başka değerleri(!) egemen kılar. Ki böyle durumlarda aklı besleyen değerler; bilgi, beceri ve deneyim yara almış demektir. Bu ilişki tek yönlü bir ilişki değildir. Oluşan yara, toplumun tavrını etkiler. Toplumun tavrı da yaranın derinleşmesine etki eder. Sonuçta kısır bir döngü sarmalı, hep kötüye yönlenerek sürer.

Egemenliği elinde tutan akıl, tek bir kişinin yada bir kesimin aklı değildir. Toplumun top-yekun aklı, aklî eğilimi yönetenin eylemlerinde kendine şekil bulur. Böylece yöneten, 'topluma rağmen' uyguladığı eylemlerde bulunmaz.

Akıl toplumunda birey cehaletten uzaklaştıkça yükselir. Yükseldikçe aklı, daha çok bilgi, beceri ve deneyime sahip olur. Bunlara sahip oldukça daha da yükselir.

Toplumsal yapılar için düşünülebilecek en büyük sorunlardan biri olan ‘sınıf kavramı’ kriter olarak bilgi göz önüne alındığında yeni bir şekil alır. Bu sistemin içinde cahillerin yeri en alttadır. Sınıflar arasında kademeler yoktur. Bireylerin önünde basamaklarla birbirinden ayrılmış sınıflar yerine sürekli ve kesintisiz bir rampa vardır. Her birey bir bebek olarak dünyaya gelişi ile birlikte bu rampanın en altında, sıfır noktasında başlar.

Gün ve gün, öğrendikçe, yukarı çıkar ve bu yolculuğunu hayatı boyunca sürdürür. Rampanın son noktasında geldiğinde bilgi, beceri ve deneyimi ona bu rampaya yeni bir eklenti yapma şansı verir. Bu eklentinin adı, buluştur, icattır, keşiftir.

Pozitif bilimler, bütün güçlerini aklın besinleri olan bu üçlüden elde ederler.

* Bilgi, bir çeşit mirastır. Kendinin ve kendinden önceki akılların ürünüdür. Her bilimde soruları cevaplandırır, açıklar ve içinde çözümleri barındırır. Cevapları (o an için) olmayan yeni sorular üretir.

* Beceri, o bilimin metodolojisidir. Yöntem ve uygulamaların standartlarını belirler.

* Deneyim, önceki eylemlerin sonuçlarından faydalanmaktır.

Bunlar, diğer bir deyişle; teori, deney ve hüküm kavramlarıdır. (Yani sadece üçlünün adı değişmiştir.)

Hükme varılan şey; yeni bilgidir, buluştur, icattır.

Hükme varan şey; akıldır.

Burada akıl yürütme işi yapılırken, sahip olunan 'bilgi'den, bu bilgiyi kullanmaktaki 'beceri'den ve uygulaması yapılan 'deney'imden yararlanılmıştır.

Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?
Olmaz tabiki.

Hep sevgi ile kalın.

Murat SEVGİ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 370
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1084
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster