Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '08

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
595
 

Cehennem Mahallesi 2

Cehennem Mahallesi 2
 

Cehennemlik adamım ben. Karakedi cennetlik.


- Kardeşim, hoop kime diyom birader? Bakar mısın biraz!

- Buyur abi!

Adam neredeyse esas duruşa geçecek. Tir tir titremeye başladı. Bugün İzmir'de hava güneşli, bu niye titriyor? Benim sert çıkışımdan heyecanlandı. Gözünü sevdiğimin memleketi, kabalık, cahillik prim yapıyor. Hoop! dedimiydin:) hopluyor insanların çoğu. Zıp! dedimiydin de zıplıyorlar.

Başbakanımızdan Allah razı olsun! Bağırıp çağırarak, ona buna kafa tutarak konuşuyor ya. Bana yaradı. Bugün de İsrail'e kafa tuttu maşallah! Filistin'i kolluyor. Filistinli bir liderin bizi kollayan demecine rastlamadım şimdiye kadar. Ama biz başkayız. Sınır ötesi harekâtta bile hamdolsun, "Biz kendimiz girer, harekât bitmeden de çıkmayız!" mealinde lâflar etti de, ertesi gün ordumuz memleket hasretine dayanamadığı için geri geldi. "Başbakanımız Kasımpaşa Mahalle muhtarı olsaydı bile daha dikkatli konuşması gerekmez miydi?" diye düşündüğüm oluyor bazen. Ama bana bakmayın siz? Ben ne düşündüğümü biliyor muyum?

Kibarlığı filân bıraktım artık. Eskiden yolda birisine bir şey sormak istediğimde, "Affedersiniz beyefendi/hanımefendi, sizi rahatsız ediyorum ama şu adrese nasıl gideceğim?" vs gibi yaklaşırdım. Onlar da çoğu kez "Bu kibarlık budalası da kim?" der gibi bakarlardı cevap vermeden önce.
Şimdi bir başka oldum ben. Her an herkesle kavgaya hazır gibi duruyorum. Aslında korkağın tekiyim ama görüntüm, davranışım, konuşmalarım ve yürüyüşüm kabadayı.

- Ne düşünüyon len? Bi soru soracağız, daha sormadan düşünmeye başladın, diye bir kükredim, durakta herkes bana baktı. Ben devam ettim yüksek sesle konuşmaya.

- Köye giden otobüsler nereden kalkıyor?

Adam yine düşünmeye başladı. Bir taraftan da kulağını kaşıyor.

- Ulen adamı sinir etme, cevap versene! diye bağırdı birisi arkamdan. Arkama baktım, tanımadığım biri bana gülümsüyordu?

- Sağol birader, takviye birliği gibisin, dedim.

- Rica ederim abi, vazifemiz, demez mi! Kendimi Kemal Sunal filmlerindeki "Sahte Kabadayı" gibi hissetmeye başladım. Ama bir taraftan da muhalif bir ses gelecek mi diye çaktırmadan etrafı süzgeçten geçiriyorum.

- Abi, cevap vereceğim de, hangi köye gitmek istiyorsunuz? diye titremesi geçmiş bir vaziyette cevap verdi, soru sorduğum cılız adam.

- Tahtalı'ya?

- ?

- Tahtalıköy'e birader, Tahtalıköy'e!

Adam cevap veremiyor. Yine titremeye başlayacak gibi duruyor da bir kere daha kükrememi bekliyor. Demin bana arka çıkan vatandaş bu sefer yanıma geldi.

- Abiciğim, Tahtalıköy'e giden otobüsler buradan geçmez. Ama sen oraya yaya gidebilirsin, hem de çok çabuk. Bak şu ilerideki trafik lambalarını görüyor musun abiciğim? Oraya git, herkes kırmızıda karşı tarafa geçerken sen geçme, bekle! Yayalara yeşil yanınca, "Ya Allah, Ya Bismillah, tevekkel Taallalah!" de, sonra da Kelime-i şahadet getirerek karşıya geçmeye başla. Mutlaka bir vasıta çarpar sana, doğru Tahtalıköy'desin. Hem de biletsiz.

- Sağol kardeşim, bu iyiliğini unutmayacağım. Bizim köye beklerim, gel de biraz lâflayalım! dedim.

İnanır mısınız tam dört defa yeşil ışıkta karşıdan karşıya geçtim, bir Allah'ın taşıtı çarpmadı bana. Birkaç tanesi de tam çarpacakken ani frenle durdu, onlara çarptılar arkadan. Şoförler de arabadan inip bana tokat çarptılar. Bir de,

- Ulen zibidi, yeşil ışıkta niye geçiyorsun, herkes gibi kırmızıda geçsene! diye bağırdılar. Ben Almanya'da yayaların sadece yeşilde geçmelerine alıştım ya, ülkemde uyum sağlayamadığım konulardan biri de bu işte. Hep yeşilde geçiyorum. Beşinci defa Besmele çekip, Kelime-i şahadet getirerek yeşil ışıkta karşıya geçmek üzereydim ki, hamdolsun bir kamyonet çarptı. Ne olduğumu anlayamadım. Birdenbire bir ses uyandırdı beni derin uykudan,

- Oooo... Kimler gelmiş! Geç bakalım şuraya! Amel defterini temizledik. Hemen Cehennem'in dibine gidecek kadar kötü değilsin! Şimdi bir müddet seni Cehennem Mahallesi'ne alacağız, orada yaşayacaksın. Milliyet Blog'dan arkadaşların da var orada. Onlarla oyalanırsın. Yakında ADSL bağlantısı da kurulacak, bol bol yazarsın, onun bunun kuyusunu kazarsın!

Bu nur yüzlü Baş melekti. Beni görünce sevinmiş bir hali vardı.

- Efendim ben kimsenin kuyusunu kazmayacağım. Sadece esprili yazılar yazarım. Ayrıca bu editörler var ya, inşallah hepsi Cennet'e giderler de buralarda karşıma çıkmazlar. Benim yazılarımı genelde beğenmezler. Hep lay lay lomlu yazıların reklamını yaparlar, benimkileri arkalara atarlar. Kötü yazılar yazsam beni Milliyet Blog'dan da atarlar, birilerinin zevkine zevk katarlar.

- Sen zaten pek kötü bir insana benzemiyorsun! Hadi şimdi Cehennem Mahallesi'ne!

- Bir soru daha sorabilir miyim? Niye direkt Cehennem'e gitmiyoruz da Cehennem Mahallesi'nde oyalanıyoruz?

- O kadar günahkâr insan var ki? Cehennem'de yer kalmadı. Rezervasyon yaptıranlara öncelik tanıyoruz. Önce onlar yanıyor. Sen rezervasyon yaptırmamışsın. Hadi şimdi yallah tazyik! (Bu Başmelek Arap asıllı galiba!)

Mustafa Mumcu 03 Mart 2008 Saat 09:00

>>>>> DEVAM EDECEK

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ben sıkıldım mesele dallanıp budandıkça...Okan beyin sayfasına da yazdım size de söyliyeyim bana yaptığınız bir yorumun buralara gelmesine hiç mi hiç gerek yoktu....sebebi sizsiniz ya da başkası bilemiyorum ortada bu kadar büyütülecek bir durum yok, niye uzadı şaşıyorum. Bana yaptığınız yorumun sebebi ne olursa olsun, belki dürüstçe paylaşmak belki de hakikaten polemik yaratmak ben çözemedim, sadece bir yorum gözüyle bakıp yanıtladım zaten...şimdiden sonrası beni ilgilendirmiyor kimin kimle ne derdi varsa halletsin ama iki lafın başı söz düellolarınızda ismim geçmesin sıkılıyor ve üzülüyorum....hassasiyetinize güvenerek ricada bulunuyorum ki kalpler kırılmadan tatlıya bağlansın bu mesele(üzerime vazife değil ama samimi bir rica) , yok olmaz derseniz(derlerse) de beni bir kenarda bırakın öyle devam edin, bakalım kim ne kazanacak ? , teşekkürler, sevgiler

Dilek Fuçucı 
 04.03.2008 22:32
Cevap :
Polemik filan yok. Karşılıklı düşünce alışveririşi. Bu uzatma yazınıza hiç gerek yoktu. İyi günler.  05.03.2008 15:59
 

Eh kendinizi attınız o tarafa, bakalım diğer cehennem sakinleri nasıl gelecek yanınıza?Hazır gitmişken oralar nasıl?buranın yanında cennet kalırmı yoksa zebanistan?Cehennemin katlarına giriş için seviye tespit sınavı,CTS, cehennemden kurtulma sınavı(CKS),tekrar dünyaya dönüş için (TDS) gibi sınavlar varmı?hayattayken yanmak için buradaki gibi birde üstüne para veriliyormu? Küresel ısınmadan yansak dünyada ve CEHENNEM HAKKIMIZI BURDA KULLANSAK kabul olurmu? Bizim vatandaşlar TDS için ve de zebanilere kapıda vermek için yanlarında para götürüyorlarmı?Tüm zebaniler artık bu tarafda yaşadığına göre galiba cehenneme gitmek artık eğlenceli bir iş olacak.Asıl kazan burda kaynıyor.Orası eğlenceli olabileceğinden bence burasını yeni cehennem seçebilirler. Dolar ,euro teklif edip oraya gitmek teklif edilebiliyormu ?Şaka bir yana çok güzel gidiyor,3.bölümü 4 gözle bekliyorum.Kaleminize sağlık, sevgilerle.

Sibel Ulusoy 
 04.03.2008 10:53
Cevap :
Sibel Hanım, dün pek dolaşamadım buralarda. Biraz yorgunluk, biraz da Cehennem sersemliği vardı üzerimde. O yüzden de izlenimlerimi yazamadım. Bu arada benim gibi Cehennem Mahallesi'ne gönderilen 2 Türk'ün zebanilerle pazarlık ettiğni gördüm. Daha doğrusu bir anlaşmazlık yaşadılar. İlle de cehenneme girmek, yanmak istiyorlardı. Kışın yanık tenle dolaşıp kızlara hava atacaklarmış. Yanlarında bronzlaşma kremleri filan vardı. Zebaniye yüklü miktarda dolar verdiler, almadı. Euro'yu da kabul etmedi. YTL alıyorlarmış rüşvet olarak. Bu iki kişi daha sonra benin önümden, söylenerek geçtiler. "Ulen dünyada hiçbir yerde değeri olmayan Türk Lirası burada en değerli para. Bilseydik yanımıza döviz yerine YTL alırdık, tüh!" diyorlardı. Dikkat ettim de fazla zebani göremedim ortalıkta. "Nerede bunlar?" diye de soramadım. Belki de tam kadro Dünyalı oldular. Cehennem kapısından içeri baktım orada da kazan kaynıyordu ama mısır kaynatıyormuş. "Unakıtan mısırları bunlaaaar!" diye sesler duydum. Selamlar.  04.03.2008 13:23
 

OKAN TINMAZ kardeş, gözümden kaçmış, yakaladım bir cümleni. "Çünkü seni hem seviyor hem acıyorum..." demişsin. Cümle düşük bir kere de ""Seni hem seviyorum, hem de sana acıyorum" olacaktı. Ne demek istiyorsun anlayamadım. Bana niye acıyorsun? Acınacak gibi mi görünüyorum Berlin'den? Hayatım boyunca lise yıllarında öğrendiğim, Yunanlı Tarihçi Halikarnaslı Herdot'un şu sözünü kendime düstur edindim. ACINMAKTANSA KISKANILMAK DAHA İYİDİR. Herodot M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış. 2.500 yıllık bir söz. Sen ne diyorsun be birader? Kendine acı yeter. Canın acı istiyorsa acılı lahmacun ye, ya da ağzına acı pul biber sür, akıllan biraz! Ağzından çıkanı klavyen duysun!Almanya'da TABASCO var bilirsin. Küçük şişelerde satılır. Al bir şişe iç, bak acı neymiş gör! Lütfen OKAN, lütfen! Boyundan büyük lâflar etme! Bana şimdiye kadar kimse acımadı. Hep kıskandılar. Acınacak durumda olsam bile kimsenin acımasına izin vermem. Ama acınacak durumda değilim çok şükür. Hadi bana eyvallah! Aman ha acıma!

Mustafa Mumcu 
 03.03.2008 23:38
 

OKAN TINMAZ kardeş, istersen sana dizide BRÜTÜS rolunu vereyim, ben sana "Sen de mi Brütüs?" deyince, "Valla billa bende değil." dersin. Ya da "Esas Brütüs sensin, ben Sezar'ım, yalançı!" der hanımının hazırladığı yalancı dolmayı yersin. Nasıl istersen. Gelelim dersimizin konusuna; birçok sevdiğim kimse beni hedef aldığını bilmeden senin o yazını desteklediler. Arif ÖĞÜTÇÜ ve September1 ÖZLEM de bunlar arasındaydı. Ben sadece 20 - 30 tane ismi arka arkaya sıralayıp da yazan 2 kişiyi eleştirdim. Dilek Ç. Hanım ve Necip TÖNİ. Necip Bey de çok sevip saydığım biridir. Benim sitenin üyesi ve karakalem resimleri GALERİ'mde. Solohan, Mine, Sabiha Rana ve benzeri arkadaşlarımızın hiçbirini eleştirmedim. Mesut Selek bey'in de Cennet Mahallesi'nde herkese "abi, abla" diye hitabetmesini yadırgadığımı belirttim. Esir miyiz? Birbirimizi eleştireceğiz de. Ama gruplaşma, karşılıklı atışma, kin, nefret kusma olmaz. Cehennem Mahallesi'nde de olmayacak. Kin, hançer yok. Adieu Brütüs OKAN:))

Mustafa Mumcu 
 03.03.2008 23:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3044
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster