Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '10

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
1536
 

Çek fişi, bitir işi..

Çek fişi, bitir işi..
 

Ötenazi bir hak haline gelmekte.Buna sağlık sigortacıları sevinebilir.Tıbbın tam uygulanması önemli.


Acımasız, duygusuz, kaba bir sözcük gibi duruyor böyle söylemek. Ama siz hiç aylarca bir makineye bağlanıp dışarıdan takviyeyle hayatın bir ucuna ilişmiş vaziyette kalmanın ızdırabını düşünmüş müydünüz? Beyinin sadece küçük bir kısmı, kalp yarım yamalak çalışıyor. Karaciğer, Akciğer, Böbrekler fonksiyonunu yitirmiş, sinirler işlemiyor. Oysa yaşam hareket demektir. Koşmak, yürümek, solumak, kendine yetebilmek, düşünmek ve ifade edebilmek demektir. Bunlardan mahrum kalmaksa zaten ölmek demektir.

Kısaca bir bitkisel hayat durumudur bu. Oysa bitkilerde bile bir yaşam coşkusu, heyecanı vardır. Kendi içinde sistemli biçimde işleyen bir düzeni, yaşamı sürdürebilme yeteneği, kendine has bir vurgusu, anlatımı vardır. “Bitkisel yaşam” tabiri bile uygun düşmüyor bazı umutsuz hastalar için.

Ötenazi, hiçbir umut ışığı kalmamış, yaşamın ucundan tutunması bile dışardan müdahale ile birkaç makinenin iyi işlemesine bağlı, tıbben ölü hastaların olabilirse kendisi veya en yakınlarının isteği üzerine makine takviyesinin kesilmesiyle acısız yaşamına son verilmesi olayı. “Ölüm hakkı” diye tanımlayanlar da var. “Allahtan umut kesilmez” deniyor. Bazı hastalarda son anda mucizevi şekilde hayata dönme olaylarına da rastlanıyor. Fakat dediğim gibi, bunlar mucize ve oldukça ender oluyor. Böyle bir olasılık tespiti için yine tıbbın ustaca kanısı ve makul bir süre bekleme gereği var. Bundan sonrası, “Allah’tan da olumlu bir yanıt gelmezse” çek fişi, bitir işi.

Ötenaziyi tek yasal kabul eden ülke İsviçre. Son hecelerinin “Nazi” olması, doğrusu Hitler’in Nazilerini anımsatmasıyla iyi etki bırakmıyor. 2008’de sinir hücreleri hastalığından çektiği acılara dayanamadığını, yaşamın tam bir işkenceye dönüştüğünü belirterek ötenazi hakkı isteyen Profesör Craig Ewert'in bu isteği kabul edilmiş ve kendine ötenazi uygulaması belgesel filme çekilmişti.Ötenazi karşıtları filmin gösterimini bir süre engellemişlerdir.

Kim aylarca, yıllarca yatalak ve makineye bağlı şekilde umutsuz, yaşam fonksiyonlarını yüzde 99 yitirmiş şekilde kalmak ister ki? Sadece kendi yaşamını değil, geride kalanların da yaşamını karartmış oluyor, büyük yük oluşturuyor, onunla ilgilenmek durumunda olanların yaşamı da adeta rölantide kalıyor. Üzüntü bazen onları da hasta ediyor.

Rahmetli babamın son günlerini anımsıyorum. 2 ay hastanede kalmış, aile efradı olarak bizler de refakatçisi olmuştuk. Son günlere kadar Doktorlar ümitvardılar. İyileşecek, diyorlardı. Ameliyat olmuştu. Fakat önceki yanlış tıbbi uygulamaların zayıflattığı bünyesi dayanamadı. Virüslere karşı koyamıyordu. Aylarca solunum cihazına bağlı şekilde büyük acılar çekti. Yoğun bakımda makineye bağlı şekilde yaşamı son buldu. Yaşam fonksiyonlarının çoğunun bulunması kaydıyla yatalak halde bile aramızda olmasını isterdik, o da olmadı. Yanlışları göz önüne almazsak doğal bir ölüm oldu. Fakat eminim ki hayatı her yönüyle seven, onurlu ve gururlu bir insan olarak bilinci kapalı duruma o da yaşamak demez, ötenaziyi isterdi.

Umutsuz hastaların sabırlı bekleyişe karşın büyük acılar içinde oldukları düşünülürse, zaten pamuk ipliği ile bağlı oldukları hayat kırıntısına son vermek, bir anlamda acıya da son vermek anlamı taşıyor. Kendi durumu dolayısıyla çok sevdiklerinin nasıl perişan olduklarını görmek, hastanın acısını daha da artırabiliyor.Bir bakıma iyilik de sayılabilir. Hele ki, o şekilde yaşasa bile acılar içinde olacağı düşünülürse.. Buna karşın, ötenazinin yaygınlaşmasının masraflardan kaytaran, kolaycı bir yaklaşım haline gelme sakıncası da var. Özellikle sağlık sigortası kurumları bu yola sapmak isteyebilir.

Kurtulma umudu olan hasta için sonuna kadar gerekli müdahalenin yapılması, makul süre de beklenmesi bu sakıncayı önleyebilir. Yani, “Bilimsel olarak her şeyi yaptık. İş Allahın şifasına kaldı” noktasında da beklenerek, ötenaziye “İnsanlık suçu, cinayet” suçlaması getirilmesi önlenmeli. Makul süre, uluslar arası bilim kurullarının aynı tür hastalar için saptadığı süre olmalı.

Yaşamdan herkesin aldığı nimetler oldukça farklı. Büyük uçurumlar var. Fakat her hali karda yaşam istencini yükselten asgari standartlar da olmalı. Bunlar İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde belirtilmiş. Aksi halde tüm bedensel fonksiyonları işleyen insanlarda bile, ruhsal yapılar bozulup, “Yaşamak bu değil” söylemi yayılıp, “Toplumsal ötenazi” bile söz konusu olabiliyor. Biyolojik yaşam için de asgari yaşam fonksiyonları yerinde olmalı.

Sağlıklı, doğal yaşama olasılığı hiç kalmamışsa, yaşama tutunması piyangoda büyük ikramiye çıkması kadar zayıf kalmışsa, diyorum ki çek fişi, bitir işi. Zaten hepimiz misafiriz bu dünyada, günü gelmişse gideceğiz. Misafir ise umduğunu değil, bulduğunu yiyor.

Herkese tam sağlıklı, ideal soluklu bir yaşam diliyorum. (İç karartıcı bu konuyu çok mu aradılar acaba?)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ötenazi asla insanlık suçu veya cinayet değildir. Her konuya illa ki dini bir noktadan değinmek isteyenler şu açıdan bakarlarsa daha iyi olur... Henüz işlevini kaybetmemiş organların hayat bulması mı daha mantıklıdır yoksa işe yaramadan çürümeye mahkum olması mı? O insanın ailesi için varken yokluğu kabullenmek mi daha kolaydır yoksa sevdikleri kişinin toprakla bütünleştiğini hissetmek mi? Ayrıca cevabınızda o insanların makine olmadan zaten bir ölü oldukları gerçeğini belirtmeniz de bir diğer mantıklı nokta... Konu yorum yapılması en zor konulardan biri ama duygusallığı bırakıp mantıklı düşününce, çek fişi bitir işi gibi bir durum çıkıyor ortaya. Sevgilerimle...

NeSkLi 
 22.09.2010 17:28
Cevap :
"Çıkmadık candan umut kesilmez" derler ama bilimsel olarak her şey yapılmış, umutsuz hastalarda bir mucize uğruna büyük acıların devamını istemek bana göre insan haklarına aykırı olmalı. Bu anlamda ötenazi bir haktır sözünüze katılıyorum.Aynı görüşte olduğumuza sevindim. İlgi ve katkınıza teşekkürlerimle selam ve saygılar.  23.09.2010 14:47
 

Dinimize göre ötenazi haramdır, asla ve asla yapılamaz. Allah'ın verdiği canı Allah alır. Ötenazi yapılmak istenen bir hastanın bir sene sonra sapasağlam ayağa kalktığını gördüm, ki öyle olmasa bile yapılamaz. Kuran'da ancak canı Allah'ın alacağı bildirilir.

Ahmet Secer 
 20.09.2010 20:22
Cevap :
Sayın Secer, öldü denilip morga konulan hastalardan bile canlanıp hayata dönenler oluyor. Ama bu milyonda bir olan bir mucize. Ayrıca dinimiz intiharı da yasaklıyor ama bazı ülkelerde din adına intihar eylemcileri bulunuyor. İstisnalar kaideyi bozmaz. Unutulmamalı ki, o bağlı makineler olmasa hasta zaten ölecekti. Yine de bu bir düşünce jimnastiği. Fikirler farklı. Dilerim hiç bir hasta bu denli zor durumda kalmaz. Katkınıza teşekkürler.  20.09.2010 23:20
 

Tıpta "hastalık yoktur, hasta vardır" şeklinde özetlenen bir durumdan sık sık sözedilir fakültelerde. Burada verilmek istenen her hastalığın her hastada aynı şekilde seyretmeyebilecğei ve o hastalığın tedavisi yaplırken hastanın özelliklerinin göz önünde tutulması gerektiğidir. Çok vaka gördüm ama en dikkat çekicisi babamla yaşadıklarımdı. Normalde babamın başına gelenler genel itibariyle hastanın bir aydan kısa ömürlü olmasını öngörüyor. Hatta çok büyük oranda hasta ilk hafta içeirisnde ölüyor. Babamın 3 ay gibi bir süre (bunun 10 günlük süresi yoğun bakım dışında bir odada geçti, gözleri açıldı) buna direnmesi başta verdiğim tıp atasözüne çok güzel bir örnektir. Evet, belki çok acı çekiyorlar ama bir defalığına da olsa gözlerini açma ve bizi/sizi görme umudu varsa.. ve belki (inşallah) bu acıları günahlarını temizliyorsa... Hakikaten çetrefilli bir konu.. Sevgi, hürmet ve muhabbetle

Murat HACIOĞLU 
 19.09.2010 17:44
Cevap :
Bu işin uzmanı sizsiniz Sayın Hacıoğlu. Bizimkisi hariçten gazel okumak.. Fakat bitkisele girmiş makinaya bağlı bir hastanın senelerce öyle kalmasının hastaya bir şey kazandırmadığı gibi aile için de yıkım olduğunu düşünüyorum. Saygılar, katkınıza teşekkürler.  20.09.2010 23:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 805
Toplam yorum
: 1420
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 2301
Kayıt tarihi
: 09.07.08
 
 

Ankara'da yaşayan Afyon doğumlu, gecekondu kökenli ve emekliyim. Çankaya Lisesi'nden sonra Gazete..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster