Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '17

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
362
 

Çekim Yasası’nda Bize Eksik Anlatılanlar

Çekim Yasası’nda Bize Eksik Anlatılanlar
 

Ne istediğini değil, neysen onu çekersin hayatına


Ah şu fani, değişken, belirsiz, karmaşık, bilinmezlik içeren hayatın gizemleri…

Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de insan kendini saran maddi, manevi sorunlarla işte, evde, sosyal yaşamda rüzgarın önündeki yaprak misali savrulup acı ve ıstırap çekmiyor mu?

Sosyal normların ve değerlerin baskısı ile bize biçilen değer arasında kalmak…

Kendimize koyduğumuz hedefler ile bizden beklenenler arasında sıkışmak…

Sahte bir yaşam sürüp kendimize ihanet etmek ile hayalimize yelken açıp sadece kendimiz olarak hür ve özgür yaşamak, hakiki olmak arasında durmak…

İçimizde tutup yapamadıklarımız ile kendimizi adap, edep ve ahlak ışığında gerçekleştirerek mutlu yaşamak arasında araf’ta kalmak…

Maddi hayata dalıp ruhsal özümüzü unutmak ile ruhsal kanatlarımızı açıp maddesel hayatın düalist sarkacının üstüne çıkarak dünyadan kamadan bilfiil dünyanın içinde yaşamak arasında dengeyi kuramamak…

Salt güç ve kuvvet ile insanlar üstünde bası kurarak kazanmak ile güç ve sevgiyi birleyip gönül kırmadan, gönüllere dokunarak yaşamak arasında hapsolmak…

Ne tezat ama değil mi?

Yaradan cenneti de cehennemi de içimize koymuş. Evreni ayakta tutan o kozmik zıtlıkların dansının beşeriyattaki izdüşümü bize de yansımamış mı?

İnsan evrenden ayrı olamayacağına göre, elbette ki yansımış. Hatta yansımakla kalmamış bizi bu zıtlıkların dansı bir illüzyona hapsetmiş.

Bu öyle bir illüzyon ki bunu fark eden kaçmaya çalışıyor ama çalışırken konfor alanından çıkmanın zorluğundan dolayı ıstırap çekiyor. Bu illüzyona saplanıp uykuda yaşayan ise hayatın sınavları karşısında tepkisel davranarak acı ve ıstırap çekiyor. Zıtlıklar varsa acı da olacak keyif de, iyilik de olacak kötülük de, güzellik de olacak çirkinlik de.

Elbette bilen insan, nam-ı diğer Homo-Sapiens, bu zor zamanlarda kendisini hayvanlar aleminden ayıran pre-frontal korteksini kullanarak bu zıtlıkların üstüne yükselmek ve acıdan, ıstıraptan hemen kurtulmak istiyor, her yaşananın ona gelişmesi gereken bir yöne dair ayna tuttuğunu bilmeden…

O yüzden de bazen ahir zaman şeyhlerine varıp derman diliyorlar, bazen değiştirilmiş bilinç hallerine girip rahatlamaya çalışıyorlar, bazen haz peşinde koşu sahte mutluluklarda kendilerini avutuyorlar ya da daha masumane çekim yasasını kullanmak istiyorlar.

Bilinç ve bilinçaltı, beyin ve nöroloji üstüne yapılan çalışmalar pozitif düşüncenin gücünü, yaratıcı imgelemenin bilinçaltı ve dolayısıyla bilinç ve de davranışlarımız üstündeki etkilerine ilişkin ve yaydığımız beyin frekanslarının çevremize etkilerini ve hayatımıza çektiklerine dair önemli kanıtlar sunuyor.

Bu yüzden de kadim zamanların Hermetik Felsefesi’nin sadece tek bir yasası olan çekim yasası hiç olmadığı kadar acı ve ıstırap havuzunda debelenen insana derman oluyor mu?

Her aynasının üstüne hayalindeki evi koyup da her sabah o resme bakıp "secret" yapan her insan o hayalindeki eve sahip mi oluyor? Maalesef, hayır...

Her pozitif düşünen kişi hayatına pozitifliği mi çekiyor? Maalesef, hayır…

Her türlü yaşadığı olumsuzluk ve hatta zulme rağmen susup sadece pozitif düşünmeye çalışan bu durumdan kurtuluyor mu? Maalesef, hayır…

Zira sorun hayal edip istemekte değil. Sorun maymun zihni ve içsel eleştirmeninin yönettiği içsel diyaloğunun esiri olan insan beyninin hayallerimiz ve isteklerimizle aramıza engel koyması ve bu engellere irade, cesaret ve kararlılık eksikliğine dolayı takılmamız.

O yüzden sadece niyet yetmez, gayret lazım.

Gayret yetmez, sarsılmaz inanç yani iman lazım.

İnanmak için ise ümit lazım.

Ümit için de kadere iman lazım.

Allah’a, kadere ve ilahi adalete iman edenin gayreti daim olur.

Şunu bilmek lazım ki insanın niyeti kısmetindendir. Zira bu niyet kaderi planının habercisidir henüz o an bilmese de. Ancak o niyet saf ve temiz ve de koşulsuz, çıkarsız olmalı. Öyleyse kaderinin habercisidir, değilse egonun sesidir.

Her isteyen maalesef istediğini çekemiyor hayatına. Öyle olsa herkes yatlar ve katları çekerdi yaşamına.

Her birimizin kaderi planı bu yaşamda almamız gereken derslerle örülmüş. O yüzden bazılarımız para ile sınanırken bazılarımız araya para demiyor ancak sağlık, aile, sosyal ilişkiler ve daha başka şeylerle sınanıyor. Herkes kaderi planına göre güzelliklerden ve zorluklardan nasibini aldığına göre o zaman herkes her istediğine göre değil ne olduğuna göre çekmesi gerekeni çeker.

Hayat size ihtiyacınız olanı verir. Ancak istediğiniz saf, temiz, egosuz ve yürekten ise o zaman bilin ki bu size kaderinizin kısmetinize dair habercisidir. O zaman yapmanız gereken şey hayalinizi bulmak, o hayal için engelleri gayret, sabır, sebat, kanaat ile aşmak ve yolda yoldan çıkmadan kalmaktır. Zira sonuç değil yoldur insanı dönüştüren.

 

Sevgiler,

Kenan

 

https://twitter.com/Naacel

https://www.facebook.com/public/Kenan-Kolday

https://instagram.com/naacel/

http://naacel.blogspot.co.uk/

http://www.felsefetasi.org/author/kenan-kolday

Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 242
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1123
Kayıt tarihi
: 29.10.12
 
 

Çocukluğumdan beri kendimden büyük bir şeyleri arayıp durdum. Ve 1999 yılında yaşadığım şoklar il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster