Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '08

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
4500
 

Çekim yasasına karşı “Yapmadan yapma” uygulamaları

Çekim yasasına karşı  “Yapmadan yapma” uygulamaları
 

Zen Crow


Çekim yasasının sihrine inanan ruhsal arayış içindeki insan, neden huzuru bulacağına kendini daha da huzursuz ve kaygılı hissediyor?

Birçok kişi, çekim yasasıyla tanıştığından beri zihinsel huzuru bir daha hiç bulamadığından, olumsuz bir şey söyleyeceği ve düşüneceği endişesi ile kendini sürekli tetikte kılmanın, her şeyin berraklaşacağına daha da kaotik hale getirdiğinden bahsediyor.

Farkındalığa eşlik eden uyanık bir zihin, elbette arzu edilendir.

Ama sürekli hata yapma endişesi içinde kendini yargılamaya koyulan zihin, tıkanır, nefes alamaz. Kısacası, hayatla olan doğal ritmi, yani hayata akışı bozulur.

ÇOĞU ZİHİNSEL/ DUYGUSAL YENİDEN PROGRAMLAMA METOTLARI, NEREDEYSE BİR YALANA İNANMAYA BENZER.

Denir ki, “<ı>Zihinsel duygusal yeniden planlama, kedimize ait yanlış inançlarımızın bizi boyunduruğu altına almasından kurtulmak, negatif karmadan özgürleşmektir. Bu olumsuz inançlar, kendi geçmiş deneyimlerimizden, diğerlerinin bizim üzerimizdeki beklenti ve yargılarından ve geçmiş yaşam karmalarından oluşur. Bu yanlış düşünce/inanç kalıplarımızın kaynağı her ne olursa olsun bunları değiştirmedikçe, benzer olanlarını hayatımıza çekeriz.

<ı>Bunları pozitif düşünceye çevirerek, kendimizi negatif olandan kurtarırız. Bunun için yapmamız gereken tek şey, olumlu düşünmek, negatifi ise aklımıza getirmemektir”.

Öyle mi acaba?

Eğer gerçek bir gelişim sürecini arzuluyorsak, olmadığımız bir şey “miş gibi yapmak” ya da hiç olamayacağımız “bir şey olmaya” çalışmak, yani özümüzü reddetmek yapılması gereken son şeydir. “Kendini bil” sözünün anlamı, öncelikle kendimizi “olduğumuz gibi” görmekten ve gerçek benle yüzleşmekten geçer.

Sürekli pozitif olmak, bir yalana inanmaya benzer ve bizi gerçek gelişim sürecinden uzaklaştırır. Bazen negatif düşünmek, bizi gerçek olanla karşılaştıracak ve çizmemiz gereken doğru yolu kolaylaştıracaktır.

YAPMAMA UYGULAMASI:

“Düşünmemek gene de düşünmektir…

Ben düşünmeyeceğim diye düşünmektir…

Bu da bir tür düşünmektir…

Düşünmek ya da düşünmemek…

Bu ikilemden nasıl çıkmalı? …” (Bir Zen şiiri)

Yapmama uygulamaları ve zihni susturmak, başlangıçta çok güç olmakla beraber, zihinsel dinginliği ve içsel sessizliği sağlayan çok etkin uygulamalardır.

Bunu sağlamanın zorluğunu bilen bazı ustalar, içsel sessizliğe girmek için, geri geri yürümek, gözleri bağlı dolaşmak, bir duruma normalde vereceğimizi bir tepkinin tam zıttını bilinçli olarak vermek, bedeni alışkın olmadığı duruşlarda tutmak (yogilerin tuhaf duruşlarda uzun müddet durmalarının sebebi budur), gibi “yapmama” uygulamalarını kullanmışlardır

Sonrasında, normal düşünce akışına döndüğünüzde, zihninizde tek bir şey olacaktır: berraklık...

Bu noktada Reiki için, “yapmama uygulaması” ise, beklentisizce, hiçbir şeye niyet etmeden, akışı kontrol etmeden, hatta kendinizi hiçbir şey hissetmeye zorlamadan, sadece Reiki’nin akmasını sağlamak olacaktır.

AÇGÖZLÜ DEĞİLİM, ÖLÜMDEN KORKMUYORUM…

Tao’nun 5 mistik kodundan dördüncüsü olan ağız sırrının ”açgözlü değilim, ölümden korkmuyorum” (Bu Tan Tsai, Bu Shi Mi) olması, anlamlıdır.

“Açgözlülük”, sadece daha fazla para, yemek ya da seks istemek değildir. Kendi gelişimi içersinde kendinden çok şey bekleyen insan da, tamahkârlığa doğru yol alır. Çünkü her zaman, mutlaka ki daha iyisi vardır.

Evrenden sayısız şeyler istemek, bunları listelemek, her gün bunlar üzerinde çalışmak, en iyi tabiriyle kişinin ruhunu yozlaştırır. Geçmişe ve geleceğe bu denli odaklanmak, bugünü unutmaya sebep olur. Oysa bu durum, kişinin yola çıkış amacıyla tamamen zıttır. Kişi, şu an bulunduğu yerde, kendi hali ve arayışı içersinde, tekâmülün hangi düzeyinde ise, tamamdır.

“Ölümden korkmamak” ise, sadece hayatın sona ermesinden duyulan korkuyu içermez. Ölümden korkmamak, aslında “bitişlerden korkmamaktır”.Bu bitiş, sevginin, işin, ilişkilerin, güvendiğiniz ne varsa tüm mevcut konumların bitişinden duyulan korkuyu silmek anlamındadır. Sahip hissetmezseniz, kaybetmekten de korkmazsınız.

Çekim yasasının hedeflediği ise, sahip olmaktır. Bu yasanın kişi üzerinde ileriki aşamadaki etkisi ise “korku”dur. “Ya sahip olamazsam”, ya da “sahip olduğumu kaybedersem” korkusu…

İşte bu nedenle, gece gündüz, zihin/duygu programlamalarıyla uğraşmak, isteğe odaklanmak yerine, ölçülülük ve ılımlılık, kendi tekâmülümüze giden yolda baş prensibimiz olmalıdır.

NİYET İÇİN TOHUM EKME: SARSILMAZ NİYET

Beklentisizliğe vurgu yapmama karşın, yaşam alanımızı belirlemek için neyi istemediğimiz veya neyi istediğimiz hakkında elbette sınırlar çizeceğiz. Tohum ekme, çekim yasasından farklıdır ve ancak sarsılmaz bir niyetle mümkündür.

Bir konuda bir kez bir irade geliştirdikten sonra, niyetimize zihnimizden hiçbir kuşku veya şüphe tohumunun karışmasına ve hiçbir dış etmenin etki etmesine izin vermeyiz. Bu kararlılıkla atılan düşünce tohumuna “sarsılmaz niyet” deriz. Sonrasında ise, ZİHİNDE MUTLAKA BİR BOŞLUK, BİR ARA DÖNEM bırakırız. Ona odaklanmayarak…

Bu boşluk, aslında dileklerimizin tezahür etmesi için, gerekli ara noktadır ve tıpkı bir tohumu ekip ardından kendi haline bırakıp onun gelişip olgunlaşmasını beklemek gibidir.

Artık onu daha hızlı büyütmek için yapacağımız hiçbir şey yoktur.

Hatta göstereceğimiz fazladan her çaba, daha da bozulmasına yol açacaktır.

Hayatın acı dolu olmasının sebebi, tamahkârlıkla bize ait olmayan kapıları zorlamamızdır.

Bize ait olanlar ise, hiçbir zorluk çekmeksizin, sanki sadece bizi bekliyorlarmış gibi gerçekleşecek ve biz bunlara “mucize” diyeceğiz.

2009’da, beklentisizce meditasyon yapmanız ve gerçek niyetin tohumlarını ekmeniz dileğimle…

ÖNAY BARIŞ KÖROĞLU bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çekim yasasının oluşturfuğu duyguyu yazmışsınız,dilinize elinize sağlık. Çekim yasası bende daha çok endişe oluşturuyor... ya kötü düşünürsem ya olumsuzu çekersem endişesi...bunun gerçek olmadığına inanmak istiyorum o yüzden...

snm snm 
 27.08.2010 15:48
 

Çekim Yasası ve fazlası ile ilgili (kendi yazdıklarım da dahil:) okuduğum en ilham verici yazılardan biriydi. Kaleminize sağlık. Sevgiler..

Ali Karakuş 
 11.01.2010 15:35
 

Bu güzel yazı için teşekkürler.Çekim yasasıyla ilgili gel gitler içindeydim.Sorularım cevabını buldu.Artık tohumlarımız yeşerip çiçek verecek.

Aynur Ağır 
 02.01.2009 23:12
Cevap :
Aman ne güzel:) Teşekür ederim Aynur hanım:)  03.01.2009 1:50
 

Beyeniyle okudum yazını, kafam daha da karıştı .:) Mucizeler ile dolu bir yıl diliyorum.Sevgyle kal.

ay.şe 
 01.01.2009 16:11
Cevap :
İnşallah, hepimiz için temennim o:) sevgimle...  01.01.2009 19:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 194
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 13258
Kayıt tarihi
: 29.06.07
 
 

Blogumun amacı; sağlıklı ruhsal yaşam ve psikoloji; özel ilgi alanım olan ruhsal (spiritüel) geli..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster