Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
558
 

Çekip gidelim bahara

Çekip gidelim bahara
 

Baharı yakaladım sonunda, erken gelen ama benim ruhumu açtığım bir baharı...

Yılların gelip geçtiğini ve hep ertelediğimiz çocuksuluğumuzu yıllarımıza kurban edip dururken, yaşamlarımızı ilişkilerimizi de kurban etmiyor muyuz. Yıllar sonra kaydıraktan kaymanın keyfini yaşarken, (küçük kızımın bana bakışındaki hayranlık ve mutluluğu görmekse ayrı bir keyifti) güneşin yıllar sonra içimi ısıttığını hissettim. Neleri unuttuk ne kadar ayrı kaldık kendimizden.

Deniz üzerinde gün doğuşlarını karşılayıp, martı kanatlarındaki ışığı görmek geceden güne çıkmanın keyfini yaşatır.”Martılar bu yüzden mi beyaz yaratıldılar acaba” Nasıl bir umuttur acaba günden beklediğimiz ve her umut hep bir gündoğuşu gibi ışıldar. Bütün bir gün nedendir ki umudu yeşertiğimiz ve ya yeşertemediğimiz çırpınışlarımız. İşte bak güneş yükselmeye başladı ışık gizemini yitirdi gölgeler kısaldı. Renkler artık canlı, görebiliyor muyuz peki. Balzac’ın İki Yeni Gelin’indeki taraflar gibiyiz. Bahara koşuyoruz yenilenme zamanına yeniden doğmak için. Bu bahar yeni bir başlangıç olamaz mı.

Bir köşeyi dönersin ve yürürsün. Hiç telaş da olmaz yetişmeye dair öylece yürürsün. Ha bir de ıslıkla adım tuturdun mu deyme keyfine. Sırtlanıp dününü yarına bakmaya başladın mı korkmalı herkes senden vazgeçmeyi kabullenişinin dayanılmaz hafifliğidir seni dokunulmaz kılan. Çekip gitmek kapıyı arkanda bırakıp o hep alıştığın döndüğün ama seni bir türlü karşılamayan kapıyı kapatıp gitmek. Bir adım daha bir adım daha uzağa, uzağa, uzağa....

İşte böyle değil midir her bir çekip gidiş, bitti artık yapamıyorumun ardından gelen.

Kaçınılmaz son ayrılalım olsun bitsin...

Olmuyor işte tüketiyoruz birbirimizi...

Evlilik bir kurum ve bu kurum bana uygun değilmiş....

Ayrılık soneleri değil mi bunlar hepimizin kulağında derin izler bırakan pişmanlıklarımızı ve ötekine karşı öfkemizi abartan soneler kulağımızda cınlayan. Kolayı yoktur duyulanın kabullenişi de.

Bahar tazelenme mevsimi. Kabullenişlerimizi, çekip gitmelerimizi, suçlarımızı, ihanetleri geride bırakıp doğan güne merhaba deme zamanıdır. Kışı sildik üzerimizden yaza açıyor tenimiz. Tüm çekip gidenlerle doldurduk kayaların üzerini yosun kokuları ile yıkandık.

30.03.2007

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sana duruma uygun gideceğini düşündüğüm bir şiirimin bazı dörtlüklerini armağan edeceğim. Sevgiler. GRİ BİTİŞLER Gökkuşağıdır rengi tüm başlangıçların/ Tüm bitişlerin gri/Her başlangıç doğururken sevinçleri/Her bitiş sorgular nedenleri./Dökülür ortalığa bütün mişli zamanlar/Unutulan kesitte sere serpe cevaplar./Birbirini izler ahlar, vahlar, pişmanlıklar/Aranır son bir umutla gözlerde kırıntılar./Eller niye unutmuştu dokunmayı?/Gözler gülmeyi!/ Nerde ne zaman kaybetmiştik?/Geride kalanları!/Hazmedilemeyen nedir bu sahnede?/Gidişler mi, kalışlar mı?/ Yada zamanında göz ardı edilen/Sessiz haykırışlar mı?/Suçlu kimdi, katil kim?/ İçerde mi, dışarda mı?/Yoksa çocukluğumuza uzanan/Pembe masallarda mı?/Dünlerin, günlerin, yılların hatırına/Yalvarışlar, yakarışlar.../Doldurulur mu sahiden üç günde/Yılların açtığı çukurlar?/Suçlu aramak yanlış belki de/Belki de bir ömrü var tüm sevgilerin!/Bütün bitişler acıtır unutma.../Rengi gridir tüm bitişlerin! Aynur Sarıkaya.

Ayrıntıda gezinmek 
 02.05.2007 14:01
Cevap :
Ne güzel ne güzel ve ne güzel. Sağolasın.  02.05.2007 17:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 983
Toplam mesaj
: 90
Ort. okunma sayısı
: 591
Kayıt tarihi
: 04.01.07
 
 

öylecene yazmak istiyorum... Hepsi bu. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster