Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '09

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
6440
 

Çekirgenin sırrı

Çekirgenin sırrı
 

O meşhur Hababam’ların birinde Şener Şen, o yılların çok ilgi gören dizisi ''Kung-fu '' daki bilge havalarına girip çocuklara ‘’çekirgelerim’’ diye hitap edip, aklınca Kung-fu sporu öğretmeye çalışıyor ve sonunda gaza gelip, kiremitlerle kolunu kırıyordu ya. Bu çekirge ismini her duyduğumda bu sahneyi hatırlar, Şener Şen’in, Kemal Sunal’a onca çabasına rağmen, hatta gözlerini çekip, bir Çin’liye benzemesine rağmen bir türlü Kung-fu dedirtememesine gülerim.


‘’Çekirge’’ deyince nedense sürü halinde yaşayan bir tür zararlı kanatlı böceği hatırlarız.

Mesela deplasmana giden takım taraftarlarının girip, adeta talan ederek karnını doyurduğu bir lokantaya girmişsiniz. Pek bir şey kalmamış haliyle. .Hafif bir sitem veya bir şanssızlık isyanı olarak sormaz mıyız?


‘’Ne o ya, çekirge sürüsü mü geçti buradan?’’


İngiliz ve Avustralya’lı Bilim Adamları üşenmemişler. (Bilim adamları hiç üşenmez zaten de biz onlara inanmayız, işimize gelmez). pireden, deveye, ismi bilinmeyen bilimum haşaratı inceledikleri gibi, yeryüzünün %20 sini talan eden bu çekirgelerin neden sürüye dönüştüklerini ve bunu nasıl engelleyebileceklerini çözmeye çalışmışlar.


Çekirgelerin beyinlerindeki bir kimyasal değişimin, onları canavar sürüsü haline getirebildiği anlaşılmış. (Tutanaklarla kayda geçilmiş).


Laboratuvar ortamında yalnız çekirgelerin sadece iki saat içinde sürü çekirgelerine dönüşebildiğini şaşkınlıkla gören araştırmacılar, bu süre zarfında bu böceklerin sinir sistemlerinde serotonin seviyesinin giderek arttığını tespit etmişler. Yiyecek bulamayan çöl çekirgelerinin bir araya gelip gruplaşmaya başladıklarında radikal değişikliğe uğradıklarını, renkleri, dış görünüşleri, davranışları ve biyolojilerinin tamamen değiştiğini fark etmişler.


İnsanın sorası geliyor. Eyy İngiliz ve Avustralya’lı bilim adamları. Siz de bir acaipsiniz hani. Peki bunca araştırma yaptınız, bu mudur çıkardığınız sonuç?. Aylarca, yıllarca bunun için mi ödenek alıp, çekirgeleri rahatsız edip, yan gelip yatıyorsunuz?. Sizin euro, dolar paritesinden haberiniz var mı?. Yok. . Ama paritese yerine patatesi sorsam, bin tane araştırma sunarsınız. (küresel kriz etkisiyle sorulan bir soru olmalı bu, konuyla alakası yok). Onu biz biliyorruz zaten!.


Hani makalenin başında ‘’çekirge’’ sözcüğünü görmesem, yazı, insanları anlatıyorlar sanırdım.

Bu kadar mı benzer?.


Şansı düzgün gidip, bir işi iki defa başarabilenimize bile insanlar, o kişiyi çekirgeye benzetmiştir zaten. ‘’Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar demişler’’ tıpkı bizim bu seneki Fenerbahçe gibi. Üçüncüyü bir türlü kazanamıyorlar.


Sonra yok efendim beyinlerinde kimyasal bir değişim olunca rengi, benzi bile değişiyormuş.

İnsanlar suç işlediği zaman aynı şeyi söylemiyor mu?.. Ya da yalan söylediği zaman. Adam iki duble alkol alıyor, beyin kimyasal değişime uğramıyor da adeta devreden çıkıyor. Yiyemiyeceği haltları yiyiyor. Sonra da demiyor mu? ‘’Hatırlamıyorum efendim, alkollüydüm’’


Efendim, açlık içgüdüsüyle sürü oluşturuyorlarmış çekirgeler. İnsanlarda öyle değil mi?. . Anadolu’dan büyük şehirlere göç edenler, o şehirlerde hemşehrilerinin olduğu semtelere gitmiyorlar mı öncelikle? Onlar iş bulur veya onlara takılır, onlar beni kollar iki göz bir ev sahibi olurum diye düşünüp, büyük şehirlerde, hemşehri semtleri, kolonileri meydana getirmiyorlar mı?


Sürüye dönüşünce rengi değişiyormuş, Hatta fiziki değişikliğe bile değişikliğe uğruyormuş çekirgeler. Bilim adamları tek yaşayan çekirgelerin farklı bir tür olduğunu sanırlarmış daha önce de Allah’tan 90 yıl sonra uyanmışlar. Biz de öyle değil miyiz?. Yalnızken yiyemiyeceğimiz haltları, grubun içine girince nasıl da yiyiveriyoruz, nasıl da cesaretleniyoruz. Kimseyi tanımıyoruz? İki ağızlı, bilmem kaç kol ve ayaklı bir canavar haline dönüş müyor muyuz? Ne büyük tanıyoruz, ne güç, ne otorite.


Hatta bu konuda atasözlerimiz bile yok mu? Bir elin nesi var, iki elin sesi sesi var. Birlikten kuvvet doğar vs. Biz daha bu yararlı sözleri bulana kadar, o beyni bile nerde olduğu bilinmeyen çekirgeler bulmuş da uygulamaya geçmiş bile yüzlerce yıl önce.


Herşey aklıma gelirdi, çekirgelerin insana, insanın çekirgeye bu kadar benzediği aklıma gelmezdi.


Şimdi Bilim Adamları eksik olmasınlar, onları bu düşüncelerinden vaz geçirip, ‘’nerde çokluk, orada b…kluk’’ sözünü hatırlatıp, onları sürü hainde yaşamamayı ikna etmeye çalışacaklarmış.


Tabi o akıllı yaratıklar sormazlarsa:


Peki siz niye Konya’nın yarısı kadar olmayan İstanbul’da sürüleştiniz de 15 milyon bir araya geldiniz?..Neden 780.000 km2 yaşama alanın varken 5400 km2 ye sıkıştınız? Neden tüm nüfusunuzun beşte de biri bu küçücük alanda yaşıyor? Neden mahvettiniz ekili alanları, ormanları, su havzalarını, barajları, denizleri niye kirlettiniz? Benim günahım ne?


Verecek cevap yok. Allah’tan araştırmayı İngiliz Bilim Adamları yapıyor. Cevabı da onlar versin. Biz kalkınmakta olan ülkeler grubundayız. Ne kimsenin çekirgeyle uğraşacak vakti var ne ne bu konuya ayrılacak bir ödenek. Küresel kriz ve piyasadaki belirsizlik nedeniyle, şartlar düzelene kadar, üretime pardon bilime ara vermek zorunda kalmışız zaten.


(ÖNEMLİ NOT : Yazıyı Fatih Çekirge yazmadı, ben yazdım).

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 422
Toplam yorum
: 146
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 944
Kayıt tarihi
: 15.01.09
 
 

İstanbul doğumluyum.. İstanbul'un  tramvaylı döneminden bu şehirde yaşıyorum. Gençlik yıllarında ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster