Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ağustos '07

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
4787
 

Cemaziyülevvelini bilmek

Cemaziyülevvelini bilmek
 

Cemaziyülevvel: Rumi Takvim' in beşinci ayı. Bu aya, "Büyük Tövbe" diyenler de var. Hiç duydunuz mu, bilmem, "Biz onun, cemaziyülevvelini biliriz." diyen bir kişiyi. Eğer duyduysanız, anlamını ve hikayesini de merak ediyorsanız, anlatayım:

"Cemaziyülevvelini bilmek" demek; "Bir kimsenin herkesçe bilinmeyen, kötü bir yönünü bilmek." demektir.

Rumi Takvim'e göre ayların isimleri şöyleydi; Muharrem, Sefer, Rebiyülevvel, Rebiyülahır, Cemaziyülevvel, Cemaziyülahır, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade, Zilhicce.

Hikayesine gelince;

Osmanlı Devri'nde, resmi dairelerde her ayın evrakı bir torbada toplanır, ay bitince torbanın ağzı büzülür, bağlanır, üstüne de ayın adı yazılırmış ve bu evraklar uzun zaman saklanacağı için de torbanın kumaşı, devrin en iyi kumaşından seçilirmiş.

Yeni memurlardan biri, bu torbalardan birini, yoksulluktan olacak, iç donu yaptırmış, üzerindeki cemaziyülevvel yazısı da iyi bir mürekkep ile yazıldığı için çıkmamış.

Memurlar kendi aralarında, ahlak telkin ederken bu bey de içlerinde en iyi ahkam kesenlerdenmiş.

Bir gün, memurlar toplanıp hamama gitmişler ve orada tesadüfen, bizim memurun iç donunun üzerindeki yazıyı görmüşler. "Cemaziyülevvel"i görünce, kendi aralarında gülüşmüşler ama ses etmemişler.

Gel zaman, git zaman küçük memur yükselmiş, rütbeler peş peşe gelmiş, sırtından kürk, samur, atlas eksik olmamış ve burnu büyümüş.

Onun eski halini bilen arkadaşları da, "Biz onun cemaziyülevvelini biliriz!" demeye başlamışlar.

Rivayet böyle...

"Kıssadan hisse" tadında bir deyim

Mustafa ÖZER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Küçük bir düzeltme yapabilir miyim? "Cemaziyelevvel" Rumî Takvim değil; Hicri Takvim ayıdır. Rumi Takvim şemsî; Hicri Takvim ise "kamerî"dir. Yani biri Güneş'i; diğeri Ay'ı baz alır. Selamlar...

vakayinüvis 
 12.06.2011 12:50
Cevap :
düzeltmeniz için teşekkürler :)  20.07.2011 22:30
 

Ee, Türkçe öğretmeni olmak böyle bir şey işte; kavramların efendisi... sevgiyle.. ms

Mehmet Sağlam 
 29.12.2007 0:09
Cevap :
"Kavramların Efendisi" ahh keşke... Benim öğrenciliğim hiç bitmedi, galiba yaşam boyu sürecek. Çok teşekkür ederim. Sevgi ve sayglılarımla...  29.12.2007 0:46
 

Oldukça güzel bir yazı...Kaleminize sağlık...

MEMET YÜCEL 
 05.12.2007 2:39
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Beğenmenize sevindim.  05.12.2007 19:38
 

Bizim çocukluğumuzda da şeker torbalarından ''don''diktiren yoksul aile çocukları vardı...Derelerde yüzerken üzerinde''Kayseri Şeker Fabrikası''damgalı dondan''Mayolu''arkadaşlarımız olurdu. Hatta onlardan biri sonradan,şeker fabrikasına ''müdür''bile olmuştu.''Benim cemaziyülevvelimi bilirsiniz''diye kendiyle dalga geçecek kadar olgun bir insandı. Ellerine sağlık öğretmenim.Sevgilerimle...Mesut.

Mesut Selek 
 05.09.2007 18:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 45
Toplam yorum
: 163
Toplam mesaj
: 52
Ort. okunma sayısı
: 9090
Kayıt tarihi
: 06.08.07
 
 

Fark ettim ki; çok okudum, çok araştırdım, çok gezdim, çok öğrendim ama az yazdım. Bir baktım ki,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster