Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2857
 

Çemberi tamamlamak

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”

Bu muhteşem beytin, yaklaşık dört yüz yıl önce söylenmiş bu muhteşem sözlerin sahibi dünya tarihinde en büyük devletlerden ve en geniş topraklardan birine hükmetmiş Muhteşem Süleyman’dır.

Kanuni Sultan Süleyman, o büyük devlet ve kudretli siyaset adamı, halkın, sokaktaki vatandaşın gözünde en itibarlı kurumun devlet olduğunu, devletin zenginlik, devletin refah ve bollukla bir anıldığını ancak alıp-verdiğimiz, sağlıkla soluduğumuz bir nefesin şu cihan üzerinde devletten de önemli olduğunu vurgulamak istemiş ve bu arzusunu, dört yüz yıl öncesinden insanlığın benliğine nakşetmeyi başararak gerçekleştirmiştir.

İnsanoğlu sahip olduğu nimetlerin, güzelliklerin farkına maalesef onları kaybetmeden varamıyor. Hatta kaybettiğinde o güzelliklerin farkına vardığı halde kaybettiklerini tekrar kazanabilirse şayet maalesef kısa sürede o günlerini unutuyor ve tekrar eski haline dönüyor. Oysa ki ne kadar da çok şeye sahibiz. Onların her biri için şükretmeye başlasak acaba ne zaman bitirebiliriz bu merasimi. Ama biz genelde sahip olamadıklarımızla ilgiliyiz. Mutsuz olmaya çalışmakta adeta birbirimizle yarış halindeyiz.

Karım oğluma hamile iken ve doğumun iyiden iyiye yaklaştığı günlerde içim içime sığmıyordu. Ya özürlü doğarsa, ya ömür boyu sakat yaşamak durumunda kalırsa, soruları içimi kemiriyordu. Tamam üçlü tarama testleri vesaire yapılmıştı ama yine de bilmem kaç binde bilmem kaç risk her zaman vardı.

Bundan yaklaşık iki sene önce ciddi bir göz rahatsızlığı yaşadım. Hayatımda ilk kez hastanede yattım hem de on bir gün. Ve doktorumun ifadesine göre göz içinde yaşanan iltihabik problemin yeri göz merceğine yakın cereyan etseydi kör kalma ihtimalim dahi vardı.

Nasıl bir güçtür, nasıl bir iradedir ki bizleri böylesine olumsuz durumların –ki benim de, hepimizin de hayatlarımızda eminim ki bu şekilde yaşanmış olan ya da yaşanacak onlarca örnek vardır- kenarından döndürür ve bizim bu işte en ufak bir dahlimiz olmaz, olamaz. Acaba sahip olduklarımızın kıymetini bilmemiz yönünde verilmiş mesajlar mıdır bu tip olaylar? Titreyip kendimize dönmemiz, yersiz ihtiraslarımızdan, tatminsizliklerimizden kurtulmamız için şifrelenmiş kriptolar mıdır?

İnsan mutluluğun peşinden koşarken küçük ama sık adımlarla koşmalıdır. Birçok insana önemsiz gibi görünen küçük şeylerden mutlu olmasını öğrenen kişi, bu minik mutlulukların müptelası olduğunda yağan yağmurdan, güneşin batışındaki guruptan, suya yansıyan yakamozdan, çöp karıştırmaktan burnunu kirletmiş bir sokak kedisinden, kitapların arasından, yüreklerin yarasından, kalbura bastıdan, kaşar rendelenmiş kıtır ekmekli domates çorbasından, bir şarkıdan, bir şiirden ve daha binlerce küçük sebepten büyük mutluluklar yaşayabilir. İşte o zaman dünyada yaşanabilecek gerçek mutluluğa ulaşma yolunda mesafe katetmeye başlamış olur.

Böyle insanların yakın çevreleri de bu pozitif enerjiden faydalanır ister istemez. Etraflarında bir sevgi çemberi oluşur. Çember zaten bütünlük demektir. Başladığın yere varmak demektir. İnsan denen yaratık doğarken nasıl ki kendisi ağlar ancak çevresi güler ise öldüğünde de kendisi gülmeli ama çevresi ağlamalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 914
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3676
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster