Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '11

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
1733
 

Cemil Meriç’in Sosyoloji Notlarından Bir Pasaj

Cemil  Meriç’in Sosyoloji Notlarından Bir Pasaj
 

cemilmeric.blogcu.com/.../2580146


Seçimlere hazırlanıyoruz. Önemli yazarlarımızdan bilgilendirme amaçlı pasajlar sunacağım sizlere. Batı medeniyetinin temelini araştırıp istifademize sunan Üstad Cemil MERİÇ'in Sosyoloji notlarından bir bölüm aldım. 

Okuyun, bilgileneceksiniz. 

“Demokrasi Demopedidir 

Demokrasi, halkın halk tarafından idaresi. 

Teokratik Ortaçağ’da demokrasi yoktur. Ancak 18.yüzyılda ortaya çıkar. Hıristiyanlık bir köleler dinidir. Doğduğu zaman Roma Lejyonları’nın çiğnediği aç ve muzdarip kalabalıkların dini olarak doğar. Tahtla mihrap Konstantin’in elinde birleşir. Hıristiyanlık her türlü cinâyete fetva verir. 

Demokrasinin kurulusunda kilisenin büyük rolü olmuştur. Çünkü hérédité (irsiyet) yoktur, papalar seçimle işbaşına gelir. Dünya işleri ile kilise birbirinden ayrıldı. Bütün Ortaçağ boyunca kilise hükümdarlara karşı tabiî hukuku ve insan haklarını müdafaa eder. 

Bugün 3 çeşit demokrasi var: 

1-Liberal (Batı Demokrasisi) 

2-Marksist (Halk Demokrasisi) 

3-Millî Demokrasi (3. Dünya) 

Liberal demokrasinin bel kemiği genel oy. Batı demokrasisi İngiliz parlamenter sisteminden hareket eder. 1787’de kurulan Amerika, eski İngiliz parlamentosunu tatbik mevkiine koyar. Montesquieu’nün kuvvetler ayrımı Locke’dan gelir. O da kendi devrindeki İngiliz cemiyetini tasvir eder. 18.yüzyıl Fransa’sı için İngiliz rejimi ideal. Bir kralın cellât satiri altında can verdiği İngiltere. (Great Revolution) 

İngiltere’de aristokrasi ile burjuvazi uzlaşmıştır. Bir zekâ aristokrasisi vardır, sınıflar esnektir. Parlamento, çok partili rejim, genel oy, ana hürriyetlerin kabulü: liberal demokrasiyi hülâsa eder. İki partili ülkelerde fertler seçilir, partiler değil; meselâ İngiltere’de iki parti var: Muhafazakâr Parti ve İşçi Partisi. Halbuki çok partili rejimlerde, fikre, ideolojiye oy verilir. 

Ekonomik liberalizmle siyasî liberalizm aynı şey değil. Fizyokratlar ve A. Smith devletin iktisada asgarî müdahalesini, gümrük duvarları ve tahditlerin kalkmasını isterler. Fizyokratlar toprağa önem verdikleri için değil, tabiatta (physis) olan tabiî nizama inandıkları için bu ismi almışlardır. Batı demokrasisi ancak endüstrileşen ülkelerde mümkündür. Liberalizm ışığa doğru yükselen geniş halk tabakalarının alın teri ile kazandıkları bir hürriyettir. Alın teri ve kanla kazanılan ekmek. 

Endüstri Avrupa’da, Asya, Güney Amerika ve Afrika’nın sömürülmesi ile baslar. Hâkim sınıf kendi isçi sınıfını sömürmekten, Asya ve Amerika’yı sömürdükten sonra vazgeçer. 

Liberalizm, kapitalist istihsal sisteminin politik seklidir. İlk kapitalist ülke Hollanda. 

Duverger, sınıf kavgasının temelinde rareté (ender oluş) prensibini bulur. Pasta küçük, açların sayısı büyük. O halde pastayı az insan yiyecek, bir kısmı dışında bırakılacak bu talânın. Tarihin en ihtilâlci sınıfı burjuvazi, genel oyu kabul eder, aristokrasiyi yıkar ve endüstrinin yarattığı sınıfı, proletaryayı kurar. 

İki kıta (Avrupa ve Amerika) iki kıtayı (Asya ve Afrika) sömürmek sayesinde zengin olmuşlardır. Batı demokrasisi Avrupa’dan başka hiç bir ülkede gerçekleşmez. 

1914 savaşından sonra monarşiler ve imparatorluklar sona erer. Klâsik demokrasi yahut otoriter rejimler sahneye çıkar. Otoriter proleter diktatoryası olan SSCB doğar ve yeni bir rejim: faşizm önce İtalya’da, sonra Almanya’da doğar. 

Kapitalizm demokrasi ile sona ermez, bazan faşizm olur. İktisaden ilerlemiş memleketlerde mümkündür. Kapitalizm, liberal demokrasi ile devam edemeyince, pazarı kalmayınca, genel oyla iktidarda kalamayınca, yerini bir Hitler ve Mussolini’ye terk eder. 

Faşizm, kapitalizmin kendi kendini yeni metodlarla devam ettirmesidir. Tarihi bir kere ve bazı ülkelerde işgâl eder. Sınaî ihtilâli yaratan burjuvazi 12. yüzyıldan beri çalışmıştır. 

Liberal demokrasi, isçi sınıfı ile burjuvazi arasındaki mesut ve mükemmel bir âhenktir. 

Demokrasi bir demopedidir (halkın eğitimi). Okuma-yazma bilmeyen bir milletin iktidarı kontrol etmesi nasıl akla gelebilir? Bu itibarla iktisaden geri kalan memleketler, Batı demokrasisini ancak taklide yeltenirler. Aydınlar ancak özenir Batı demokrasisine. 

1917’ye kadar tek dünya vardı. 1917’den sonra iki dünya: sosyalist ve liberal dünya. 

II. Cihan Harbi’nden sonra 3. Dünya doğdu: eski müstemlekeler. Ortak dertleri ama ortak olmayan ihtiyaçları olan bir devletler silsilesi. 

Çinliler bu bölgelere “zone de tempête” (fırtına bölgesi) diyor ve Batı emperyalizminin o ülkelerde can vereceğine inanıyorlar. Bu ülkeler kanlı mücadelelerle, Batı’ya karşı çıkmışlardır, sevmezler Batı’yı. Ama sömürgeci ülkenin büyük taraflarını benimsemişlerdir. Bunlardan birçoğu kapitalizmden kopup, sosyalizme yönelmişlerdir. Ama komünizmden de korkarlar. 

Kapitalizm, yasamak için sömürmek mecburiyetindedir. Avrupa medeniyeti Asya’nın sömürülmesine bağlı. Hiçbir millet veya sınıf, kendi haklarından, lüksü ve kaprisinden mahza insaniyet namına vazgeçmez. 1960’da Moskova’da toplanan 81 milletin delegesi, geri kalmış ülkeler için yeni bir formül ortaya attılar. Kapitalist (liberal) dünya 3. Dünya’yı uzun zamandan beri sömürmeye alışmıştır. Yaşaması, o güzel medeniyetin devam etmesi buna bağlıdır. Bu itibarla, bunlara yaptığı yardım ve dostluk, bu çerçeve içinde ele alınmalıdır. Doğu bloku iki taraftan gelen ışığı da görmeli, iki tarafın da tecrübelerinden istifade ederek, bir millî demokrasi kurmalıdır. Geri kalan memleketler, ancak büyük endüstri ile kalkınır, ama Batı buna müsaade etmez. Millî demokrasi evvelâ bütün içtimaî sınıflara dayanır. İktisat ve kültürde otarşi (siyasî) ve otarşiye (ekonomik bakımdan kendi kendine yetmek) sahip olmalıdır. Derebeylik sona ermeli. Bu bir zümrenin, bir sınıfın işi değil, bütünüyle milletin işi. Organize bir isçi sınıfı veya burjuvazi yoktur. Ordu vardır. 

Derebeyliğe ve yabancı sermayeye karşı (toprak reformu ve kompradorlara karşı ticareti birleştirmek suretiyle) savaşılır ve millet bütünüyle kavgaya katılmışsa millî demokrasi tutunur ve az gelişmiş memleket az gelişmiş olmaktan kurtulur. Bu ne liberal demokrasidir, ne otoriter rejimdir. 

Osmanlı İmparatorluğu çöküş devrinde yıkılmamasını, kapitalist devletlerin rekabetine borçludur. Abdülhamit bu çöken ülkeyi 33 sene Avrupa’nın rekabeti sayesinde ayakta tuttu”. 

Sevgi ve saygılarımla 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Cemil Meriç bilirsin eski solcudur... Solcular değerini bilememişlerdir. Sağ'ın eline bırakmışlardır böylesi bir yazarı... Müthiş diyalektik bilir... Yaşamı filmdir de kimse çekmez... Ben de maalesef fakülte birinci sınıfta tanıdım Cemil Meriç'i... Epey geç... Düşünüyorum da şimdiki basını, köşe yazarlarını, yazdıkları yazıları, dolarla aldıkları maaşları, neden biz gerçek yazarlarımızın "kıymetini" hiç bilemedik... Güzel yazın için tebrikler... Bir Cemil Meriç yazısı yazacağım bende, üzerinde çalışıyorum... Ruhunu rahmetle anıyorum cefekâr Cemil Meriç'in... Saygımla...

UFUK KESİCİ 
 14.01.2011 20:54
Cevap :
ne güzel vala..bazı işlerde çok hızlıyız ama değerlerimizi anlamada maalesef bahsettiğiniz gibi bir durum var.ne diyelim.en kısa zamanda Üstadı bütün milletimiz tanır inşallah...çok teşekkür ederim sayın kesici...  15.01.2011 17:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 423
Toplam yorum
: 469
Toplam mesaj
: 37
Ort. okunma sayısı
: 619
Kayıt tarihi
: 24.06.08
 
 

Rizede yayınlanan ilk renkli gazete ViraHaberin kurucusuyum 5 sene baş yazarlığını yaptım. İLESAM..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster