Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mayıs '07

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
1576
 

Cemiyet mi cemaat mi?

Cemiyet içindeki fert, “Cemiyet Adamı”dır; demokrattır, laiktir, hukukun üstünlüğüne inanır ve güvenir. İnsanların farklılıklarını anlayıp kabullenecek, bunları yöneterek insanlık adına yararlanacak kadar sosyaldir. Kendi gibilerinin oluşturduğu cemiyetleri güçlü kılan, sahip oldukları işte bu erdemlerdir. Dolayısıyla cemiyetler, insanlık ekseninin merkezinde yer alırlar. Bu merkez, sosyal, ekonomik, politik vs. çalkantıların sebep olduğu merkezkaç etkisinden en az etkilenen yerdir. Bu merkez, insanı insan yapan değerlerin yoğunlaştığı bir yerdir. Burada yerini alan cemiyetler demokrasiyi, laikliği, din ve vicdan özgürlüğünü, insan hak ve sorumluluklarını, adil paylaşımı… hukukun teminatı altına alarak katılımcılığı, yaratıcılığı ve yenilikçiliği teşvik ederler. Kültür ve uygarlığı sürekli geliştirmek için birbirleriyle yarışırlar.
Cemiyetler, en önemli kaynaklarının “İnsan” olduğunu, gelişme dinamiğinin ise insana bahşedilmiş yaratıcılıkta; onun gelişme istek ve arzularının sonsuzluğunda olduğunu bilirler.

Aynı zamanda cemiyetler;
İnsanın ve insanla ilgili değerlerin istismarının, cemiyet hayatının tesisine değil, fakat aksine, toplum içinde küçük cemaatçi motivelerin kemikleşmesine yol açacağını da çok iyi bilirler. Cemaatleşmenin birlik ve beraberliğin tersine, radikal sapmalara; dolayısıyla zıtlaşmalara ve toplumsal çatışmalara zemin hazırlayacağının da bilincindedirler.
Sürekli engelleyen bir terbiye ve değer sistemi ile ya mutsuz ve sürekli engelleyen insanlar yetiştirileceğini ya da sadece emredilenleri yerine getiren, pasif ve edilgen; risk almayan, üretmeyen, güvenmeyen, katılmayan ve geliştirmeyen... yığınlar oluşturulacağını da çok iyi bilirler.
Dolayısıyla, insan onurunu dikkate almayan her karar ve eylemi, insan mutluluğuna ve insanlığın gelişmesine vurulmuş bir darbe olarak kabul ederler.
Cemiyetler, ortak değerler sistemi oluşturamamış, buna bağlı olarak misyon ve vizyon geliştirememiş sosyal topluluklarda ortak şuurdan söz edilemeyeceğini de bilirler. Bu toplulukların, esen rüzgarlar önünde oradan oraya sürüklenen ve sürekli birbirleriyle didişen küçük cemaatler topluluğundan başka bir şey olamayacaklarını da bilirler.

Bu nedenlerle Cemiyet Adamları ve onların meydana getirdiği Cemiyetler, uzlaşırlar; ortak değerler sistemi oluştururlar, kendilerine has misyon ve vizyon geliştirirler, sonra da birleşerek Cemiyetler Topluluğunu meydana getirirler.
Bu Ülkeyi canından çok seven bizlerin içimize dönüp şu sorulara cevap bulmamız gerekir:
Bir “Cemiyet Adamı” mı olmak daha onurlu, yoksa bir “Cemaatin Adamı” mı olmak?
Sosyal çözülmenin mi bir parçası olacağız, yoksa birliğin ve diriliğin mi?
Çağdaş devletler topluluğunun bir üyesi olmak mı bize yakışır, yoksa küçük cemaatlerin sürekli didiştiği bir Üçüncü Dünya ülkesi mi olmak?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 246
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 878
Kayıt tarihi
: 30.04.07
 
 

Türk san'at müziği dinlemeyi, okumayı, yazmayı ve paylaşmayı seviyorum. Kamudan emekli inşaat mühend..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster