Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '16

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
64
 

Cemre düştüğünde

Cemre düştüğünde
 

Çok az bir zaman kaldı cemrenin havaya düşmesine…
 
Peki, cemre ne zaman yüreklerimize düşecek?
 
Kum saatinde akıp giden kum değil aslında,doyamadığımız çocukluğumuz,gençliğimiz… Akıp giden ömrümüzün ta kendisi.
 
Avucumuza aldığımız bir avuç su misali sevdiklerimiz.Bu gün var,yarın yok dahi diyemeyecek kadar eğreti.Belki de doğrusu,şu an varlar,varım ama biraz sonra olmayabilirler,yok olabilirim...demek.
 
Demek demek de,demek yeter mi? Yetmez tabi ki. Peki ne etmek gerek?
 
Yitip gidenin ya da olmayanın ardından vaveyla ile zayi etmemek gerek olanı kalanı.
 
Bir gözümüz varsa, var olan gözümüz ile olmayan için ağlayıp, olanı da riske etmemek gerek mesela…
 
Yaşlarını silip olan gözümüzün, onunla güneşin doğuşunu ve batışını; güneşin doğuşu ve batışı arasına serpiştirilmiş bütün renkleri izlemek gerek.
 
Bir elimiz mi var? Olmayan elimizin hülyaları ile miskinleşip kopmaktansa hayattan, olan elimizle tutunmak gerek hayata, sevdiklerimizin ellerine..Dokunabiliyorsak güzel olan her şeye ve silebiliyor isek alnımızın terini tek elimiz ile olsa dahi, var olan elimizi kaldırıp “Buna da çok şükür!” demek gerek.
 
Cemresiz ki yüreğimiz. Kaskatı,soğuk-buz gibi ve simsiyah…
 
Nasıl cemresiz olmasın ki? Sanki çevremizdeki bütün uyaranlar cemremizin bize ulaşmaması, bizde hayatı uyandırmaması için ,yedi-yirmi dört, duvar örmek noktasında talimde.
 
Örneğin,dinlediğimiz birçok  şarkı adeta kadere nefret kusuyor. Dinlememek lazım…
 
Örneğin,izlediğimiz birçok film, “zengin-fakir,güçlü-zayıf” ikilemleri ile olay örgüsü kurgulanarak yapılan türde. Bu filimler bizi  “Çok çalışmalıyız ki güçlü olalım;güçlü olan kötüdür,yok edersem hayatta kalabilirim;zayıfsam yoğum, hiçim, pisliğim, gebereyim…”gibi, bilinç altımıza salık verdikleri düşüncelerle transa sokuyor ve mutsuz, çevresine haset ve kin besleyen, her an kendine ya da çevresine patlamaya hazır bireylere dönüştürüyor. İzlememek lazım…
 
Cemre düşecek yüreğimize. Göklerimizde cemrenin gelişine engel olacak ne varsa temizlemek lazım.
 
Yok mu bu kirleri temizleyecek leke sökücü? Vaaaarrr!
 
İNANÇ!
 
Helalinden kazanılmış bir lokma rızkın şükrünü eda edersek, naif sırtımıza koca koca binaları yüklemeye kalkışarak altında kalmayız, ezilmeyiz hiçbir şeyin…
 
Güler yüzün dahi sadaka-sevap olduğunu bilirsek, çevremizdekilere sunduğumuz sımsıcak bir gülümsemenin süslediği selam ile gelen iletişimler, yapayalnız dünyamıza mahkum olmaktan kurtarır bizi...
 
Sınav dünyasında olduğumuzu ve bu dünyada verilmemiş olanın sonsuz hayatta bin misli verileceğini bilmek, üzüntü ve karamsarlıklarımızı yok eder. Hatta, geçerli olanın diğer hayat olduğunu düşünür; olandan da gözümüzü dahi kırpmadan vazgeçtiğimiz bir noktaya geliveririz…
 
Güçsüz isek, güçsüzün yanında Rabb’imizin daha çok olduğuna inanır, çok güçlü hissederiz kendimizi.
 
Güçlü olan ise , Allah korkusu ile,  yardım eli uzatacak bir güçsüz aradığı için, güçlü ve güçsüz arasında sevgi bağı da kurulmuş olur..
 
Zaten fani dünyanın kimseye yar olmamış, kokuşmuş zenginliğine tenezzül etmez ki inanan...
 
Bu anlamda örnekler çoook. Ne sayfa yeter yazmaya, ne de yazan ve okuyanın mecali kalmaz okumaya, yazmaya.
 
      Özetle:
 
TEMİZLİKTİR İNANÇ!
 
Nasıl ki devirlerin en kötüsünde, en bedbahtında geldi Efendimiz ve temizliği, ışığı getirdi..Köle ile şah birbirleriyle onun vesilesi ile  dost oldu. Engelli, ilgi ve yardım; hasta şefkat ve şifa buldu. Kimsesiz sahiplenildi. Aç doydu…Sözün özü nasıl ki O'nunla cemre hayatlara düştü, ışık karanlığı kovdu.
 
Elbet ki hepimiz inananız, Müslümanız. Ama “Tam olarak idrak ve yaşama noktasında yeterli miyiz?”diye soracağız kendimize.  Biz de eksikler için sığayacağız kolları.Vakit,temizlik vakti…
 
Bizim de ruhumuz,bedenimiz,hayatımız,göklerimiz...inancımız ile temizlenecek.İslam cemresi tekrar tekrar düşecek yüreğimize..Baharlar gelecek…Tomurcuklar patlayacak; mis kokulu ve rengarenk çiçeklerle dolacak içimiz…Boy verecek yüreğimizdeki tüm başaklar…
 
Huzur İslam’da.
 
Huzurla kalın…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 85
Kayıt tarihi
: 04.04.15
 
 

19 Mayıs Ünv.Eğitim Fak. 1995 mezunu.Türkçe öğretmeni ve yaşadığı ilde yerel basında köşe yazarı...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster