Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '08

 
Kategori
Kültür Turizmi
Okunma Sayısı
4752
 

Cenevizliler (Yoros) Kalesi

İstanbul bir başka şehir….

Biz İstanbul’lu olmayanlar İstanbullulara turistik anlamda birçok nedenle hep gıpta ile bakarız. İstanbul deyince akla gelen o sahiller, deniz kıyısındaki martı sesleri, dilenci vapuru ile yapılan boğaz turu, diğerlerinde hiç farkı olmadığı bilinse de vapurda illaki yenen Kanlıca yoğurdu ve tabi ki kavakta yapılan ekmek arası balık muhabbetleri…

Son İstanbul gezimizde yine bu vazgeçilmez Anadolu Kavağı’nda balık muhabbetinden önce tesadüfen farkettiğimiz, Cenevizliler Kalesi diye bilinen Yoros Kalesi’ni görme imkanımız oldu. Balık yemek için erken olan vakit, ayaklarımızı bu kaleye doğru götürdü. Ama ne gidişti…

Kaleye çıkış uzun bir maratonu gerektiriyor. Havanın nispeten güneşli olduğu bir gün, birkaç mahallenin arasından kaleye doğru tırmanmaya başladık. Kah yolda mola verdik kah şimdilerde sit alanı ilan edilmiş evlere baka baka, mahalle sakinlerinin artık orada yabancıların akın akın hareketine alışageldiklerini gösterir bakışları arasında taaa tepeye tırmandık. Yol üzerinde bir de askeri yasak bölge geçtik. Nihayet eski kalenin girişi görünmüştü. Ya da biz öyle sanmıştık. Kalenin kapısı olduğunu tahmin ettiğimiz yeri geçtikten sonra, bir o kadar daha, daha dik bir yokuştan kalenin asıl yerleştiği yere doğru bu defa merdivenlerden tırmanmaya devam ettik. Dilimiz bir karış sarkmıştı. Sonunda en tepeye ulaştık. Kuşbakışı teriminin ne demek olduğunu orada anladım. Çıktığımız yer boğazın Karadeniz’e açıldığı yer. Yukardan baktığınızda boğazın, Marmara tarafı ile Karadeniz tarafını ve bunları birbirine bağlayan mı dersinizi birbirinden ayıran mı dersiniz bilmem o zarif duruşunu bir kartpostal seyrediyor gibi hayranlıkla seyrettik.

Savaşçı zekası bu olsa gerek: sürekli işgal edilen, fethedilen, birçok medeniyete evsahipliği yapmış İstanbul düşünüldüğünde, kale hem karadan hem denizden gelecek tehlikeleri gorup bertaraf edecek o kadar güzel bir yere konuşlanmış ki kale… Stratejik duruşundan dolayı oraya sahip olmayı istememek mümkün değil. Bu nedenle de tarihte birçok defa el değiştirmiş. İlk olarak Cenevizliler tarafından yapıldığı söylense de uzmanlara gore kulelerinden birinde görülen tuğladan harflerle yazılmış Grekçe kitabe, buranın Bizans inşaatı olduğunu gösteriyor.

Bu kale, Şile Kalesi ile birlikte 1305 yılında bir süreliğine Türklerin eline geçmiştir. 1348 yılı ile birlikte ise Türklerin buradaki kısa süreli hakimiyeti son bulur ve Cenevizliler kalenin hakimiyetini ellerine geçirerek Karadeniz ticaret yolundaki üstünlüklerini pekiştirirler. Bizans'ın artık iyice çöktüğü yıllarda, Cenovalılar bu kaledeki üstünlükleri sayesinde boğaz girişini kontrol edebilmişlerdir.

Asya’dan gelen ve Karadeniz üzerinden Akdeniz’e ve Batı Avrupa kıyılarına ulaşan ticaret yolunu, on üçüncü yüzyıldan on beşinci yüzyılın ortalarına dek ellerinde tutmaya çalışan Cenevizlilerin bazı yerlerde gemilerini saklayabilecekleri sığınaklar kurdukları bilinmektedir. Bunlardan biri Kırım’da, biri Kefe’de ve bir diğeri de Amasra’dadır. Bu koloniler içerisinde en mühim olanı ise Haliç girişinde Galata semtindedir. Cenevizlilerin Yoros Kale’sindeki hakimiyetleri 1391 yılında son bulur. 14. yüzyılın sonlarında, Boğaziçi'nin Anadolu yakasına tamamen hakim olan Osmanlılar tarafından tekrar fethedilmiştir. Ceneviz idaresinde kaldığına dair belgelerden biri de L. Sauli'nin 1831 tarihli, Ceneviz idaresine dair kitabında yer alan ve Prof. Multedo adında bir kişi tarafından kalenin kapısı üstünden kopya edilen Latince bir kitabe. Tarih kısmı okunamayan bu kitabede "Cenevizli Vincenzo Lercari'nin kutsal burun üzerindeki kaleyi tamir ettirdiği" bildiriliyor.

Yıldırım Bayezid'in, 1391'de karayoluyla Kocaeli'nden büyükçe bir kuvvetle gelerek Yoros'a çıktığını, buradan da Yahşi Bey'i göndererek Şile Hisarı'nı teslim aldığını Âşık paşazâde yazıyor. Bayezid bundan sonra Yoros Kalesi'ni bir üs gibi kullanıyor. Ardından, Güzelcehisar’da denilen Anadolu Hisarı’nı yaptırıyor. Bu, Konstantinopolis’i fethetme yolundaki hazırlıkların en önemli ayaklarından sayılıyor. Kalenin yakınlarındaki ormanlık bölgede, içinde buranın zaptı sırasında şehit düşenlerin mezarları olan bir şehitlik vardı. Bilindiği kadarıyla, kalenin içinde yerleşen garnizon ve Türkler için evler yapıldığı gibi, bir de II. Bayezid zamanında cami ile hamam inşa edilmiştir. Bugün bunlardan hiçbir iz yoktur. Kalenin bir duvarının aşağıda boğaz kıyısına kadar indiği anlaşılıyor. En yukarı kısımda ise, bu bölümü ayıran 3 burçlu bir perde duvarı vardır.

1399 yılına gelindiğinde, Mareşal Boucicaut Karadeniz Boğazı girişinde yaptığı akında, o sırada artık Türklerin elinde olan Yoros Kalesi'ne saldırmaya cesaret edemiyor. Yapabildiği şey kalenin eteğindeki köyü yaktıktan sonra geri çekilmek oluyor. 1402'deki Ankara Savaşı'ndan sonra 1. Bayezid'in oğullarından Çelebi Mehmed, kardeşi Musa’ya karşı harekatı sırasında 1414’ten az önce Trakya'ya geçmek için Bizans imparatorundan yardım istiyor, kendisi de Bursa'dan çıkarak Yoros’a gelip konaklıyor.

Yoros Kalesinin adının nereden geldiği ise çeşitşi rivayetlerden ibaret. Bir rivayet "kutsal yer" anlamına gelen Hieron'dan, bir diğeri antik çağ tanrılarından Zeus'un sıfatı olan, Karadeniz'e açılan gemilerin bu korkulu sularda selametle gidebilmeleri için onlara"uygun rüzgarlar'' anlamına gelen "ourios"tan - Uros terimlerinin halk dilinde Yoros'a dönüştüğü kabul edilegelmektedir; bir diğeri de Yunaca’dan doğrudan doğruya "dağ" anlamındaki "oros"tan geliyor olabilir demektedir.

Şimdilerde Beykoz sırtlarında Anadolu Kavağı’nda Karadeniz’e paralel bir şekilde 500 metre uzanan kale, protokolle Büyükşehir Belediyesi’ne devredilecek. Büyükşehir bu devir karşılığında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaç duyduğu altyapı, bina ve tesisleri yapacak. Devir işlemlerinin tamamlanmasından sonra kalenin rölove, restitüsyon, restorasyon ve çevre düzenlemesi yapılacak. Böylece tarihi Yoros (Ceneviz) Kalesi İstanbullulara ve turizme kazandırılmış olacak.

Kaleyi görmek için çok sıkı bir yürüyüşü göze almak gerekiyor ama değer. Ben o kadar yolu yürüyemem, bunun daha kesirmesi yok mu diyenler için kültür bakanlığı güzel bir sanal gezinti ayarlamış. Adresi şöyle: http://www.kultur.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFE2AA2E4A862E80AE26F852CBE7BDEC0D


Daha detaylı bilgi ve resimler için ise aşağıdaki adreslere başvurabilirsiniz:

http://www.megarevma.net/yoroskalesi.htm

http://www.enbitanem.net/yoros-ceneviz-kalesi-t5935.0.html;imode=

http://www.beykoz.bel.tr/ge_haber_detay.asp?id=1385

http://www.arkitera.com/haber_9023_beykoz-daki-ceneviz-kalesi-turizme-kazandiriliyor.html

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu kalenin adını duysak da bilgi ve görüntü bilgisi bakımından iyibir bilgisahibi değilim. Milli değerlerimizin büyük çoğunluğu ya İstanbulun altında kalmış yada üstünü yosun bağlamış. Arayış bitmez. bu karmaşada kendimiz kaybettiğimizin farkına bile varmıyoruz. En iyisi sofistike düşünüp İstanbul' un az ötelerine bakıp gördüklerimizde kendimizi belki bulabiliriz. sevgiyle kal.slm.

Nariçi 
 02.01.2008 22:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 4295
Kayıt tarihi
: 03.11.07
 
 

Çok okurum… Bazen kendi çapımda yazılar karalarım, kendim de beğenmem ama olduğu kadar, napiyim… ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster