Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '13

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
844
 

Cenevre'de BM, Almanya, İran ve Suriye kazandı

Cenevre'de BM, Almanya, İran ve Suriye kazandı
 

BM Güvenlik Konseyi üyeleri ile İran ve Almanya'nın zafer anısı


Nükleer silah elde etmek konusunda Rusya’nın da desteği ile barıştan yana olan diplomasi bir zafer daha kazandı. Cenevre'deki dünkü toplantısında BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi ABD, Çin, Fransa, İngiltere, Rusya'ye ek olarak katılan Almanya arasında, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerde anlaşma sağlanmış. Cenevre'de bulunmasa bile bu zaferden dolaylı olarak Rusya ile Çin'den destek gören Suriye de kazançlı çıktı.
 
İran nükleer çalışmalarını denetime açsa da maddi ve manevi yönlerden kazandı
 
Varılan anlaşmaya ile İran, Rusya'nın desteği ile kurmuş olduğu nükleer enerji konusundaki çalışmalarını Saddam Rejiminin bir anlamda aptalca sürekli direnişine bağlı olarak çökertilmesi örneğinde görüldüğü gibi bir saldırıdan kurtulmuş oldu. Şimdi bazı geri adımlar atarak nükleer çalışmalarının denetimine yeşil ışık yakmış bulunuyor. Gelişmeler karşısında İsrail tepkili olsa da güçlü stratejik ortak ABD mutlu.
 
ABD Başkanı H. B. Obama'ya göre 'neredeyse on yıldan bu yana ilk defa İran’ın nükleer programını durdurduklarını ve programın kilit unsurlarının etkisiz hale getirileceğini, İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemeye yardım edecek önemli sınırlamalar getirildiğini ve İran’ın bomba elde etmeye yönelik muhtemel yolları' kesilmiş bulunuyor.
 
Böylece İran öncelikle elinde atom bombası olan bir ülke olmaktan dolayı Batı’nın gözünde sürekli bir çıbanbaşı olmaktan kurtuluyor. Petrol devi İran ile onun İsrail’e karşı otuz beş yıllık ortağı Suriye Rusya ile Çin’in kendilerine arka çıkmasından sonra bir anlamda 3. Dünya Savaşı şimdilik ötelenmiştir.
 
Kaygı ile beklenen bu gelişmeye göre nükleer alt yapısı bakımından Rusya'ya dayanan İran kazandı.
İsrail tepkili. Belki çok yakında Başbakan Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Davutoğlu da tepki vereceklerdir.
Çünkü bu durumda Batı’ya karşı Rusya ve İran ile birlikte direnen Suriye parçalanmaktan kurtuluyor.
Görülen o ki İran'ın da Suriye'nin de eli şimdi daha güçlü. Batı’nın bütün baskılarına rağmen İran ile siyasi ortağı Suriye dik durarak ezilmekten kurtulmuş sayılır.
 
Cenevre'de varılan anlaşmaya sert tepki gösteren İsrail Başbakanı Netanyahu anlaşmayı 'Tarihi bir anlaşma değil tarihi bir hata' diye nitelerken İran'a da müdahale tehdidinde bulunarak olası gelişmelerden duyduğu mutsuzluğunu vurgulamış.
 
Bir de kendimize bakalım
 
Suriye’nin bir an önce parçalanmasını isteyen Türkiye yine iki arada bir derede kaldı. Irak’ın işgaline ve parçalanmasına sessiz kalan AKP iktidarlarının Suriye’ye karşı tepkisini anlamak mümkün değil.
 
Biliniyor ki sorunun içerisinde PKK terör örgütünün uzantısı olan PYD var. Suriye’nin olası bir parçalanma durumunda M. Barzani’nin de desteği ile Lazkiye’ye kadar egemenlik kurabilecek PYD Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılan yollarını tıkamayacak mı? PKK’nın kararı ile başlatılan sözde ateşkes ile Şam’a karşı eli güçlenen Başbakan Erdoğan PYD’nin K. Suriye’deki işgalci gelişmeler üzerine geçen yıl dile getirdiği ‘hayali haritalara eyvallah etmeyiz’ sözünü bir yana bırakmış görünse de TSK’nin sınırdaki teyakkuz durumu kaldırılmış değil. Türkiye ile Suriye arasındaki mayınları İsrail’e temizlettirilmesi sorunundan bu yana AKP rahat yüzü görmedi Ortadoğu’da. Sorunların temelindeki terör sorununa da bağlı olarak 2003’te Askerlerin Başına Çuval Geçirilmesi olayından bu yana iç siyaset de dış siyaset de giderek bulanmaya başladı.
 
İster Ortadoğu’da ister Kafkasya’da olsun Türkiye ise kuyruk siyasetinde battıkça batıyor. İsrail ile Suriye'den sonra artık Mısır da karşılıklı etkileşimden çıktı.
 
Suriye ile yaşanan 'savaşa ramak kalma durumu' Türkiye'nin zararına olmaya devam ediyor. 
Böylece Doğu Akdeniz egemenliğine Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan ile anlaşan İsrail de ortak oldu.
 
'Komşularla Sıfır Sorun' yolcusu Muhafazakâr Demokrat AKP ne yazık ki ABD’nin Kafkaslar’daki tek dayanağı Gürcistan dışında hiçbir komşusu ile huzurlu değil.
 
Özellikle son on bir yıldan bu yana Batı'nın ağzının içine bakan AKP kaptanlığındaki yaşlı Türkiye gemisi bakalım nerede ve ne zaman karaya vuracak.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ömer Abim, yaşlı Türkiye gemisi karaya vuracak, öyle mi? Aman abim bu ne biçim söz böyle? Siyaset size neler yazdırıyor böyle? Şok oldum adeta! Neyse ne diyelim, düşünmek ve atış şerbest; özgürsünüz... Selam ve sevgilerimle... Şen ve esen kalınız...

Dr Lokman Doğruöz 
 27.11.2013 17:50
Cevap :
Sevgili Doktorum ne kadar da haklısınız!Düşünce özgürlüğü mü desem uygulanan yanlış iç ve dış siyaset mi desem bilemiyorum; bazı haberler karşısında dayanamayıp bir şeyler yazmak geliyor içimden az çok bildiğim konularda.Son gelişmelere göre bazı doğrularımızın değişik içerikli şaşırtmalarla yerle bir edilmesi tasarlanıyor gibi geliyor bana.Sonra is 'Şah mat!'Keçecizade Fuat Paşa'nın çok önemli bir anısı geldi aklıma.1830 doğumlu Sultan Aziz 1867 ortalarında Paris'tedir.Fransaİmparatoru 3.Napolyon, Dışişleri Bakanı Fuat Paşa'ya bazı isteklerini anlatır.Fuat Paşa Viyana'yı alamadığı için 1683'te Belgrad'ta alçakça idam edilen BüyükKomutan Merzifonlu KaraMustafaPaşa'nın torunudur.Doktordur, müderristir(profesördür),çok iyi Fransızca da bilir.Onun Girit,Mısır ve Kudüs'ü istemesi karşısında dayanamaz:Haşmetmeab, sizlerin dışarıdan, bizlerin de içeriden tahribine devamlı olarak direnebilen bu devleti 300 senedir, siz dışarıdan, biz içeriden, bu devleti yıkamadık!'diyerek sözü bitirir.Sabır  28.11.2013 0:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 985
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster