Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '21

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
46
 

CENGAVER ZENCİ MUSA

GARİP BİR Osmanlı Mücahidi;

Arap Musa ismindeki zenci, Eşref Kuşçubaşı’nın emir eriydi. İki metre boyunda, kemikleri iri ve çok güçlüydü. Enver Paşa onu her gördüğünde, iltifat edip sevgi gösterirdi. Dedeleri Sudanlıydı. Babası Girit’e yerleşmişti ve Musa orada doğmuştu. Mısır Hidivinin kuzeni Prens Ömer Tosun’un hizmetine giren Musa, Mısır’dayken Trablusgarp Harbi çıkar. 1911-12 yıllarında Eşref Bey İtalyanlara karşı Derne cephesinde çarpışırken onun emir eri olur. Kahraman bir asker olan Musa her girdiği çarpışmada tebarüz ederdi.

Arap Musa o kadar kuvvetliydi ki, aynı anda iki koltuğunda birer torba arpa taşıyabiliyordu. Selamet ismindeki bir at kolunu ısırıp bırakmayınca, serbest kalan eliyle hayvanın şakağına attığı tek yumruk ile atı öldürmüştü.

Zenci Musa talim ve eğitimlerdeki üstün başarısı ve 2.10 luk cüssesiyle Libya’da Kuşçubaşı Eşref’in dikkatini çeker. Tanışırlar  ve birbirlerinden neredeyse hiç ayrılmazlar. Kuşçubaşı’yı adeta baba beller. Libya’daki mücadeleden sonra Batı Trakya Cumhuriyeti’nin kurulduğu ve Edirne’nin tekrar alındığı savaşın en öndeki kahramanlarındandır. Baş döndürücü bir hızla her yerde görünen, savaşan bir akıncı gibidir.

Musa, Kuşçubaşı’yla birlikte gizli bir görev için Arabistan’a gider. Üçyüzbin Osmanlı altınının Yemen’de Tevfik Paşa’ya teslim edilmesi gereklidir. Kuşçubaşı ve askerleri Hayber’de İngiliz/Bedevi askerleri tarafından kıstırılır. Eşref Bey İngilizlere esir düşer. O karmaşada Zenci Musa altınları kaçırarak yerine ulaştırır. Ulaştırır ama aynı zamanda Eşref’in esir edilmesi nedeniyle birbirlerinden ayrı düşerler. Yıllar boyu süren cephe arkadaşlığı, kardeşliği sona erer. Bir daha da görüşemezler.

Savaş bittikten sonra, Yemen’de kalan ordumuzun bakiyesi ile Musa harp tutsağı olarak Mısır’a sevk edilir. Türkiye’ye dönünce askerler arasında, bir birlikten diğerine sevk edilince, hep “Eşref’in Arabı” veya “Eşref’in Komandosu” olarak tanınırdı. Ali Sait Paşa da onu hep överdi. “O bizim cengaver Musa’dır, Yemen’e bize parayı getiren adam,” derdi.Nihayet terhis edilir. Daha önce komutanı Eşref kendisine ufak bir ev almıştır. Böylece hiç olmazsa barınacak bir yeri vardır.

Anadolu’daki istiklal mücadelesine destek için buradadır. Parası pulu, yoktur. Devlet erkânından paşalar O’na emeklilik teklif ederler. O, “ben bu yoksul, garip milletten emekli maaşı alamam” diyerek reddeder. O kalacak yeri olmayan Sudanlı Musa’nın bu cevabı aslında çok manidardır. Daha sonra Karaköy Gümrüğünde kahyalık teklif edilir. “Ben kâhyalık yapmam. Onu yaşlı bir Müslüman yapsın. Ben hamallık yapsam da olur.” Karaköy Gümrüğünde hem hamallık yapar, hem de geceleri Anadolu’ya silah kaçırılmasını sağlar.

İngiliz komutan General Harrington bir gün gümrükte gezerken Zenci Musa’yı gösterirler. Hani İngilizlerden üçyüzbin altın kaçırmıştı ya. Komutan, “Bizimle çalışırsan seni altına boğarım” diyerek Musa’ya bir teklif yapar. Musa ise şu cevabı verir: “Her teklif herkese yapılmaz. Bu teklif beni rencide eder. Benim devletim Osmanlıdır. Bayrağım ay yıldızlı bayraktır. Komutanım Eşref Bey’dir. Bu iş bitmedi. Sizinle mücadelemiz devam edecek.” Evet, tarihî bir cevap, hiç akıldan çıkarılmayacak… Bir iman eri ancak böyle bir şey söyleyebilir. Bu İngiliz küstahlığına bir Müslüman şamarıdır.

Bunca mücadele, bunca koşuşturmacada Musa’nın güçlü bünyesi zayıf düşer. Verem olur. Bir sanatoryuma yatırılma teklifini dahi kabul etmez. “Benim yerime orada daha muhtaç Müslümanlara bakılsın” der. Bavulunu alıp Özbekler Tekkesi’ne yerleşir. Bir süre sonra burada vefat eder. Bavulundan bir Mushaf’ı Şerif, Osmanlı haritası, Eşref Bey’in fotoğrafı ve kefen bezi çıkar.

Sudanlı Zenci Musa Trablusgarp’ta, Balkan Cephesinde, Çanakkale’de, Kudüs’te, Yemen’de ve Anadolu’da İstiklal Harbinde canhıraş bir gayret ve emekle mücadele etmiştir. Kuşçubaşı Eşref O’nun ölümünü duyduğunda şunu söylemiştir: “Ben Malta’dan kurtulup, Milli Mücadele’nin bayrağını açanlardan biri olmak şerefine mazhar olduğum günlerde, Musa o benim Arabım, veremden ölmüş.”

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 107
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 140
Kayıt tarihi
: 04.12.17
 
 

İlgi duyduğum alan tarih. Milli mücadele ve Osmanlı tarihine  odaklandım. Gözden kaçan tarihi şah..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster