Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '16

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
217
 

Cennetin arka bahçesi; aşk

Cennetin arka bahçesi; aşk
 

Sosyal Medya Günlerinde Aşk!


Sosyal Medya Günlerinde Aşk!

"İnsan kendini bir kadına duyduğu aşk yüzünden öldürmez. Aşk bizi tüm çıplaklığımız, sefilliğimiz, düşkünlüğümüz ve hiçliğimizle açığa vurduğu için öldürür."

Cesare Pavese

Aşk üzerine yüzyıllar boyunca çok şey yazılıp söylendi, Şairler, yazarlar, filozoflar, vatandaşlar, saf aşıklar ya da maşuklar herkesin mutlaka bir fikri ve zikri oldu. Aşk kimine göre kanatsız bir uçuş, kimine göre karşı konulamaz bir varoluş kimine göre de insanı insana tüm sevabıyla günahıyla anlatan bir olgu oldu. Cesare Pavese’nin de dediği gibi aşkı arayışımız ve düşmanlığımız aslında kabullenememekten geçiyor. Olduğumuz kişiyi olmak istediğimiz kişiye kurban etme dürtümüzden ileri geliyor. Aşkın büyüsüne kapıldıktan sonra bir insanın kendi ruhsal yolculuğunda yaşadığı olağandışı keşifler bize bizi anlatıyor.

Gündelik hayatta ne kadar sert ve tabuları olan bir insan olursanız olun, isterse tüm dünya size saygı duysun ya da tüm evrene hükmedin dilerseniz, aşk sizi gelip bulduğunda savunmasız ve sessizliğe gömülmüş olacaksınız. Her şey sizin dışınızda gelişmeye başladığında yaşamanın farklı bir düş olduğunu göreceksiniz, gülümsemenin tüm dünyadaki güzellikleri kucaklamakla eş değer olduğunu fark edeceksiniz ve yaşama arzusuyla kaybetme korkusu aynı anda aynı bedende aynı ruhun en derin noktalarında var olmaya başlayacak. Oturduğunuz bir mekanda içtiğiniz bir kahvenin tadı farklı gelmeye başladığında, hayatınızın her alanına sevdiğiniz insanı dahil etmeye başladığınızda ve yaşadığınız tüm o mükemmel anların harikulade bir aşk filmi setinden çıkmışçasına kusursuz olduğunu anlamaya başladığınızda aşk denen kavramın yüceliğine de inanmaya başlayacaksınız Ne yürüdüğünüz yol artık eskisi kadar bulanık olacak ne de sevişmek eylemi dünyadaki cenneti ve huzuru size bu derece farklı bir bakış açısıyla sunacak. Fakat artık günümüzde bu kavram yaşananlardan çok yaşanmamış hayatların içine serpiştirilmeye başladı. Sosyal mecralarda yazılıp çizilenlere bakarsanız insanların kabullenmediği kişiliklerini olmasını istedikleri formlara dönüştürmeye çalıştığını anlamanız zor olmaz. İşte tam da bu yüzden Cesare Pavese’nin dediği gibi İnsan kendini de kendisine sunulan aşkı da  bir kadına duyduğu aşk yüzünden öldürmez. İnsan  o aşkın o insanın içindeki sefillikleri tüm çıplaklığıyla ortaya dökmesini kabullenemez ve bu yüzden yaşadığı her güzel şeyi elleriyle bir anıya dönüştürür, kısacası katleder hayattaki en büyük şansını. Sosyal mecralara baktığınızda herkesin gazeteci, yazar, oyuncu, tiyatrocu, şair, seslendirmen, aşık, aktivist, hümanist, insanüstü Titanist bir varlık olduğunu görürsünüz, aslında bir hiç olduğunu bildiği halde zerresini bile yaşayamadığı yaşanmışlıkları zevkle yazar, ortaya döker, selfie üstüne selfie çeker ve ucuz hayatının aslında ışıltılı değil karanlık yönlerini bize sunar eğer görebiliyorsak ve aşkı sadece tanımlardan, kavramlardan, denkliklerden, mesajlaşmalardan, aramalardan, kıskançlıklardan ibaret görür.

Aşk sokaklarını ezbere bildiğiniz bir şehri, her seferinde yeniden ve aşkla keşfetme şansı sunar size ve siz binlerce kez yürüseniz de o yollarda yine de tatmin olamayacak kadar hissediyorsunuz artık yaşadığınız her şeyi…

Aşk’ın ne olduğuyla ilgili bir tanım yapmak bana düşmez açıkçası, fakat Türkiye gibi ülkelerde bu kadar ucuz perspektiflerle kolay kolay yaşanacak bir şey olmadığının yeterince açık olduğunu biliyorum.

Aşk hissetmekten geçer, Aşk sevmekten geçer, Aşk içinde filizlenen duyguların dışa sosyal mecralarda dışa vurulmasını gerektirmeyecek kadar özel bir duygudur, Aşk anlamaktan, anlatmaktan, anlamlandırmaktan ve kabullenmekten geçer. Aşık olduğunuz insanın sizin için kim olduğu, ne olduğu, nasıl yaşadığı, neler yaptığı, neleri sevip sevmediği, denklikleri, aradaki uyum ya da uyumsuzluklar, yaş farkı, statü farkı, inanç farkı, perspektif farkı gözetmeyecek kadar onurlu ve sıradışı bir duygudur.

Size ben Napıyorum! Dedirtmeyen, tabularınızı yıkmayan, sizi sizden almayan, tüm dünyayı sevmenizi sağlamayan hiçbir şey aşkın sınırları içinde var olamaz kaldı ki zaten aşkın bir sınırı da yoktur. Sınırsızlıktır aşk, sizi kendi sınırları içinde hapsedecek kadar!

Herkese bir bakışı var ölümün.
Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.
Bir ayıba son verir gibi olacak,
belirmesini görür gibi
aynada ölü bir yüzün,
dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı.
O derin burgaca ineceğiz sessizce.”
                                        Cesare Pavese

Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak, bir ayıba son verir gibi olacak…

Yaşayın sadece, hissedin, inanın, aşık olun, aynı sokakları, yürüdüğünüz yolları tekrar tekrar keşfedin ve utanmayın, düşünmeyin, kapayın kulaklarınızı söylenenlere ve herkese.

Oyun bittiğinde ve siz o çukurun içine girdiğinizde sadece yaşadıklarınız ve yaşattıklarınız kalacak geriye, tek başınıza gireceksiniz o karanlık çukurun içine eğer şanslıysanız ruhunuz çekilirken bedeninizden başka bir ruhu alıp götürecek bu boktan dünyadan Tanrı’nın yarattığı en güzel cennetine…

Aşkla ve sevgiyle kalın, hissederek, severek ve ‘ Aşk’ denen kavramın bu dünyaya ait olamayacak kadar mükemmel bir kavram olduğunu bilerek, Aşk bir insanın karşısına hayatı boyunca yalnızca bir kez çıkar, eğer şanslıysa belki iki ama daha fazlası değil…

Bırakın aşkın sizi dönüştürdüğü insan olun, aşkı dönüştürmeye çalışan bir aptal olmaktan her halükarda iyidir bu…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 155
Kayıt tarihi
: 16.04.16
 
 

23 Yaşında hayatın tüm acı gerçeklerini iliklerine kadar hissetmeye tekrar tekrar başlamış bir ad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster