Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
75
 

Cennetin dağlarında çiçek toplayan Julia

Cennetin dağlarında çiçek toplayan Julia
 

Biliyor muydunuz; cennete en güzel çağımızda gidiyormuşuz. Tanrı “Bu ne hal, ne yaptınız kendinize, ben herkesi güzel yarattım, benim yarattığım gibi geleceksiniz ”diyormuş ve güzel olmayanı cennete almıyorlarmış.
 
İnsanları bir dilim karpuz ya da bir külah dondurma gibi görüyorum.
 
İyi insanı tanımlayabilmek için onu yaşamında en iyi olduğu dönemde test etmeliyiz. Adam mezarın önüne gelmiş; ağzı kokuyor, burnu akıyor, öksürük, tıksırık, şaşı bakıyor… Burada adamlık testinden önce sanırım sidik testi gerekir.
 
Asaletmiş, onurmuş, faziletmiş hiç beni ilgilendirmiyor. Ben dünya denilen üç günlük hayatta göreceğim, karşılaşacağım kişilerin bana ne vereceğine bakarım. Yaşamak budur, gerisi b…lu dereye akan sudur.
 
Etten, kandan canlı yaratık olmamız hesabıyla görünüşümüz, tadımız, kokumuz, sesimiz ön plana çıkıyor. Bunları değiş tokuşla ya da para ve mal karşılığı alıyoruz. Mönüye kuzu sesi, tavşankanı çay falan da katıp servilerin altına doğru uzun bir yolculuğa çıkıyoruz.
 
Hayatı böyle tanımladığınız zaman iyi insanın tanımı da değişiyor. Bu durumda iyi insan ayakkabıları boyalı ve pantolonu ütülü kimsedir diyeceğim ama moda, tip, fiyaka, tarz gibi asla hayır diyemeyeceğimiz kişilerin haklı kotaları karşımıza çıkıyor. Dizleri yırtık, taşla ezilmiş blucin kotlar değerlendirme yapmamızı zorlaştırıyor.
 
İnsanın görünüşü kendisidir. İçini görme şansımız var mı? O halde dışını kabul etmek zorundayız. Burada bakımlı olma ve estetik görünüş iyi insan özelliklerinin tespitinde ana kriter oluyor. İki zorluğumuz var ama. Tariflerini ve anlayışlarını reddettiğimiz klasik yaklaşım “Eşeğe semer vursan…” bildik söylemiyle “ Bestmodel insan” seçiminde konuyu kişilik, yürek, maneviyat gibi gerçekte insanlığın uçurumları olan belirsiz karanlıklara götürecektir.
 
Ayrıca insan eşek olarak doğmaz. Bu arada zavallı hayvanları da kabalığın simgesi gibi göstermeyelim lütfen. Eşek olarak doğmadığımıza göre öyle davranıyorsak ortada bir eksiklik vardır. İddiam odur ki en kötü karakter bile tedavi edilebilir.
 
Bütün herkesi es geçerek Bestmodel insanı aradığımız yer doğru ama buradaki mevcut örnekler doğru mu bakalım. Bu durumda iyi insanın tespitinde bakımlı olma ve estetik görünüş en önemli insan özelliği oluyor.
 
Yaratanın kişilere bedensel güzellik olarak eşit davranmadığını bu nedenle estetiğin ön plana çıkarılmasının doğru olmayacağını öne sürenler olacaktır. Asla kabul etmiyorum. Yaratan kişilere eşit davranmış, bizleri daha çirkin ya da daha güzel yaratmamış, farklı yaratmıştır. Sağlık ve bakımsızlık nedeniyle oluşan şekil bozukluklarının da zaten sorumlusu biziz.
 
Maddi imkânsızlık, bilgi ve kültür yetersizliği nedeniyle herkesin kendinde bu özelliği yaratamayacağı da doğrudur. Ancak fakirlik haklı bir mazeret değildir. Türkiye’de insanların fakir olmasını gerektiren bir durum yoktur. Ülke büyük, toprak yeterlidir. Burada fakirlik değil akılsızlık söz konusudur. Senin ülken 500 milyon insanı doyurur; sen çöpten ekmek topluyorsun. Hadi be! Çalışacak, isteyeceksin; vermiyorsa zorla alacaksın.
 
Dediğimiz gibi vitrinlere bakanlar akıllı insanlardır; dükkânın içine girenler ise daha da akıllı. Hayat ve insanlar da birer vitrindir. Onları seyretmeli hatta içlerine girmeliyiz. Buradan insanın kendini arz eden, gösteren bir varlık olması gerektiği ortaya çıkıyor.
 
İşte, iyi insanın ikinci özelliği de burada kendini gösteriyor. Bizi seyredenlere, isteyenlere, arayanlara, almak isteyenlere onların hoşuna gideceğini düşündüğümüz özelliğimizi göstermek. Bu, bedensel bir cazibe olabilir, bir zekâ pırıltısı, yetenek veya bir gayret şırıltısı olabilir.
 
Gayret şırıltısı diyoruz ama çalışkanlık aslında iyi insan özelliği değildir. Çalışma insanın çekici olma özelliğini yok eder. Çalışanlar mutsuz, sinirli, bakımsız ve çirkindirler. Asilzade ve zenginlerin çalışanları eş olarak seçmemeleri biraz da bundandır. Burada amele tarzı çalışma kastedilmiştir; hobi olarak yapılan özel iş, meslek ve sanatlar ayrı tutulmalıdır.
 
İyi insanın üçüncü özelliğini bulmak için bayağı zorlanacağım galiba. Çünkü çok aday var. Seçici olmak, yaratıcı olmak, romantizm, gizem, sonsuz hayata inanmak, değişim ruhlu olmak, natürel kişilik, doğa ve hayvan tutkusu, sporcu ruhu, metafizik tutkunu, sanat tutkunu, özgürlük… ve daha neler neler.
 
Madde 3 diyor ve hiç düşünmeden seçici olmayı seçiyorum. Evet, iyi insan mutlaka seçici olmalıdır. Siz çöplük müsünüz her şeyi kabul edesiniz. Beğenmediyseniz almayacaksınız. Seçmezsen kalite ortaya çıkmaz. Seçmek aşağılamak, dışlamak ayrım yapmak değildir. Pazarda Nimet abla bile seçiyor, ne var ki bunda? Herkes seçecek ki kötüler ortaya çıksın. Sen seçeceksin, seni de seçecekler. Kriter belli: Kim daha çok beğenilirse.
 
Burada özellikle bir konunun altını çizmek istiyorum. Böyle, insanları analize tabi tutmamız konusunda şu maneviyat/insaniyet/adabı muaşeret tayfası ayrımcılık yapıldığı iddiasında bulunabilirler. Saf insanları kandırabilirsiniz. Saygıdan bahsedip zavallı insanlara ayakkabılarınızı sildirebilirsiniz. Korkut riyakârlığınızı şamar gibi yüzünüze vurur. En büyük ayrımcılık zatı muhteremlerinize mahsustur.
 
Biliyorum ki bu maddeye de itirazlar olacak. Allahın yarattığının neyini seçeceksin, diyecekler. Ben Allahın yarattığını seçmiyorum; yaratanın eserinden bana gösterileni seçiyorum. Çamurlu yüzü öpemem herhalde.
 
Çoğu insan sahip oldukları imkânlara göre seçilme şanslarının düşük olacağını ve bunun adil olmadığını söyleyecekler. Kimin ne aradığını, nasıl bir özellik güzellik istediğini ne biliyorsun? Kâinat güzeli yerine örgülü saçlı Fadime’yi seçeceğim belki. İçin rahat olsun.
 
Paylaşımcı olmak makbul bir insan özelliği değildir. Çünkü paylaşımcı kişiler ellerindekini avuçlarındakini ona buna dağıtıp fakir olurlar ve biz onlara bakmak zorunda kalırız. Tam fakir olacakları sırada öleceklerse sorun yok, her şeylerini dağıtsınlar; hatta bana da versinler hahahahaha!
 
Karizma, sunum ve seçici olma. “Bestmodel insan” a doğru ilerliyoruz. Dördüncü özelliğin belirlenmesini sizlere bırakıyorum. Hadi ama geç kalıyoruz! Karar veremediniz değil mi? İpucu vereyim size. Kullandığınız ilacın giderilemeyen yan etkisi olmayacak, artı herkese uyacak. Biz belki 100 yıl yaşayacağız ama neslimiz kıyamete kadar gidecek. Yani imkânımız bugün olmazsa yarın olur. Bu nedenle imkânsızlıkları dikkate almayın.
 
“Değişim ruhlu olmak” kıl payı geçti çizgiyi. “Özgürlük tutkunu olmak” çok zorladı. Lakin zaten bilinir ki özgürlük değişimle özdeştir neredeyse. Değişim için özgür olmaya ihtiyaç vardır, özgür insan da mutlaka değişim ruhludur. Yine de bazı özgürlerin değişim ruhu taşımadığını biliyoruz. Özgür olduğunu söyleyen sosyalist yazar bedestende nargile içiyor. Padişah kaftanını çıkarıp vezir kaftanı giymek değişim değildir.
 
Bu sıralamadan memnun olmadım. Ben özgürlük diyecektim. Mızıkçılık ettiniz. Başlarım demokrasinize sizin!
 
Bakmayın 5. sırada yer aldığına, özgürlük iyi insanın en önemli özelliği. Bu ülkede herkes özgür olduğunu söylüyor. Ben de gülme ihtiyacımı buradan gideriyorum. Kimine göre çatır çutur armut yemek bile özgürlükmüş. Önceden yapamadığın bir şeyi şimdi yapabiliyorsan özgür olduğunu sanıyorsun. Sen önceden bunları yapamıyor olabilirsin ama Alaska’nın ayıları bin yıl önce yapıyorlardı naber!
 
Bilgili ve kültürlü olmak sanki iyi insan özelliği gibi görünüyor ya içimde yine de şüpheler var. Kitaplar tahtakurusu ve toz üretiyor. Bilgili ve kültürlü olmak için sayfaları çevirmek zorundayız. Keşke kitapları yıkayıp ütüleyerek okuma imkânımız olsaydı. Hijyen endişemiz olmazdı hiç değilse. Öksüren, hapşıran bir Bestmodel düşünsenize. Ayrıca okumuş kişiler ukala oluyorlar. Her şeyi bilmeleri adamı sinir ediyor. Ben tanıdıklarımı mal oğlan tarzı kişilerden seçiyorum. Sadece acıkınca konuşuyorlar. Ya uzatmayayım ama bilgili ve kültürlü kişileri ben iyi insan olarak düşünemiyorum. İki gıcık espri için bu kadar ağız kalabalığı çekilmez doğrusu. Hacıcavcav bir karakterim var, karabaşın kuyruk sallamasına bile gülüyorum nasılsa.
 
Yaratıcı olmayı iyi insan özelliklerinin altıncı sırasına koyuyorum. Yaratıcı olmak iyi bir özellik ama yaratıcı insanları sevmiyorum. Pek yırtık dökükler. Hijyen dertleri ve sağlık endişeleri yok. Aslında hayatları da yok. Erkenden ölüyorlar. Bu nedenle yaratıcı insanların eserlerini alıp kendilerini çöpe atacaksın ve mezarlarına da yalancıktan “sana minnettarız” yazacaksın ki diğerleri bu gazla daha çok şey yaratsınlar.
 
Metafizik tutkunu, ruh çağıran, yıldızlara fal açan kimseler iyi insanlardır ama bunların iyiliğinin kimseye faydası olmaz. Çünkü işlerine ve mesleklerine kendilerini o kadar kaptırırlar ki gerçek dünya ile bağları kopar, hepsi de sonunda psikolojik olurlar.
 
Ben acayip fal bakarım. Ama gülerek, dalga geçerek ve yalan söylediğini bilerek. Herkes benim gibi akıllı değil ki. Saftiriklere bir şey bildiğini ispat etmek için bazı meslektaşlarım kendini kaptırır gider. Sonra da onun falına bakarlar hahahahaha!
 
Sonsuz hayata inanmak olağanüstü bir iyi insan özelliğidir lakin böyleleri evreni beşerde pek bulunmaz. Benim gibi özel insanlara mahsus çok farklı bir düşünsel yaşam resitalidir. Sıradan birine sonsuz hayattan bahsetsen sana salak der. Sonsuz hayat var mıdır? Şu anki bilgilerimize göre elbette ki hayır. Bu bir motivasyondur. Bin yıl yaşayacağını düşünerek hayatını düzenlersen 60 yıllık ömrün 100 yıla çıkar.
 
Romantizm Bestmodel’a neden aday oldu bilemiyorum. Tamam, popülersin; seni bir türlü tarihin karanlıklarına gömemedik gitti anasını satayım. Mevsimlerin yüzünden. Kuş, böcek, ağaç, çiçek, sonbahar rüzgârları, Alpler'de ski, Maldivler’de rüya… Buz çağı geri gelsin de görürsün!
 
Zati işaretler de var, küresel ısınma, evrensel soğuma filan. Son duanı et, ıslak mendil suratlı. Şuna bak ya, memlekette kuş koymadı, gözlerimizde yaş koymadı. Sen Müslüm Baba’ya müracaat et, jiletçilerle final yaparsın hahahahaha!
 
Gizem de herkese göre değil. Kerim Korkut ölmüş. Bin yıl sonra mezarını açmışlar. Kemikler darmadağın. Dikkatle bakmışlar; şekilde “Bilmiyorum” yazıyormuş. Va mı içinizde böyle bir babayiğit? Siz bırakın sırrı, sırdaşı, uzun saçlı Gizem’le idare edin. Gizem iyi insan özelliği olabilir amma sizde bulunması imkânsız hahahahaha!
NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sen dünyadaki cennetini bulduysan bizim için problem yok..her iki tarafı bırak inananlar düşünsün ..sanat toplum içindir..başkalarının görmediği beğenmediği paraya dönüşmeyen eser sanat eseri değildir..

savas barka 
 25.12.2016 21:42
 

Merhaba, Sen bizi çok sıkıyorsun arkadaş!.. Şunun şurasında üç günlük fani dünya sonrası sonsuz cennet. Hiç uğraşamam doğrusu ;)))) Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 24.12.2016 17:28
Cevap :
Cennet bize düşer mi, adamlar tapulamışlar sanki baksana.  25.12.2016 14:31
 

Madem Cennete güzelleri alıyorlar öyle ise ben yandım bana Cennet haram. Hemen gidip bir estetikçinin önüne oturup güzelleşeyim. Selamlar güzellikler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 24.12.2016 17:20
Cevap :
Ben de gidemem abla, bu kadar nur yüzlü varken...  25.12.2016 14:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 4455
Toplam yorum
: 12124
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 683
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster