Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
2799
 

Cennette iki pehlivan: Yaman Okay, Yavuzer Çetinkaya

Cennette iki pehlivan: Yaman Okay, Yavuzer Çetinkaya
 

Zeki Ökten’in “Pehlivan” filmini bilirsiniz. Ailesini geçindirmek için Libya’ya işçi olarak gitmeyi kafaya koyan, ancak istek sırası bir türlü gelmeyince çaresizlikten baba mesleği pehlivanlığa başlayan Bilal’in hikayesinin anlatıldığı, 1984 yapımı Pehlivan’ı... Geçen yıl TRT’nin çeşitli kanallarında sık sık ekrana gelirdi. Filmi önceleri de izlemiştim ama hemen bütün Türk filmlerini olduğu gibi Pehlivan’ı da her tekrar gösteriminde severek bir kez daha izledim.

Başrolünde Tarık Akan’ın, yardımcı rollerde de Meral Orhonsay, Yaman Okay, Yavuzer Çetinkaya, Erol Günaydın, Tûluğ Çizgen, Orhan Çağman gibi usta oyuncuların rol aldığı filmde, pehlivanlık mesleği simgesi etrafında, modern yaşamın geleneksel değerleri, meslekleri ve insan ilişkilerini nasıl da yozlaştırıp değiştirdiği anlatılır. Güzel bir filmdir, her defasında biraz hüzünle ama hep ilgiyle izlerim. Diyaloglarını, konunun işleniş tarzını severim. Şimdi burada filmin teknik başarısını, sinema dilini irdelemeye girişmek istemiyorum, zaten onu başarabileceğimi de sanmıyorum. Bir seyirci olarak izlediğimde beğenirim, o kadar. Sevmemde oyuncuların insanı filmin içine çeken sıcaklığının payı büyüktür sanırım. Başroldeki Tarık Akan dahil filmde görev alan oyuncuların hepsi Türk sinema seyircisinin çok alıştığı ve çok sevdiği oyunculardır.

Türk filmlerinde alışılmışın tersine filmin sonu kötü biter. Ustasının yardımıyla birkaç müsabaka ve yanı sıra küçük ödüller kazanan pehlivan Bilal büyük ödüllü turnuvanın finalinde rakibine yenilerek ailesinin, arkadaşlarının ve ustasının bütün beklentilerini boşa çıkarır. Pehlivan Bilal’in öyküsünün arka fonunda yerel amatör sporcuların içinde bulundukları ilkel koşullar ve imkânsızlıklar da sergilenir.

Bu hüzünlü filmi çok severim. Ama benim en çok aklımda kalan sahnesi hikayede dolgu malzemesi gibi duran ya da ancak dolaylı bir ilişkisi bulunan bir sahnedir: Bilal, ailesi, ustası Tevfik ve arkadaşları deniz kenarına pikniğe giderler. Piknikte rakının etkisiyle keyifler yerine gelip eski günler hatırlanınca eski pehlivan Tevfik rolündeki Yaman Okay ve Almancı Cevdet rolündeki Yavuzer Çetinkaya kumların üzerinde peşrev çekip güreşmeye başlarlar. Geçen yıllarda filmi ikinci ya da üçüncü kez seyrederken Okay’ın da Çetinkaya’nın da artık hayatta olmadığını fark ettim. Bir filmdeki o sahneye baktım, bir onların şu an nerede olduklarını düşündüm. Kaderleri ve rolleri az çok birbirine benzeyen bu iki klas oyuncu acaba o güzel oyunlarını öte dünyada da sürdürüyor muydu? Yine kumların, çimenlerin üzerinde peşrev çekip “film icabı” güreşiyorlar mıydı?

İkisi de bu dünyadan çok erken yaşlarda göçüp gitti. Okay, öldüğünde 42, Çetinkaya 44 yaşındaydı. Arkalarında hem perdede hem gerçek hayatta çok güzel sahneler bıraktılar. Türk tiyatrosu ve sinemasının bu iki değerli oyuncusu ne zaman ekranda karşıma çıksa içim acır. Bizimkiler dizisinde, Tatar Ramazan’da, Piano Piano Bacaksız’da, Deli Deli Küpeli’de ve daha birçok filmde...

Yaman Okay da Yavuzer Çetinkaya da yakından tanıyıp sevdiğim abilerim gibi gelirdi. Hayatımızda eksilen yüzlerin en babacan, en kanka ve en harbilerinden ikisiydi onlar. Keşke biraz daha uzun ömürlü olsalar da daha sık çıksaydılar karşımıza. Onları özlemiyorum desem yalan olur.

Şimdi her nerdeyseler umarım - ki, cennettir büyük ihtimalle mekanları - yine yan yana iki kafa dengi arkadaş olarak rakılarını içip güreş tutuyorlardır. Cennette rakı içilir mi içilmez mi bilemem ama sonsuz ve zümrüt yeşili bir çayırlığın varlığından eminim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İyi insandı, iyi filmdi... Hoca efendi de soruyor nasıl bilirdiniz diye, cevap hazır, iyi bilirdik... İyilik ve kötülük unutulmayan iki sözcük... Saygılar.

Latif 
 12.04.2007 17:44
Cevap :
Selam Latif Bey dostum, evet ikisini de iyi bilirdik. İkisine de Allahtan gani gani rahmet diliyorum. Saygılar...  12.04.2007 21:00
 

"eski"lerin adı ve tadı bir başka oluyor sanki ya da bana mı öyle geliyor bilmiyorum. "eski" filmler, şarkılar, sanatçılar hepsi daha özel ve güzel. kimbilir yerine uygun "yeni"leri bulamayıp koyamadığımızdan belki. rahmetli yaman okay' bende çok beğenirdim. ölüm yıldönümünde kendimce o'nu anmak adına bir de blog yazmıştım hatta. bir de rahmetli orçun sonat'ı aniden kaybetmek hissettiklerimi yazıya dökecek kadar çok üzmüştü beni. güzel olan herşey neden bu kadar çabuk çıkıp gidiyor ki hayatımızdan?

beenmaya 
 12.04.2007 12:56
Cevap :
Sevgili Özlem, yorumunu görünce dönüp o yazını okudum. Orda dile getirdiklerine aynen ben de katılıyorum. Eskileri bu kadar çok sevmemizin nedeni, onların gerçekten iyi olmalarının yanı sıra biraz bizim de o günlerimizi aramamızdan kaynaklanıyor galiba. Hayatımızda öyle büyük ve farklı bir yer tutuyorlar ki gittikleri zaman yerleri asla doldurulamıyor. Sevgiler, selamlar...  12.04.2007 14:12
 

toprakları bol olsun.

erol aslan 
 12.04.2007 8:34
Cevap :
Dileğinize ben de katılıyorum Erol bey, toprakları bol olsun. Sevgiler...  12.04.2007 13:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3545
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster