Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

18 Mayıs '09

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
784
 

Cephane değil, kafa götürüyoruz

Cephane değil, kafa götürüyoruz
 

19 Mayıs 1919. Mustafa Kemal ve bir avuç yürekli insanı İstanbul’dan alıp Samsuna, Anadolu’ya götürecek olan vapurun adıdır Bandırma.

Bandırma vapuru bu nedenle Türk tarihinde “önemli” bir yer tutmaktadır. Bandırma İstanbul Galata’dan aldığı bir avuç “cesur yüreği” Karadeniz’in azgın sularına ve takipte ki İngiliz kuvvetlerine yakalanmadan bu insanları Samsun’a taşıyacak, Anadolu’yla kucaklaştıracaktır.

Bandırma yaşlanmış ve yıpranmış yapısına rağmen, azgın dalgalardan korunabilmek için ve herhangi bir tehlike anında bu “bir avuç cesur yüreği” karaya bırakabilmek için, Mustafa Kemal’inde isteği doğrultusunda “kıyıdan, kıyıdan” pupa yelken yol almaktadır.

Bandırma daha İstanbul’u terk etmeden, Kız Kulesi açıklarında İşgal kuvvetlerinin dikkatini çekmiş ve İngilizler vapurda arama yapmaktadırlar.

Gemide yapılan arama bitmek üzeredir. Gemide görevli bir er yavaşça Mustafa kemale yanaşarak ve usulca:

—Komutanım, düşman askerleri gemimizde silah ve cephane arıyorlar.

Mustafa Kemal erin verdiği bu bilgiye “bıyık altından” gülümseyerek, erine o çok önemli cümleyi fısıldayıverdi:

—Budala herifler! Bizim silah, cephane değil, kafa götürdüğümüzü bilmiyorlar mı?

Evet, Mustafa Kemal çok doğru söylüyordu. Bu köhne Bandırma, İstanbul’dan, Samsuna, Anadolu’ya “cephane ve silah” götürmüyordu. Bandırma Samsun’dan bir “güneş gibi doğacak cesaret ve iman çiçeklerini, cesur yürekleri” götürüyordu.

Bandırmayı; Ölümden korkmayanlar, ölümü Anadolu halkı için beyaz kefene bürünmüş, seher yeline bağrını açmış bir avuç cesur yürek doldurmuştu.

Bandırmayla birlikte bu “cesaret ve iman çiçekleri” üç gün boyunca siper ettiler göğüslerini, Karadeniz’in azgın dalgalarına.

Üç günlük yolculuğun sonunda, yorgun Bandırma sinesine aldığı “bir avuç cesur yüreği” Anadolu’nun bağrına, Samsun’a bırakmayı başarmıştı.

Bandırma bu yolculukta “çok yorgun ve bitkin” düşmüştü. Ama çokta mutluydu Bandırma. Sinesine aldığı “vatan evlatlarını” zor ve yorucuda olsa Anadolu’ya, Samsun’a taşımayı başarmıştı.

Şimdi ise bu “cesaret ve iman çiçeklerini” bağrına bıraktığı Anadolu kucaklayacak, Onlarla birlikte yürüyeceklerdi.

Anadolu’da tıpkı Bandırma’nın yaptığı gibi yaptı. Mustafa Kemal ve arkadaşlarını “bağırlarına basarak” Türk Kurtuluş destanının ilk mısralarını Samsundan, 19 Mayıs 1919 da başlatarak, 9 Eylül 1922 de İzmir’de vali Konağında, Kordonda son mısraları, son noktayı koydu.

19 Mayıs 1919.

Yüreklerde ki “ o cesaret ve iman çiçeklerini, bir milletin yoktan var oluş destanını yaratan Mustafa Kemal ve arkadaşlarını minnetle ve saygıyla anıyor,

İyi ki vardınız, iyi ki bu ülkeyi kurtardınız, Cesur yürekler.

Gençlik ve Spor Bayramını bir kez daha kutluyor, sizleri Cahit Külebi’ nin mısralarıyla baş başa bırakıyorum.


Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı,

Selam durdu, kayığı, çaparası, takası,

Selam durdu tayfası.

Bir duman tüterdi, bu geminin bacasından,

Bir duman,

Duman değildi bu,

Memleketin uçup giden kaygılarıydı.


Samsun limanına bu gemiden atılan,

Demir değil,

Sarılan anayurda,

Kemal Paşa’nın kollarıydı.


Selam vererek Anadolu çocuklarına,

Çıkarken yüce komutan,

Karadeniz halini görmeliydi.


Kalkıp ayağa, ardı sıra baktı dalgalar,

Kalktı takalar,

İzin verseydi Kemal Paşa,

Ardından gürleyip giderlerdi,

Erzurum’a kadar.


CAHİT KÜLEBİ.


Sonsuzluk (Osman Özeker)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 284
Toplam yorum
: 232
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 2947
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster